Göbeğiniz Büyüyorsa Karaciğeriniz Yağlanmıştır!

Halis Sağlık

  /   90   /   06 Ocak 2019, Pazar

 Yazdır
Belirti vermiyor, çok sinsi ilerliyor, genellikle başka bir nedenle araştırma yapılırken tesadüfen ortaya çıkıyor ve sirozun önemli nedenleri arasında yer alıyor. Siroz olan yağlı karaciğer hastalarının % 2 ile 12’sinde ise karaciğer kanseri geliştiğini söyleyen Gastroenterolog Prof. Dr. Metin Başaranoğlu, karaciğer yağlanmasının daha çok kilolularda görüldüğünü söylüyor ve ekliyor: “Karaciğer yağlanması belirti vermez ama göbeğiniz büyüyorsa karaciğerinizin de yağlandığını kabul edebilirsiniz.”

  Karaciğer bozukluklarının en önemli nedenlerinden biri olan karaciğer yağlanmasının Türkiye’de yağlı karaciğer sirozunun sebepleri arasında ilk sırada yer aldığını ve ülkemizdeki her 3 kişiden birinde yağlı karaciğer hastalığı bulunduğunu belirten Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Metin Başaranoğlu, “Bir dönem nedeni bilinmeyen siroz dediğimiz hastaların bugün aslında yağlı karaciğer sirozu olduğunu biliyoruz” dedi ve karaciğer yağlanmasının karaciğer kanserinin gelişmesinde önemli role sahip olduğunu vurguladı. 

AŞIRI KİLOLULAR VE FAZLA ALKOL TÜKETENLER RİSK ALTINDA

Kilonun yanı sıra aşırı alkol kullananlarda da karaciğer yağlanması gelişebildiğini dile getiren Dr. Başaranoğlu, “Uzun yıllar ve anlamlı miktarlarda alkol kullanırsanız karaciğerinizde siroz dahi geliştirirsiniz. Ancak ülkemizde alkol tüketenlerin sayısı az olduğu için alkol kullanımına bağlı karaciğer hastalarını klinik pratiğimizde çok az görüyoruz. Bugün yağlı karaciğer hastalığını çoğunlukla alkol tüketmeyen, aşırı kilolu, yani vücut kitle indeksi 25'in üzerinde olanlar ile tip 2 diyabet hastalarında görmekteyiz” ifadelerini kullandı. 

“KARACİĞERİMİZİ FRUKTOZ ŞURUBUNDAN NEDEN KORUMALIYIZ?”

20 yıldır karaciğer üzerine çalışmalar yapan ve Amerikan Karaciğer Cemiyeti tarafından 2 kez “Genç “Araştırmacı” ödülüne (1998 Chicago ve 2002 Atlanta) layık görülen Prof. Başaranoğlu, “Yalancı Şeker, Karaciğerimizi Fruktoz Şurubundan Neden Korumalıyız?” başlıklı kitabında özellikle obezitenin ve karaciğer yağlanmasının nedenlerine dikkat çekiyor. 

“FRUKTOZ, OBEZİTE VE ŞİŞMANLIĞIN BAŞ NEDENİDİR”

Bu yıl ikinci baskısını yapan kitapta obezite oluşumunun bir beslenme bir de sedanter yani, hareketsiz yaşam ayağı olduğunu vurgulayan Başaranoğlu, “Beslenme ayağında en önemlisini endüstrinin labratuvarda mısır şurubundan elde ettiği ‘yalancı şeker’ diye kitabımda adlandırdığım fruktoz oluşturur. 1970 yılından bu yana artan tüketimi tüm dünya ülkelerinde artan obezite ve şişmanlığın baş nedenidir. Bu nedenle mısır şurubu kökenli fruktoza, bağımlılık yapan tıpkı sigara veya uyuşturucu gibi muamele yapmalıyız. Özellikle Türkiye ve dünyada artan çocuk obezitesi ve şeker hastalığına yaklaşımda en güzel yol fruktoz şurubundan çocuklarımızı olabildiğince uzak tutmaktır” dedi.  

Fruktoz şurubunun insan vücudundaki etkilerini; 
- Obezite ve onun sonucunda gelişen diyabet, 
- Yağlı karaciğer ve şişman sirozu,
- Kalp-damar hastalıkları olarak sınıflandıran Gastroenterolog, “Market raflarındaki her tür paketli gıda (çikolata, gofret, kek, dondurma vb.), tatlandırılmış meşrubatlar, soda ve meyve sularında fruktoz şurubu yogun olarak yer almaktadır” diye konuştu.  

