Azim ve kararlılık

Röportajlar

  /   302   /   22 Mayıs 2014, Perşembe

 Yazdır
Sağlık ve hava ambulansı

  

Türk sağlık sektörünü hava ambulansıyla tanıştıran Nilgün Kanber, bugün alanında lider olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Yurt dışında gördüğü hava ambulansı hizmetini Türkiye’de uygulamak hedefiyle yola çıkan ve 22 yıldır dünyanın bir ucundan bir ucuna acil hastaları taşıyan S.O.S International Yönetim Kurulu Başkanı Nilgün Kanber, 5 uçak ve Türkiye çapında 300 ambulansla hizmet verdiklerini söyledi. “Oğlumla kardeş gibi büyüttüğüm şirketi oğlum Ege’ye devretmeye hazırlanıyorum. O, uçak filosunu büyütecek” diyen Kanber’le hikayesini, çalışmalarını ve hedeflerini konuştuk:

-Türk sağlık sektörünü ambulans helikopter ile tanıştırdınız. Bugün bu konuda bir filo yarattınız. Hikayenizi anlatır mısınız?

International Hospital’da pazarlama ve halkla ilişkiler departmanının başındaydım. Yönetime “Neden bizim de hava ambulansımız yok” diyordum. Çünkü yurt dışında görmüştüm ve sağlık sektörünün buna ciddi bir ihtiyacı olduğunun farkındaydım. Bana verilen cevap “İstiyorsan kendin yap” oldu. Hırslanmıştım, başladım araştırma yapmaya. Helikopteri olan kişilerin listesini çıkardım. Bir arkadaşımın babasının helikopteri vardı. İkna sürecinden sonra kabul ettirdik. İçinin dizaynını yaptırdık. VIP olarak kullanılan helikopterin ambulansa dönmesini sağlayan bir sistem geliştirdik. Hastanede helikopter çalıştırmaya başladık. İlk helikopter ambulansı böylece devreye almıştık. Pazarlama müdürüydüm ve hareket kabiliyetim dardı. O nedenle işimden ayrılarak 1993 yılında kendi şirketimi kurdum.

-Yaptığınız iş en sade haliyle hastaları kısa zamanda hastaneye yetiştirmek. Çalışmalarınızı anlatır mısınız?

Uluslararası alanda hava, Türkiye’de hava ve kara ambulansı hizmeti veriyoruz. Tüm büyük sigorta şirketleriyle çalışıyoruz. 5 uçağımız var, biri bize ait. İstanbul’da 12 ambulansımız var. Anadolu’da da 300 tane ambulansla bağlantılı çalışıyoruz. Gemilerde hasta olur mesela bize koordinat verirler, gider hastayı hastaneye ulaştırız. Gemi rotasından çıkmaz, gidip bulmak durumundasınız. Kurşunlanma, kalp krizi ve kopuk uzuv ağırlıklı çalışıyoruz.

-İşi kurarken ne kadar sermayeniz vardı?

Babamdan aldığım 150 bin dolar param vardı. O parayı tamamen pazarlamaya harcadım. O dönemde tanıtım daha zordu, broşürler yaptım. İlk işimi ise ancak kurulduktan 8 ay sonra yapabildim.

-Bilinen bir iş kolu değil sizinki. Neler yaşadınız bugünlere gelinceye kadar?

Özel şirketlere gidip destek istedim ve üç uçakla çalışmaya başladık. Havaalanına neonlarla adımızı yazdık ama Devlet Hava Meydanları buna izin vermedi havayolu şirketi olmadığımız için. O günden beri hayalim orada havayolu şirketiyle olma şeklinde devam etti. Bir süre böyle devam etti. 1996 yılında ekonomik kriz oldu, çalıştığım şirketler kapandı. Bekleme sürecine girdik. Yaklaşık 8 ay sonra Murat Demirel’in şirketi Güven Air’in uçaklarını uçurmaya başladım ancak bu sefer de banka borçları yüzünden mallarına el kondu. O zaman ağladımı hatırlıyorum.

-Hangi ülkelerle çalışıyorsunuz?

Dünyanın herhangi bir yerine gider geliriz biz. En çok Azerbaycan ve Afrika’dan hasta taşıdık. Sağlık turizmi gelişiyor, bu tablo değişiyor. Libya’dan ciddi hasta transferi yapıyoruz. Libya Sağlık Bakanlığı ile bir anlaşma yaptık. Ordan da transfer yapmaya başladık. İç savaştan kaynaklı yaralanma vakaları genelde. Çocuklar var, yaralı uzuv kayıplarına uğramış. Orada ilk müdahale yapılmış ama yeterli ekipman olmadığından sevki istenmiş. 

-Daha çok ağır durumdaki hastaları taşıyorsunuz...

