Evlerimiz "Darul Erkam" olmalı

Örnek - Halis Bilgi - Bizim Aile

  /   1957   /   20 Nisan 2015, Pazartesi

Milligazete
 Yazdır

Hz. Peygamberin (sas) talim ve terbiye sahasındaki çok önemli bir modeli olan Darül-Erkam örnekliği çok iyi öğrenilmeli ve bu çağa taşımanın usulüne dair ciddi gayretler ortaya konmalıdır.

İslami aile ve islami toplum modelinin temeli Darul Erkam

  

Bu nebevî örnekliğin doğru bir biçimde tespiti, bize özelde yetişkinlerin eğitimi olmak üzere, eğitim ve öğretimin her alanında nebevî bir modelin nasıl olması gerektiğini sunmaktadır.

Bir evden ne çıkar ki? İşte bir evden ne çıktığının en büyük cevabı Darü’l-Erkam’dır. Allah Resulü’nün (sas) muallimliğinde kurulan bu medrese, 23 yıllık risalet davasını omuzlayacak, nüve/çekirdek kadronun oluşmasına zemin olmuş, burada yetişen tabir caiz ise bu tohum nesil, koca İslam ümmetinin kökü ve temeli olmuştur.

 “Gelin Benim Talebem Olun”

Peki, bir daha evler Darü’l-Erkam gibi ol(a)maz mı? Bizler hep o saadetli çağın, saadetli insanlarının sadece kıyl-u kâllerini/dedikodularını mı yapacağız? Elbette ki hayır! Bizler çok iyi biliyoruz ki; Darü’l-Erkam, Efendimiz’in (sas) bize bir miras olarak bıraktığı nebevî bir tereke, yeniden tekrarı mümkün olan bir model ve örnektir. Aramızdaki tek fark 14 asırlık bir zaman dilimi ve coğrafyanın değişikliğidir. Bugün başta kendi evlerimiz olmak üzere, tüm İslami hizmet alanlarımız birer Darü’l-Erkam adaylarıdır. Bizlerin ellerine teslim edilen bu nimetleri, Darü’l-Erkam modeli ile çağın dili ve idrakini dikkate alarak yeniden yapılandırmak zorundayız. Çünkü Darü’l-Erkam ve bu destan evin sahibi olan Erkam b. Ebî’l-Erkam, bize en gür sedası ile seslenmekte ve “nasıl ideal İslam şahsiyeti olunur ve nasıl İslam şahsiyetleri yetiştirilir?” bunu öğretmektedir. O bize “gelin Benim talebem olun” diye davetiye göndermektedir. Bu sahabîce davetiyenin altına küçücük bir not iliştirilmiştir. O notta denilmektedir ki: “Eğer benim talebem olmazsanız, eğer evlerinizi Darü’l-Erkam’lara, sofralarınızı Suffa’lara çevirmezseniz, unutmayın ki evleriniz Daru’n-Nedve olur. Ben Darü’l-Erkam olmayacağım demeniz ya da bu konuda gayret içerisinde olmamanız, aslında “ben Daru’n-Nedve oluyorum” demek anlamına gelecektir. Çünkü tabiat boşluk kaldırmaz, sizin boş bıraktığınız yeri birileri dolduracaktır. Eğer evleriniz Daru’n-Nedve olursa ne olur biliyor musunuz? Artık evlerinizde bereket adına hiçbir şey kalmaz, evlerinizde huzur namına hiçbir şey durmaz ve böyle evlerde iki cihan saadetini sağlayacak herhangi bir zeminde kalmaz.” Bu uyarılar sizce çok yerinde ve isabetli değil mi? Bugün Darü’l-Erkam olma yolunda yürüyenlerle, hiçbir şey yapmayıp yatanların evlerine baktığınız zaman çok rahat bir şekilde bunları göreceksiniz. Peki, neden böyledir? Çünkü bu iki evin azıkları farklıdır, iki evin gündemleri farklıdır, iki evin dünyaları çok farklıdır. Farklı oldukları için de elbette ortaya çıkan sonuçlar da farklı olacaktır.

