Vefanın En Güzeli; Eşler Arası Bağlılık!

Popüler Haber

  /   343   /   06 Şubat 2018, Salı

 Yazdır

  

Vefa olmalıdır ki; eşler arasındaki muhabbet daim olsun. Vefa olmalıdır ki gönüllerdeki sevgi sürekli olsun… Vefa olmalı ki; evlilikler, omuzları çatırdatan bir yük değil, bahar kokulu birer cennet bahçesine dönüşsün… Vefa olmalıdır ki; yuvalar sevgi ve muhabbet üzerine inşa edilebilsin…

“… Ahde vefa gösterin. Çünkü bu bir sorumluluktur.” (İsra/ 34) 

Evlilikte huzur ve saadetin var olması için gereken en önemli şeylerden birisidir vefa… Vefanın olmadığı yuvalarda güvensizlik olacağından, eşler arasındaki sevgi ve muhabbetten söz etmek mümkün değildir. Eşlerin birbirine karşı yaptıkları iyilikler, maddi (ifa) ve manevi (vefa) olarak karşılık bulmalıdır. 

Vefa olmalıdır ki; eşler arasındaki muhabbet daim olsun. Vefa olmalıdır ki gönüllerdeki sevgi sürekli olsun… Vefa olmalı ki; evlilikler, omuzları çatırdatan bir yük değil, bahar kokulu birer cennet bahçesine dönüşsün… Vefa olmalıdır ki; yuvalar sevgi ve muhabbet üzerine inşa edilebilsin… 

Aynı şekilde ifa olmalıdır ki; eşler ele güne muhtaç duruma düşmesin… İfa olmalı ki; yuvalar tam anlamıyla huzur ve sükûnetin otağı olabilsin… İfa olmalı ki; kadın aç/açıkta kalmadığı gibi erkek de bakımsız/özensiz bir hayat sürdürmesin… İfa olmalı ki; çocuklar öz güvenli bireyler olarak toplumda yer edinebilsin… 

Çevremizde az- çok şahit olmuşuzdur vefa yoksunu evliliklerin nasıl da harabeye döndüğüne. Karşılıklı ya da tek taraflı çiğnenmiş, görmezden gelinmiş iyiliklerin evlilik hayatını nasıl da tarumar ettiğini az çok görmüşüzdür. Yapılan iyiliklerin göz ardı edilmesiyle kötülüğe, huzursuzluğa yer açıldığını, sevginin hızla o yuvalardan uzaklaştığını görmüşüzdür. Ve şahit olmuşuzdur mutlaka… Vefa yoksunluğunun -vefasızlığın- aile bireylerinin her birini farklı yönlere ittiğine… Vefasızlığın yuvalar yıktığına… Birçoğu sevgi ile başlayan evlilikleri, hızla kötü sona ulaştırdığına… İnsanların vefa duygularından mahrum olurken aslında, ne kadar bencilleştiklerine, ne kadar acımasızlaştıklarına; huzursuz bir hayat içinde ne kadar çırpındıklarına şahit olmuşuzdur. 

Aynı durumları ifa yokluğunda da görmüşüzdür muhakkak. İhtiyaçları giderilmeyen kadının rezil rüsva oluşuna; yemeği, çamaşırı itina ile hazırlanmayan erkeğin el âlemin diline pelesenk olduğuna… 

Aslında vefa duygusundan mahrum insanlar, özellikle kendi eşlerine karşı sorumsuz, ilgisiz ve sevgisizdirler. Evliliklerin birçoğu sevgi ile başlar, güzel başlar… Sevgi ile yuvanın temellerinin sağlamlaşacağı, mutluluk ve huzurun daim olacağı kanaati öylesine yer edinmiştir kalplere; sanırız ki sevgi ile başlayan evlilik hayatı hep huzurlu, olabildiğince güzel ve hatta kusursuz olacaktır. Öyle inanırız… Sevgi tek başına yeterlidir sanırız, eşler arasındaki huzur ve saadetin devamına… Fakat çok geçmez yanıldığımızı anlarız… Zamanla evliliğe sevgi ile başlamanın tek başına yeterli olmadığı- olamayacağı hakikati ile karşı karşıya kalırız… 