YAĞLI KARACİĞERDEN KORUNMANIN EN KOLAY YOLU

Fruktoz şurubunun endüstrinin çok tercih ettiği ürünler arasında yer almasını; “Fruktoz, glukozdan da sukrozdan da daha tatlıdır. Bu da onu endüstride cazip hale getiren unsurlardan biridir. Şeker endüstrisi dünya çapında gelişmeden önce insanların diyetindeki fruktoz miktarı kısıtlıydı ve başlıca meyvelerden gelirdi. Mısır şurubu istenilen miktarda fruktoz içerecek şekilde hazırlanabilir, yani istenirse konsantrasyonu %90 gibi yüksek bir oranda fruktoz içerebilir. Bunun getirisi taşımada kolaylık ve dolayısı ile maliyetlerde düşmedir” şeklinde değerlendiren Dr. Başaranoğlu, yağlı karaciğerden korunmanın yolunun ise çok bilindik iki temele dayandığını vurguladı: Sağlıklı beslenme ve hareketli yaşam tarzı:  “Öncelikle ve kesinlikle rafine işlenmiş şeker (fruktoz şurubu) ve trans-yağ tüketmeyeceksiniz. Doymuş yağ tüketiminiz sınırlı olacak. Kilonuz normal sınırlar içerisinde olacak (şişman olmayacaksınız, fit olacaksınız) ve bu kilo her daim idame ettirilecek. Sedanter yaşamayacak, her gün 1 saat fiziksel olarak aktif olacaksınız (yürüyüş, bisiklet, yüzme vb).”

KARACİĞER HASTALIKLARININ TANISINDA ÖNEMLİ AVANTAJ 

Karaciğer hastalıklarının siroza gidip gitmediğini ortaya koymada biyopsi gerekliliğini ortadan kaldıran fibroscan elastografi adlı cihazın tanıda sağladığı avantajlara da değinen Uzman, Karaciğerden parça almadan incelemeye imkan veren bu cihazın özelleştilmiş bir ultrason cihazı olarak nitelendirilebiliceğini belirterek şunları söyledi: 

“Karaciğerden parça almadan incelemeye imkan veren bu cihaz karaciğer hasarı düşünülen her durumda tanı amacıyla kullanılabilir. Ben, yağlı karaciğer, hepatit B, hepatit C, alkolik yağlı karaciğer, bakır ve demir depo hastalıklarında kullanıyorum. Bu işlemde doku kopartılmaz yani halk arasındaki deyimi ile kansız bir işlemdir ve uyuşturma yoktur. Deneyimli bir karaciğer uzmanının elinde kolay uygulanabilir ve tekrarlanabilir bir tekniği vardır. İşlem daha büyük bir doğruluk oranı ile sonuç verir, kısa sürede neticelenir, hastaya ruhsal ve bedensel sıkıntı vermez, hiçbir risk taşımaz ve özel bir hazırlık gerektirmez. Cihazla kesinliği yüksek sonuçlar alınmasının başlıca nedeni bu işlemle değerlendirilen karaciğer alanının biyopsi ile alınan karaciğer örneğinden 100 kat büyük bir alana işaret etmesidir. İşlem süresi hazırlıklar dahil 20 dakikayı geçmez ve komplikasyon riski sıfırdır. Bu işlem sırasında hastanın hiç bir yeri kesilemez, kan alınmaz ve hastaya ilaç verilmez.”

İŞLEM İÇİN HASTALARINDAN ÜCRET ALMIYOR

Türkiye’de 11 merkezde bulunduğunu belirttiği cihazı hastalarında ücret almadan kullandığını söyleyen Gastroenterolog Prof. Dr. Metin Başaranoğlu, şu ana kadar 1000’e yakın hastasınının karaciğerini bu cihazla ücretsiz incelediğini ve tanı konusunda önemli avantajlar yakaladığını sözlerine ekledi.

TEDAVİNİN TEMELİNİ KİLO VERMEK OLUŞTURUYOR

Karaciğer yağlanmasının tedavisinde önce yağlanmaya sebep olan faktörleri ortadan kaldırmak gerekiyor. Yani kilo vermek, kan şekeri ve kan yağlarının kontrolünü sağlamak, insülin direncini kırmak, tedavide izlenecek en önemli adımları oluşturuyor. Uzmanlar, hiçbir ilacın, karaciğer yağlanmasının tedavisinde kilo vermek kadar etkili olmadığını söylüyor.
  

Yorumlar