Aile kurumu mahramiyetli ayakta durur

Bizim Aile

  /   220   /   26 Mayıs 2014, Pazartesi

 Yazdır
Aile kurumunun sağlam temelleri, aile içerisindeki mahremiyetin korunmasıyla sağlanır. Eşler birbirlerinin sırlarını dışarı çıkarmazsa güçlenir

  Güven, aile kurumunu ayakta tutan en önemli unsurlardan biri. Ancak aile içerisinde yaşanan küçük problemlerin eşler tarafından yakın arkadaş ve akrabalarla paylaşılması, eşler arası güveni sarsıyor. Aynı zamanda aile mahremiyetini de ihlal eden bu duruma karşı evlilik uzmanları, çiftin önce kendi arasında iletişim kurmasını öneriyor.

Sekiz yıllık evli Kadriye C., aile dostu Ayşe Ş.’nin “Eşinle tartışmalarınıza, mutsuzluğunuza çok üzülüyoruz. Ama kocan her tartıştığınızda eşimi arayıp dertleşmek için dışarı çağırıyor, sabaha kadar da salmıyor.” sözleriyle şaşkına döner. Zira aile mahremiyeti sayılan ufak tartışmalarını eşinin, arkadaşıyla paylaştığından habersizdir. Üstelik arkadaşı da aynı mahremiyeti kendi eşine anlatmıştır. Duygusal bağlarının da bu noktada koptuğunu söyleyen Kadriye Hanım, bu güvensizliğin boşanmaya giden yolun başlangıcı olduğunu belirtiyor. Çünkü Kadriye Hanım, gizli kalmayan mahremiyetlerini bir altın gününde çok incitici bir şekilde öğreniyor. Kadriye Hanım, arkadaşının, “Sizin yüzünüzden bizim evin huzuru da kalmadı.” ifadelerini duyduğunda “Başımdan aşağıya kaynar sular dökülür gibi hissettim.” diyor. Kadriye Hanım’ın hikâyesi, aile içi sırların ifşa edilmesiyle dağılan yuvalardan sadece birini anlatıyor. Buna benzer birçok hikâye yaşanıyor toplumda. Hepsinin sonu aynı bitmese de aile arasındaki muhabbetin, güvenin azalmasına neden oluyor.

    Eşler arası paylaşımlar, aile içinde muhabbetin artması için en önemli vesilelerden biri. Bu paylaşımlar aynı zamanda çiftler arasındaki güvenin de artmasına olanak sağlıyor. “Ailenin mahremiyet sınırı evin paspasıdır.” diyen evlilik ve iletişim uzmanı İnci Yeşilyurt, eşler arasındaki sıkıntıların kumar alışkanlığı, uyuşturucu, alkol bağımlılığı, şiddet, sadakatsizlik gibi bazı istisnalar dışında kesinlikle evin içinde kalması gerektiğini söylüyor. “Yakınlarınıza o anda sinirle veya üzüntü ile paylaşımda bulunmanız ile siz anlık olarak rahatlarsınız ama yakınlarınız ellerinde olmadan, iyi niyetle yanlış yönlendirebilir, taraf tutabilir. En önemlisi de siz bir süre sonra eşinizle barışır ve yaşanılanları unutursunuz ama yakınlarınız asla unutmaz, saygınlık kaybolur.” ifadelerini kullanan uzman, eşlerin bütün yaşadıklarını arkadaşlarıyla paylaşmalarının aile mahremiyetini de yıprattığını kaydediyor. Erkeklerin kendini dışarı atıp arkadaşlarına serzenişlerde bulunabildiğini aktaran Yeşilyurt, “Aslında o anda arkadaşının gözünde kendi soyadını taşıyan eşinin imaj kaybına neden oluyor.” diyor. Kadınların ise hemen telefona sarılıp abla, anne ve arkadaş gibi yakınlarını arayıp ağladığını dile getiren Yeşilyurt, problemin kısa bir sürede çözülebilecekken, büyütülerek eşler arası saygınlığı yok ettiğini vurguluyor. Uzman, şu önerilerde bulunuyor: “Bu durumda yapılması gereken, kendimizi dışarı atmak ya da telefona sarılıp şikâyet etmek değil, sıkıntıları önce kendi aramızda konuşmak olmalıdır. Bu şekilde aile mahremiyeti de korunmuş olur. Evlilik aynı hayat yolunda sırt sırta verip her koşulda birlikte yürüme çabasıdır. Eşler her hallerini saygı çerçevesinde öncelikle birbirleriyle paylaşmalı.”

  

Yorumlar