Vahşi Rekabet ve İsar

Popüler Haber

  /   288   /   16 Nisan 2018, Pazartesi

 Yazdır

  

Kendileri ihtiyaç içinde oldukları halde, onları nefislerine tercih ederler” buyrulur. Ayeti kerime, isar konusunu haber vermektedir.

“…Kendileri ihtiyaç içinde oldukları halde, onları nefislerine tercih ederler” buyrulur. Ayeti kerime, isar konusunu haber vermektedir. Ayette geçen “hasasa” kelimesi, has kelimesiyle aynı köktendir ve “şiddetle muhtaç olmak, açık vermek” manasındadır. Ayrıca has kelimesiyle bağlantılı olarak kelime, “umumun” zıddıdır. İsar da “tesir ve eser” kelimeleriyle aynı köktendir. Buna göre ayeti kerime; ekonomik ve siyasi, bireysel ve sosyal sahalarda hüküm ifade etmekte, bu manada çok mühim ahlaki ve ameli ilkeler vazetmektedir.


Hasasa kelimesi, bir yönüyle “açık vermek” anlamındadır. Bu da günümüzde bireysel ihtiyaçtan çok ticari ve iktisadi hayata dair anlam ve hüküm ifade etmektedir. Yani Ayeti kerime, bu manada sadece bireysel ihtiyaçlar için değil, ticari açığı olan Müslüman esnaf ve tacirlerin ve diğer iş erbabının durumuna da el atmaktadır. Oysa bunların bireysel anlamda bir ihtiyaçları yoktur. Fakat örneğin bunların ticari olarak ödemelerde açıkları varsa bunlar da ayetin isar hükmüne dâhildir. Bunlar için de İsar mevzu bahistir. Böylece ayet; Müslüman iş adamlarına, tacirlere, esnafa ticari hayatta fevkalade büyük bir ahlak, erdemli bir zihniyet kazandırmaktadır. Bu da Liberal-kapitalist, piyasa ekonomisinin tam zıttı bir sistemin inşasını sağlamaktadır. Kapitalist ve liberal piyasada katı ve acımasız bir rekabet söz konudur. Değil başkasının açığını kapatmak, bu tür piyasa şartlarında insanlar elinden geldiğince başkalarının açığını yakalamaya çalışır. Bir kere bunu yapmamak, liberal piyasa kurallarına aykırıdır. Bu piyasa şartlarında rekabet esas olduğu için herkes birbirinin rakibidir. Böyleyken insanların birbirlerinin açığını kapatması düşünülebilir mi? Ama İslam, aksini tavsiye ediyor. Çünkü İslam; maddeci ve garantici bir anlayışı değil, tevekkülü, gaybe imanı esas alıyor. Hesabı değil, ihtisabı dikkate alıyor İslam. Yani hesapların yanında ihtisabın olduğunun asla unutulmamsı gerektiğini buyuruyor. Böyle düşünüldüğünde, böyle kanaat edildiğinde insanlar bir gün sonraki ödemelerini düşünerek kardeşlerinin açığını kapatmaktan çekinir mi? Bu şekilde davranıldığında piyasanın atmosferi düzelir. Piyasa hayır ve bereketle akar. Peygamber(sav): “rahmet edin ki rahmet edilesiniz” buyurur. Acımasız ve ahlaksız rekabet, piyasada negatif bir akımın meydan gelmesine sebep olur.


Hasasa kelimesinin diğer anlamı ise normal ferdi ihtiyacı ifade etmektedir. Buna göre ayeti kerime; şahsi ihtiyacı olduğu halde başkalarını kendine tercih etmeyi tavsiye buyuruyor. Bu, yukarıdaki “ödemelerdeki açık” mefhumundan farklıdır. Buradaki ihtiyaç, temel ihtiyaçtır. Ama buna rağmen başkalarını kendisine tercih edebilmeyi ifade ediyor. Esasen Eshab-ı kiram, bu vecihten ayeti tatbik etmiştir. Fakat Ayeti kerimenin anlamı ve de mesajı bununla hasredilemez. Ayet, yukarıda ifade edilen durumu da yani ödeme açığını da kapsamaktadır.


Hasasa kelimesi, “hususi” kelimesiyle de bağlantılıdır. Has-husus kelimesi de “özel”manasındadır ve ammenin zıddıdır. Buna göre Ayet-Allah bilir- şahsın özel menfaatlerinden gerektiğinde ammenin maslahatı yönünde feragatta bulunmasını tavsiye ediyor. Yani genelin hayrını, kendi özeline tercih etmek şer’i bir zorunluluk olmasa bile tavsiye edilen bir erdemliktir. Diğer bir ifadeyle Cemaatin maslahatını kendi özeline, ferdî maslahatına tercih etmektir hasasa. Çünkü kendine has olan şeye insanın zaafı çoktur ve bunu en önemli ihtiyaçtan daha çok önemser. İnsan, kendine has olandan kolay vazgeçmez. Ama nefsine rağmen ve Ammenin-Cemaatin maslahatı için bundan vazgeçerse bu da bir nevi İsardır.


“Ve yü’sirüne ala enfüsihim velev kane bihim hasasah onları kendi nefislerine tercih ederler, velev ki onlar de bir ihtiyaç olsa bil ” ayetinde “ala” harfi ceri “üstünde tutmayı” ve“bir şeye rağmen bir işi yapmayı” ifade eder. Yani isar, nefsine rağmen başkasını kendine tercih etmek, üstün tutmaktır. Çünkü İsarın tesir ve eserle bağlantısı vardır. Demek ki, isarın tesir etme yönü söz konusudur. Tesir, iz bırakır. Bu da en sonunda eser olur. Buna göre isar, sahibi için nihai olarak ve mutlak surette bir eserdir. Nefsinin aleyhine ve nefsine rağmen vaki olan isar, öyle olur ki sahibinin nefsinin lehine olur. Nefsin aleyhine görünen o isar, önce nefsin üzerinde bir tesir bırakır sonra da bu tesir Allahın izniyle esere dönüşür. 

 

  

Yorumlar