Otizmli çocukların sayısı artıyor

Şifa Bahçesi - Halis Çocuk

  /   518   /   06 Nisan 2015, Pazartesi

Zaman
 Yazdır

1985 yılında her 2 bin 500 çocuktan birine konan otizm tanısı, 2001 yılında 250, 2013 yılında ise 88 çocuğa ulaştı. Günümüzde her 68 çocuktan biri otizmli olarak dünyaya geliyor.

1985 ve sonrasında Otizmli çocukların sayısı artıyor

  

Otizm, çocuğun çevresi ile yeterli sosyal ilişkiler kuramaması, dil-iletişim alanında belirgin gelişimsel sorunlar göstermesi ve takıntılı davranış biçimlerine sahip olması ile tanımlanıyor. Uzmanlar ise doğan her 68 çocuktan birinin otizmli olduğuna dikkat çekerek, hastalığın çaresinin erken tanı ve eğitim olduğunu vurguluyor.

Otizmin görülme sıklığı günümüzde çok büyük bir hızla artıyor. 1985 yılında her 2 bin 500 çocuktan birine konan otizm tanısı, 2001 yılında 250, 2013 yılında ise 88 çocuğa ulaştı. Günümüzde her 68 çocuktan biri otizmli olarak dünyaya geliyor. Otizmin erkek çocuklarının kızlardan 4 kat daha fazla olduğunu vurgulayan Tohum Otizm Vakfı, otizmli çocukların erken tanı ve eğitimle topluma kazandırılması ve çocukların eğitim, sağlık hizmetlerinden eşit fırsatlarla yararlanabilmelerine çalışıyor. Tohum Otizm Vakfı Başkanı Mine Narin, “Son yıllarda görülme oranı hızla artan otizmin tek çaresi var; erken tanı ve eğitim. Eğitim, otizmin tek çaresi başka bir deyişle ilacıdır. Bu 12 yıl içerisinde yaklaşık 83 bin otizmli çocuk ve ailenin hayatında fark oluşturduk. Ancak daha yapılacak çok işimiz var çünkü 0-18 yaş grubu arasında yaklaşık 352 bin otizmli çocuk ve gencimiz eğitim, sağlık ve sosyal hizmetlerden faydalanmak için bekliyor. Bu çocuklar için hepimiz üzerimize düşen görevleri en iyi şekliyle yerine getirmeliyiz.” diyor.

Otizmin temel belirtileri arasında; başkalarıyla göz teması kuramamak, gözlerin bir yere takılıp kalması, ismi söylendiğinde bakmamak, sözleri tekrarlamak, dönen nesnelere karşı aşırı ilgi ve takıntılı davranışlar yer alıyor.

Fatih Üniversitesi Hastanesi’nden Çocuk Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Ceyhun Caferov, hastalığın belirtilerini şu şekilde açıklıyor:  

Sosyal becerilerde gerilik: Göz kontağı kısıtlıdır ya da yoktur. Çevreye ilgisizdir. Adına tepki vermez. Bazıları öpülme, sarılma gibi fiziksel temasa izin vermez ya da hoşlanmaz. İlk izlenimde sanki duymuyorlarmış gibi görünürler. Çoğunlukla insanları değil cansız varlıkları tercih ederler. Gelişim düzeyine uygun arkadaş ilişkisi geliştiremezler.

Konuşma ve iletişimde gerilik: İşaret etmezler, ihtiyaçlarını yetişkinin elini kullanarak ifade ederler. Taklit becerisi yoktur ya da sınırlıdır. Taklide dayalı oyunları oynayamazlar. Konuşma birçoğunda gelişmemiştir. Konuşma gelişse bile bunu iletişim aracı olarak kullanmazlar. Söylenenleri papağan gibi tekrar ederler. Mekanik ve tek düze ses tonu kullanırlar.

Kısıtlayıcı, tekrarlayıcı etkinlikler: Düzen takıntıları vardır. Nesne takıntıları vardır. İp, pet şişe, araba gibi objelere gereksiz yere bağlanabilirler. Nesneleri çevirme, el çırpma, kanat çırpma, zıplama, kendi etrafında dönme, parmak ucunda yürüme gibi tekrarlayan davranışları vardır. Oyuncaklarla gerektiği gibi oynamazlar.

  

Yorumlar