Kanser tedavisinde erken tanı önemli

Halis Bilgi

  /   428   /   24 Kasım 2014, Pazartesi

Yeni Şafak
 Yazdır

Hastane arşiv kayıtlarından elde edilen verilere göre; kadınlarda meme kanseri yüzde 18 ile başı çekiyor. Erkeklerde ise yüzde 28 ile akciğer kanseri görülüyor. Her iki grupta mide kanseri ikinci sırada geliyor.

Kanserin oluşumu tek bir nedene bağlı olmamakla birlikte, tedavide erken tanı önemli

  

24. Ulusal Patoloji Kongresi, Patoloji Dernekleri Federasyonu ve Anadolu Patoloji Derneği işbirliği ile Trabzon, Karadeniz Teknik Üniversitesi Prof. Dr. Osman Turan Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Uluslararası katılımlı kongrede, bilimsel programın yanı sıra alana ilişkin kurslar düzenlendi, 926 bildiri yer aldı. Toplam 109 konuşmacı ve 32 oturum başkanı ile 600’e yakın patoloji uzmanı ve uzmanlık öğrencisinin yer aldığı kongrede, kanserin patolojik tanısı ile ilgili güncel bilimsel bilgiler ele alındı.

"BENİ ÇERNOBİL DEĞİL TÜRKİYE'DEKİ SİSTEM KANSER ETTİ"

Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Patoloji Dernekleri Federasyonu Üyesi Prof. Dr. Erdener Özer, kanser görülme sıklığının arttığını vurgulayarak, "Ülkemizde 2002 yılında yüz binde 133 olan kanser görülme sıklığı, 2012 yılında yüz binde 266, yani iki katı yükselmiş durumda. Kanserler arasında akciğer kanseri başı çekiyor" dedi.

Kanserin son 40 yılda, ölüm nedenleri arasında 4. sıradan, kalp ve damar hastalıklarından sonra 2. sıraya yükseldiğine dikkati çeken Özer, TUİK verilerine göre 2002 yılında 175 bin kayıtlı ölümün 25 bin kadarında ölüm nedeninin kansere bağlı olduğunu ifade etti. Özer, 2002 yılında yüzde 14 olan oranın, 2012 yılında yüzde 18'e çıktığının altını çizerek, ölüm nedenlerinde akciğer kanserinin ilk sırada olduğunu vurguladı.

"Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak 2012 yılında kanser ilaçları için yaklaşık 457 milyon lira ödendiğini" aktaran Özer, "Bu rakam, Sağlık Bakanlığının yıllık bütçesinin neredeyse beşte birine denk geliyor" bilgisini verdi.

Trabzon'da kanser verilerine ilişkin de bilgi veren Özer, şunları kaydetti:

"Hastane arşiv kayıtlarından elde edilen verilere göre; kadınlarda meme kanseri yüzde 18 ile başı çekiyor. Erkeklerde ise yüzde 28 ile akciğer kanseri görülüyor. Her iki grupta mide kanseri ikinci sırada geliyor. Tiroit bezi kanseri sadece kadınlarda ilk beşe giriyor."

Kanserin genetik bir hastalık olduğuna işaret eden Özer, hastalığın mutasyona uğrayarak genlerdeki değişikliklerle ortaya çıktığını anlattı. Özer, "Anne ve babadan gelen bu değişiklikler, kimi durumda da ileri yaşlarda sigara gibi kimyasal ve radyasyon gibi fiziksel etkiler, hatta virüslerin etkileri ile oluşuyor. Radyasyonun etkisi de elbette gözardı edilemez" diye konuştu.

Kanserin gelişiminin tek bir nedene bağlanmaması gerektiğine işaret eden Özer, "Örneğin, sadece Çernobil felaketine bağlamak bilimsel açıdan doğru değil" dedi. Kanserden vefat eden Kazım Koyuncu'nun "Beni Çernobil değil Türkiye'deki sistem kanser etti" ifadesini aktaran Özer, genetik dışında sigara, radyasyon, sağlıksız beslenme ve diğer çevresel etkenlerinin de önemli bir faktör olduğunun altını çizdi.

Özer, kanser hastaları arasında erken tanı alanlarda yaşam oranının arttığına dikkati çekerek, Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri'nde (KETEM) meme kanseri için görüntüleme, rahim ağzı kanseri için patoloji uzmanlarının görev aldığı "smear" ve kalın bağırsak kanseri için dışkıda gizli kan arama tarama testinin yapıldığını anlattı.

“BASINA FARKINDALIK İÇİN DESTEK ÇAĞRISI”

Anadolu Patoloji Derneği ve Kongre Başkanı, Avrasya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yavuz Özoran da kanserle mücadelede toplumun farkındalığının artırılmasının önemine değindi.

Bunun için sivil toplum ile meslek örgütlerine büyük görev düştüğünü ifade eden Özoran, bu kapsamda önce kanserin bulgularına ve tarama yöntemlerine ilişkin bilincin artırılması gerektiğini belirtti. Özoran, Türkiye'nin bilinç düzeyinin artırılması için medyaya da görev düştüğünü dile getirerek, "Bu kapsamda Kanser Savaş Bildirgesi'nin herkes tarafından okunmasını sağlamak gerekiyor. Bu amaçla oluşturulan internet web sitesi 'www.uicc.org' ve 'www.turkkanser.org.tr'dir. Bu adreslere girilerek, kanserle ilgili bilgilerin okunması sağlanmalıdır" dedi.

Çernobil’in kanser hastalığıyla ilgili bir bağlantısı olup olmadığına dair bir soru üzerine söz alan  Özoran, "Çernobil’in kanser kayıt sisteminin ülke geneline yaygınlaşmasında çok büyük katkısı oldu. Her musibetin bir yararı olur gibi düşünülürse. Daha önceki kayıtlarda bu nedenle kıyaslama sağlıklı yapılamıyordu. Ama şimdi Sağlık Bakanlığı’nın tüm hastanelerinde çok daha ciddi kayıt sistemi var" yanıtını verdi.

"KANSER KAYITÇILIĞI ŞART"

Patoloji Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Dilek Yılmazbayhan da tıbbi patoloji ile hastalığın neden ortaya çıktığının belirlendiğini ifade ederek, patoloji incelemesinin doğru tanı için mutlaka gerekli yöntem olduğunu söyledi. 

Vücuttan çıkartılan her parçanın mutlaka patolog tarafından incelenmesi gerektiğini ifade eden Yılmazbayhan, tedavinin buna göre şekillendiğini bildirdi.

Mücadelede kanser kayıtçılığı yapılması gerektiğini dile getiren Yılmazbayhan, bu noktada önemli adımlar atıldığını belirtti. Yılmazbayhan, "Kanser kayıtçılığı ile bölgesel riskler de belirlenebilecek" dedi.

Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kutsal Yörükoğlu da kanserin tanısında patolojik incelemenin gerekli olduğunu vurguladı.

Kanser hastalığının tanısında,  riskli hasta gruplarının belirlenmesinde ve kişiye özel kanser tedavisinin belirlenmesinde patoloji raporlarının bilimsel öneminin çok büyük olduğuna işaret eden Yörükoğlu, patoloji raporlarında kanserin tipi, derecesi ve evresinin yanı sıra hastanın tedavi seçimini belirleyecek bilgilerin tespit edildiğini söyledi.

Yörükoğlu, kanserin dışında birçok hastalık için de patolojik incelemenin gerekli olduğunun altını çizdi. 

  

Yorumlar