Evlerimiz Darün Nedve olmasın

Darü’l-Erkam olmaya aday evlerin azıkları; Kur’an’dır, ilimdir, irfandır, hikmettir, seccadedir, gözyaşıdır, merhamettir, sevgidir... Bu ev inşa olmayı ve inşa etmeyi düşünür. Bu evin sakinleri boş işlerin değil, ulvi işlerin sevdalılarıdır. Bunun için bu evin sakinleri kavga etmeye dahi fırsatları olmayanlardır. Hal böyle olunca elbette ki, böyle bir evden bu çağın Mus’abları, Hamzaları, Alileri, Ebû Dücaneleri, Nesibeleri, Sümeyraları, Aişeleri yetişecektir.

Ya böyle olmazsa? O zaman o ev, adı ne olursa olsun Daru’n- Nedve olmaya adım atmıştır. Daru’n-Nedve olunca bu evin azıkları, gündemleri, dünyaları tamamen farklılaşacaktır. Eğer bir ev Daru’n-Nedve olmuşsa o evin azıkları; kavgadır, gürültüdür, tahammülsüzlüktür, kanaatsizliktir, dedikodudur, küfürdür, gıybettir, boş iş ve sevdalardır. Bu ev kendini boş işler uğruna imha ettiği gibi başkalarını da imha etmeyi düşünmeye başlamıştır. Bu evin öğretmeni artık insanın en büyük düşmanı olan şeytan olmuştur. Şeytan bu evin sakinlerinin dostu olmuş, onları daha da yoldan çıkarmanın yollarını bulmaya koyulmuştur. O halde bizim başka alternatifimiz, başka bir yolumuz, başka bir çaremiz var mı? Ya evlerimiz Darü’l-Erkam olacak, orada yiğitler yetişecek, ya evlerimiz Daru’n-Nedve olacak Allah muhafaza etsin oradan adı Ahmet, Mehmet, Mustafa da olsa, Ebû Cehil ve Ebû Leheb zihniyetli, yada o zihniyetlere hizmet eden adamlar yetişecektir. Bundan dolayıdır ki, Hz. Peygamber’in (sas) talim ve terbiye sahasındaki çok önemli bir modeli olan Darü’l-Erkam örnekliği çok iyi öğrenilmeli ve bu çağa taşımanın usulüne dair ciddi gayretler ortaya konmalıdır.

Hz. peygamberimizin ashabı o evde yetişti

Efendimizin (sas) sağının adamı olan Hz. Ebû Bekir… Varlığını ilk günden son güne kadar risalet davası uğruna vakfeden, sadakat timsali o abidevi şahsiyet... Allah Resulü’nün (sas) solunun adamı olan Hz. Ömer bu evde iman etmiş, bu evde Hatttab’ın oğlu olmaktan, Kur’an mektebinin oğlu olmaya adım atmış, Farûk lakabının sahibi olmuştur. Ümmetin Yusuf yüzlüsü ve Yusuf özlüsü Hz. Osman da bu evde pişmişti. Hayânın, edebin ve iffetin temsilcisi olarak hayâsız bir çağda yaşamak zorunda kalacak olanlara hep nasıl yaşanacağını gösterme adına… Hz. Ali bu evde yetişecekti. Risalet davasının abisi Ali, bu evde, yeri ve zamanı geldiğinde; “kalkmak için değil, ölmek için yatağıma yatacaksın” diye bir emir duyduğunda, “Lebbeyk Ya Resulullah!” deyip o emre icabet edecekti. Gün gelecek Bedir’in meydanına, gün gelecek Uhud’un eteklerine, gün gelecek Hendek’in çukurlarına, gün gelecek Hayber’in kalelerine hep “Lebbeyk” deyip atılacaktı. Bu evde yetişecekti, hanımlar âleminin sultanı olan Hz. Hatice validemiz… Bu evde yetişecekti; Yesrib’i Medine yapan, Kur’an öğretmeni Mus’ab b. Ümeyr… Bu evde yetişecekti; Habbab b. Eret, Ammar b. Yasir, Süheyb-i Rûmî ve daha niceleri… Bu evde yetişmişti; rıza makamını elde edip, kendileri Allah’tan razı, Allah’ın da onlardan razı olduğu o güzide topluluk. Bu evde yetişmişti ganimetin ya da madalyanın değil, ihlâsın ve aşkın kahramanları… Bu evde yetişmişti kolay ve ucuz zamanların değil, zor ve bedel isteyen zamanların yiğitleri…

  

Yorumlar