Gazze'de Ramazan

Dünya Ailesi

  /   820   /   04 Mayıs 2020, Pazartesi

 Yazdır

  

Rüzgâr estikçe hışırdıyor pencereler. Belli ki zikre eşlik ediyorlar. Allah’ın anıldığı bir ortamın pencereleri olmaktan mutlular. Kırık olsa da camları, çatlamış olsa da sıvaları. İbadet edilen bir mekânın parçası olmak onlara yetiyor . Cam yerine kaplanılmış poşetler, esintiden patlamış. Teravih namazı vakti, tüyleri diken eden soğuğu içeri buyur ediyor. Üzerinde mevsimin kıyafeti olmayan tenler üşüyor. İmam arkasındaki kalabalığın sorumluluğunu en güzel şekilde yerine getiriyor. Eksiklerin üzüntüsünden çok, yaratana inandığı gibi ibadet etmenin şükrü var bütün cemaatte. Minarenin yıkık, kapının kırık, tavanın delik oluşuna aldırmıyorlar. Alışılmış bir şey onlar için. Birçoğunun evinde durum buna benziyor zaten. Islık çalan ayaz, kimsenin dikkatini dağıtamıyor.

Hemşehrileri olan İmam Şafi’den öğrendikleri gibi kılıyorlar namazlarını. Tamamlıyorlar. Dua için ellerini kaldırdıklarında gözlerine ziyafet veren eserler yok. Duvarları kaplayan gümüşi kabartmalar yok. Vitraylar rengarenk şenlendirmiyor camları. Altın sırma incelikler tavanları süslemiyor. Kubbede titreyen yokluk, ihtişam değil. Belki bir kalıntı savaştan. Kinden, nefretten bir hatıra. Gaz lambasının alevi, açılan ellerin gölgesini büyütüyor zeminlerde. Halı yerine serilmiş hasır eskisi, yamalı dizlerin yakarışını taşıyor üzerinde. Camiinin camlarından şehrin karanlıklarına loş bir ışık yayılıyor… Buradan bütün dünya aydınlanıyor.

Kadın erkek çocuk herkes toplanmış, bayrama gider gibi doluşmuşlar, daracık mekâna. Yakılan şehirlerin külleri parlıyor Ramazan akşamlarında. Dostluğa ve barışa patlayan, iftar topları olmasa da, aydınlık zamanlar için ışıldayan mahyaları yanmasa da…Sobanın gürlemesi salât selamlardan işitilmiyor. Közün sıcaklığı imanın tatlı serinliğini bastıramıyor… İliklerine kadar ısınıyor herkes safların sıklığında. Oysa her gün kayıplarının yalnızlığı üzerlerine abanıyor. Elleriyle dokunuyorlar her gün ölüme. Gözlerinin içinden giren ölüm, ufuklarının yamaçlarında bağ bozumu demek değil nasılsa. Bir diriliş. Bir kıyam, kabul olunmuş bir niyaz. Bir en yüce makam, bir şahadet tebessümü yüzlerinde parlayan.

Ülserli midelerden, yemek şölenlerine dönüşmüş Ramazan akşamlarından, şekerleme kokan gece serinliğinden uzakta da coşkulu yaşanıyor Ramazan. Mahyaları bastıran eğlence ışıkları parlamasa da. Şişme masal kahramanları değmese de yanaklarına, mutlu Gazze’li çocuklar. Karınları en sevdikleri yemeklerle dolu olmasa da. Mısırlar patlamasa da patır patır, mis kokusu yayılmasa da sokağa… Aslında biraz daha yese, rahat uyuyacak küçük Sadık. Arkadaşı Zeyd daha neşeli koşacak camiden dönüşte evine, annesi helva yapmış olsa.

Mısır yerine, bomba patlayan bir kentte çocuklar masumca gülüyor. Sahura kaldırmaya kıyılmamış, uykusu bölünmemiş kardeşlerinin bilmediği bir mutluluk yaşıyorlar Ramazanda. Uhrevi bir nefes saçlarını karıştırıyor. Burnuna sevgiyle dokunuyor Nebi`nin mübarek elleri. Sevinçten ipinden kurtulmuş topaçlar gibi dönüyorlar. Düşerek, kalkarak, kirlenerek özgürlüğün emanet sevincinde seyrediyor Ramazan. Sağ kalan yakınlarının güvencesinde… Allah’ın sonsuz himayesinde, af olunmanın müjdesiyle geçip gidiyor bu Ramazan Gazze’de.

 

BETÜL ŞATIR

  

Yorumlar