Şöyle bir etrafımıza baktığımızda eşlerin ne kadar birbirinden kopuk bir hayat yaşadıklarını görmek hiç de zor olmasa gerek. Eşinin yaptığı fedakârlıkları görmezden gelen erkekler ve eşinin onca çırpınışlarını görmemek için inatla direnen kadınlar… Ve azar azar tükenme noktasına doğru sürüklenen evlilikler… 

Sevgi, bir evlilik için olmazsa olmazlardan olan en güzel duygulardan biridir. Yüce Rabbimizin, biz kullarına bir ikramı, aile yuvalarına bir ihsanıdır. Fakat bu sevginin istenilen mutluluk ve huzuru getirmeye vesile olması için evvela eşler arasında vefa duygusu (takiben ifa) olmalıdır. Eşlerin birbirleri için çektikleri zahmeti, belki çoğu zaman empati kurarak birbirine minnettar olması, bunu maddi ve manevi olarak dile getirmesi, ifa etmesi gerekmektedir… Birbirlerine karşı yapılan iyilikleri silip süpüren bir fırtına değil de, ufak sayılan bir iyiliğe bile gönül merceğiyle bakılmasını gerekli kılmaktadır… 

Allah Resulü (SAV) “Şüphesiz güzel bir şekilde vefa göstermek imandandır.”buyurmaktadır. Vefanın olmadığı yerde güvensizlik ve nifak olacağından, yüce dinimiz vefalı olmayı imandan saymış ve bizden vefalı olmamızı istemektedir. Evet, biz vefanın en güzel örneğini Mekke’den Arap Yarımadasına, oradan da bütün dünyaya saçılan bir Nur’dan öğreniyoruz. İki Cihan Serveri Peygamber Efendimiz (SAV)’in, Hatice validemize duyduğu o eskimeyen sevgiden… Vefatından yıllar sonra bile hayırla yâd ettiği, onu anarken bile büyük bir sevgi duyduğu o derin duygularda görüyoruz. Onun kendisi için yaptığı her fedakârlığı her fırsatta dile getiren, eşsiz bir vefa örneği sergileyen Efendimiz (AS), bu konuda da Haticesi ile bizlere en büyük örnektir. Aradan yıllar geçmesine rağmen Hz. Hatice’yi kıskandığını dile getiren Hz. Aişe’ye “Ey Aişe! O kıskandığın kadının benim için yaptıklarını unutamam, herkes beni yalanlarken o bana arka çıktı” diyerek, vefat etmiş eşine karşı duyduğu vefayı dile getirmiştir. 

Evlilikler, zamanımız insanlarınca basit görülse de esasında Yüce Rabbimizin kullarına büyük bir lütfüdür. Bu lütfün devamlı ve huzurla tamamına ermesi için eşler arasında vefa ve ifa olmalıdır. Eşlerin birbirlerinin iyiliklerini görmezden gelmeden, yaptıkları güzel davranışları, ikram ve incelikleri bir ifa duygusu içerisinde eşine sunmalıdır. 

Bilinmelidir ki; vefa duygusuyla hareket eden, birbirlerine vefalı olan eşler arasındaki sevgi ve muhabbetten beslenen yuvalarda, mutlu ve kendine güvenen çocuklar yetişir. Her bir hareketiyle evlatlarına örnek ve önder olan ebeveynler, maddi ve manevi vefayı kendi aralarındaki sevgi ve ilgi ile çocuklarına aşılar. Bu zamanla yaşadıkları yuvadan yaşadıkları topluma sıçrar ve toplum (vefa duygusuyla yoğrulmuş birkaç kişiden dolayı) vefalı bir toplum haline gelir. 

Hz. Ali (RA)’nin bu konuda söylediği şu cümle de sanırım eşlerin birbirine karşı karşılıksız vefa göstermesi için yeterli olacaktır. 

“Kimseden vefa görmesem de, vefa göstermeye devam edeceğim.” 

  

Yorumlar