Evet. Yatan hastayı naklediyoruz. Acil olanları yetiştiriyoruz. Enkaz tabir edilen hastaları ya da parmak bebekleri taşıyoruz mesela. Eskiden para almadan kaldırıyorduk ambulansı sonra tahsilat yapıyorduk. Ancak şimdi para almadan kaldırsan uçak ambulansı iş bittikten sonra bize ödeme yapmıyorlar. Bizim işimiz iyilik yapmak üzerine tanımlı.

-Sağlık çalışanlarına saldırılarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Siz de bu tür davranışlara maruz kaldınız mı?

Konu sağlık olunca hele de insanların canlarından değerleri sevdiklerinin hayati tehlikesi varsa, o zaman insan psikolojisi bambaşka bir hal alıyor. Böyle bir durumda hasta yakını saldırganlaşabiliyor. Ben de bu tür tehditlere ya da yalvarmalara çok maruz kaldım. Senelerdir her tür durum ve her tür insanla karşılaştım.Bana ‘bu hasta yaşayacak, ben anlamam’ diyen de oldu, ‘kurtarmazsan seni öldürürüm’ diyen de. ‘Sana tüm servetimi veririm’ diyenle bile karşılaştım.

-Ambulanslar aslında mini hastane..

Birer seyyar hastane görünümündeki araçlarda; defibilatör, ekg ve monitor gibi modern cihazlar bulunuyor. Ambulans doktoru ile anestezi teknisyeni ilk müdahaleyi yapıyor. Gerekirse hastayı ameliyata hazırlıyor. S.O.S. her hastaya aileden biri gibi davranıyor ve ‘zamana karşı yarış’ sloganı ile çalışıyor.

-Sizin ambulans dışında da işleriniz var...

Temel ilk yardım kursları düzenliyoruz. İş yeri güvenliği uzmanlığı ve iş yeri hekimliği eğitimleri veriyoruz. Bir eğitim merkezimiz var Çalışma Bakanlığı’na bağlı. İş yerlerine işyeri hekimi ve uzmanı gönderen bir şirketimiz var. Ama asıl işimiz sağlık.

-Uçak ambulansın hastaya maliyeti nedir?

Bu mesfafeye göre değişiyor. Bir saati 3.500 Euro gibi bir maliyet getiriyor. ABD ya da Japonya’ya gitmenin 20 bin Euro civarında bir maliyeti var mesela. Güney Koreli bir hasta için sigorta şirketi 80 bin Euro’yu karşılayamayacağnı söyledi bir defa. Jet kiralayamayana tarifeli uçakları kullanıyoruz. THY zaten bununla ilgili bir çalışma yapıyor.

-Hedefleriniz neler?

İlk hedefimiz piyasaya çeki düzen vermek. Ambulans şirketi olmayıp da öyleymiş gibi internete ilan verenler var. Toplama iş yapıyorlar. Ambulans şirketi değil, hekimi yok. Arada taşeron gibi tanıdıklarını topluyor bu hizmeti veriyor. Sonra muhatap bulamıyorsun. Bunların düzenlenmesi gerekiyor. Cep telefonunu kapattığında bulma imkanı yok. Merdivenaltı sorun. Bununla ilgili görüşmeler yapıyorum. Bundan sonra filoyu büyüteceğiz. Bir yıldır uçuşları oğlum Ege Kanber yürütüyor. Onun talebiyle şirkete kendi uçağımızı aldık. Bundan sonra uçak sayısı artacak ve bir de vakıf kuracağız. 

Fahiş fiyat istediler kızıp kara ambulansı zinciri kurdum

S.O.S’u hava ambulansı düşüncesiyle kurduk. Önce helikopter sonra uçak geldi. Helikopterin randımanlı çalışmıyor olması nedeniyle onu bıraktık ve sadece uçakla devam ediyoruz. Ancak bir süre sonra getirdiğimiz hastaları hastanelere taşımak için kara ambulanslarına ihtiyacımız olduğunu gördük. 1996 yılında kara ambulansı hizmeti vermeye başladım. Buna da başlamam ilginç. Hava ambulansı sonrası kara taşıması işinde bir ambulans için benden o kadar fahiş fiyat istediler ki, ben de kendi kara ambulansı şirketimi kurdum.

Kolu kopan çocuk için iki hastaneyi alarma geçirdik

Antalya’da 20 yaşında bir çocuk; otel odasının balkonundan düşmüştü. Kolu korkuluğa takılmış ve kopmuştu. Hemen bir helikopteri kaldırdım, kolu ve genci getirdik. Helikopterin indiği alanda onları karşıladım. Hatta o sırada iki hastanenin mikro cerrahi ekibini hazır beklettim. Ertesi gün beni biri aradı ve ‘bu çocuk için helikopter kaldırırken neye güvendiniz’ diye sordu. Helikopter ücretini kimden talep ettiğimi sormuş meğer. Ben de “20 yaşındaki bir gencin kolunun ücreti olamaz” dedim.

  

Yorumlar