TRT dizileri milliyetçiliği dindarlık sanan bir neslin yetişmesine zemin hazırlıyor

  /   259   /   13 Şubat 2018, Salı

 Yazdır

  

 

Doğru Haber Gazetesi köşe yazarı Sadullah Aydın, "Dizilerdeki Osmanlı" başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Aydın, TRT'de yayınlanan dizileri değerlendirdiği yazısında bu dizilere milyarlar döken devletin diziler sayesinde milliyetçi, kavmiyetçi olmayı dindarlık sana bir neslin yetişmesine zemin hazırladığını ifade ederken, üstüne dindarlık elbisesi giydirilmiş bir milliyetçiliğin Türkiye'yi güçlendirmeyeceğini belirtti ve İslam üst kimliğiyle bir araya gelmememiz ve sadece Müslümanlığımıza değer vermemizin asıl kurtuluş olduğunu vurguladı.

Yazının tamamı şu şekilde: 

TRT'nin tarihi dizilerini, özellikle Osmanlı'yı anlatan Diriliş Ertuğrul, Kut'ul Ammare, Payitaht Abdülhamid gibi dizileri kaçırmayan, seyahat ve yolculuklarını bu dizilere göre ayarlayan bir akrabamız var. Bu akrabamız bazen bize de misafir oluyor. Onunla birlikte bu saydığım diziler varsa o gün ben de izlemek zorunda kalıyorum. Bu dizilerle tanışıklığım oradan geliyor anlayacağınız.

Daha önceleri de Osmanlı ile ilgili filmler, diziler çevriliyordu. Ancak yapılan bu film ve diziler içerik ve sanatsal açıdan seviyesiz, hatta çoğu defa gülünç, iğrenç, tamamıyla ekonomik kaygılarla çevrilen ucuz yapımlar olduğu için kimse tarafından pek önemsenmiyor, izlense bile pek kimseyi etkilemiyordu. Lakin TRT'nin yapımları böyle değil. TRT, Osmanlı'yla ilgili devasa bütçeli diziler yapıyor. Bu diziler sanatsal ve içerik anlamında da güçlü mesajlar veriyor. O yüzden geniş kitleleri ekrana kilitleyebiliyor. Dizilerdeki bazı dini söylem ve mesajlardan ötürü dindar kesimlerden de ciddi bir izleyici kitlesine ulaşabiliyor. Üzülerek söylemeliyim ki bu dizilerde anlatılan Osmanlı ile gerçek Osmanlı çok farklı.

Devlet bu dizilere milyarları döküyor, bu dizilerin sayesinde milliyetçi, kavmiyetçi olmayı dindarlık sanan bir neslin yetişmesine zemin hazırlanıyor. Burada hem Osmanlıya büyük bir haksızlık yapılıyor hem de Türkiye'de yaşayan Müslüman halkların kardeşliği, birlikteliği dinamitlenerek dış güçlerin, bölücü yapıların ekmeğine yağ sürülüyor.

Osmanlının hataları vardı. Yönetimin saltanat olması, babadan oğula geçmesi, devlet büyüklerinin saray hayatı ebetteki İslami açıdan kabul edilebilir şeyler değil. Ama hatalarına rağmen Osmanlı'nın İslami ve ümmetçi kimliğini kimse sorgulayamaz. Osmanlı kesinlikle milliyetçi değildi; yıkılış dönemindeki birkaç yıl sayılmazsa… Osmanlı İslami bir hükümete sahipti. İslam üst kimliğiyle altı asır Müslüman halkları bir arada tuttu ve dünyaya hükmetti. Osmanlıyı güçlü kılan dindarlığıydı. Din kardeşliğini her şeyden üstün tutmasıydı. İslam şeriatını, İslam fıkhını kanunlarında temel referans almasıydı.

Osmanlıya en büyük düşmanlığı milliyetçilik yapmıştır. Osmanlının yıkılışına, Osmanlının dağılıp parçalanmasına Batı kaynaklı olan, Batıdan topraklarımıza taşınan milliyetçilik hastalığı yol açmıştır. Osmanlının yıkılışına neden olan milliyetçiliği Osmanlının üst kimliği olarak sunmak Osmanlıya hakarettir. Bu anlayış bize hiçbir yarar sağlamaz.

Üstüne dindarlık elbisesi giydirilmiş bir milliyetçilik Türkiye'yi güçlendirmez. Türkiye'yi lider ülke yapmaz. Aksine Türkiye'yi dış tehditlere açık hale getirir. Kapanmaya yüz tutmuş yaralarımızı tekrar kanatır ve zamanla kangren hale getirir. Ülkelerimizi, topraklarımızı bölüp parçalamak, taşeron örgütleri kullanarak biz Müslümanları düşmanlar haline getirmek isteyen şeytani güçlere karşı savunmasız bırakır bizi.

Bizim için kurtuluşun, özgür yarınlara kavuşmanın, düşmanlarımız karşısında güçlü olmanın biricik yolu vardır. O da Türk, Kürt, Arap, milliyetimiz ne olursa olsun İslam üst kimliğiyle bir araya gelmememiz ve sadece Müslümanlığımıza değer vermemizdir.   

  

Yorumlar