Dosdoğru Ol!

İlim İrfan

  /   498   /   28 Şubat 2018, Çarşamba

 Yazdır
''Seninle beraber tevbe edenlerle birlikte emrolunduğun gibi dosdoğru ol.'' (Hud: 112)

  

“Rabbimiz Allah’tır deyip sonra da dosdoğru olanların üzerine melekler iner.” (Fussilet: 30)

Ebu Amr Süfyan bin Abdillah radiyallahu anh’dan rivayet edilmiştir. Dedi ki: “Ben Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e ‘Ey Allah’ın Resulü! Bana İslam ile ilgili öyle bir söz söyle ki onu Sen’den başkasına sormayayım.’ dedim. O da cevaben şöyle buyurdu: ‘Allah’a iman ettim’ de! Sonra da dosdoğru ol!’ (Müslim)

Tirmizi’nin rivayetinde “Rabbim Allah’tır de! Sonra da dosdoğru ol!” buyrulmaktadır.

Bu hadis-i şerif Resulullah aleyhissalatu vesselam’a mucize olarak verilen “cevamiul-kelim” sözlerden olup büyük bir hadistir. Zira insanoğlunun yaratılış gayesi olan tevhid ve istikameti yani inanç, ibadet ve hayatın tüm merhalelerinde dosdoğru olmayı veciz iki cümle ile beliğâne beyan etmiştir:

“Allah’a iman ettim” sözü emredilenlerin tümünü yerine getirmeyi ve tüm masiyetlerden de uzak durmayı kapsar. “Sonra da dosdoğru ol” sözü ise bunda sebat etmeyi ifade eder.

İstikamet işinin zorluğundan dolayıdır ki Resulullah aleyhi salatu vesselam “Hûd suresi beni ihtiyarlattı” diye buyurmuştur. Zira onda tekliflerin tüm nevilerini kapsayan “Emredildiğin gibi dosdoğru ol” ayeti nazil olmuştur.

İstikamet, şükür gibi; kulun her zerre ve nefesinde, Allah’ın kendisine verdiği her nimeti kendisi için yaratıldığı ibadette takati miktarınca en doğru şekilde sarf etmesidir. Bu nedenledir ki “Hûd suresindeki ‘Emrolunduğun gibi dosdoğru ol’ ayeti inince Resulullah (aleyhis-salatu vesselam) paçalarını sıvadı ve ondan sonra güldüğü hiç görülmedi” diye rivayet edilmiştir.

İstikamet; ifrat ve tefrite girmeksizin normal davranmak, Sünnet-i Seniyyenin çizgisinden ayrılmamak ve ihlâs sınırını aşmamaktır. Riyakârlığa, ameli için karşılık beklemeye ve dünyevi bir amaç gütmeye düşmemektir.

İmam Kuşeyri der ki: “İstikamet öyle bir derecedir ki onunla işler eksiksiz olarak kemale erer, onun varlığıyla hayırlar hâsıl olup düzene girer. İşlerinde istikamet sahibi olmayan kişinin çabası heba olur, gayreti boşa gider.

İmam Nevevî de bu hadis-i şerifin şerhinde şöyle der: Peygamber Efendimiz aleyhissalatu vesselam’ın “Allah’a iman ettim de! Sonra da dosdoğru ol” sözünden kasıt, emredildiğin ve nehyedildiğin gibi doğru ol demektir. Çünkü istikamet, vacipleri yerine getirmek ve yasakları terk etmek suretiyle yoldan ayrılmamaktır.

İstikamet bin kerametten daha hayırlıdır. Allah Teâlâ istikametten daha hayırlı bir kerametle kuluna ikramda bulunmamıştır. Bu nedenledir ki sahabelerden az sayıda keramet nakledilmiştir.

 

O HALDE HER MÜSLÜMAN; 

-İnancında dosdoğru olmalıdır.

-Ticaretinde dosdoğru olmalıdır.

-Dua ederken, söz verirken, konuşurken, susarken dosdoğru olmalıdır.

-Dostluklarında, düşmanlıklarında, sevmelerinde, kızmalarında dosdoğru olmalıdır.

-İşinde, sanatında, ustalığında, çıraklığında dosdoğru olmalıdır.

-İdare ederken, idare edilirken dosdoğru olmalıdır.

-Zenginliğinde, fakirliğinde dosdoğru olmalıdır.

-Darlıkta, genişlikte, en zor anlarında, en rahat olduğu durumlarda dosdoğru olmalıdır.

-Hâsılı, hayatının her yönünde ve her merhalesinde dosdoğru olmalıdır.

  

Yorumlar