Kalb ve damar hasatlıkları ölüm riskini arttırıyor

Şifa Bahçesi - Halis Sağlık

  /   400   /   16 Nisan 2015, Perşembe

A7haber
 Yazdır

Memorial Antalya Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü'nden Opr. Dr. Tamer Bakalım ve Kardiyoloji Bölümü'nden Uzm. Dr. Nuri Cömert, dünya genelinde tüm ölümlerin yüzde 42'sinin kalp ve damar hastalıklarından kaynaklandığını açıkladı

Ölümlerin nedenlerinden büyük bir bölümü damar ve kalb hastalıkları

  

12-19 Nisan Kalp Haftası nedeniyle Memorial Antalya Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü'nden Opr. Dr. Tamer Bakalım ve Kardiyoloji Bölümü'nden Uzm. Dr. Nuri Cömert, Antalya Gazeteciler Cemiyeti'nde basın toplantısı düzenledi. Yaşamı tehdit eden en önemli riskin kalp hastalıkları ve kalp krizleri olduğuna dikkat çekilen toplantıda, rakamların her geçen yıl daha da korkutucu bir tablo çizdiğine işaret edildi.

KALP KRİZİNİN EN ÖNEMLİ NEDENİ HİPERTANSİYON

Ölüm nedenleri arasında kalp krizlerinin yüzde 20 ile ilk sırada olduğu belirtilirken, tüm ölümlerin yüzde 42'sinin kalp ve damar hastalıklarından kaynaklandığı, erkeklerde ise 65 yaş üzeri ölümlerin yüzde 54'ünden de kalp hastalıklarının sorumlu olduğu kaydedildi. Kalp hastalıkları ve kalp krizlerinin oluşmasındaki en önemli faktörlerin başında hipertansiyon geldiğine de dikkat çekilerek, 2025 yılında dünyada hipertansiyon hastalarının oranının yüzde 30 olacağının öngörüldüğü kaydedildi. İkinci önemli faktör olan sigara kullanımının 10 yıl içinde 8 milyon kişinin yaşamına mal olacağı da vurgulandı.

ÖLÜMLERİN ÜÇTE İKİSİ KALPTEN

Türkiye'de kalp hastalıkları ve kalp krizlerinin 30 yıl öncesine göre önemli bir artış gösterdiğini ifade eden Opr. Dr. Tamer Bakalım, kalp hastalıklarının 1989'da yüzde 40, 1993'te yüzde 45, 2009'da yüzde 40 ile yaşamı tehdit eden en önemli sağlık sorunu olarak ilk sırada olduğunu söyledi. Opr. Dr. Bakalım, dünyada, 2008'deki 57 milyon ölümün 36 milyonu yani üçte ikisinin de kalp ve damar hastalıkları nedeniyle gerçekleştiğini kaydetti.

ÇOCUKLARDA SINAV STRESİ BÜYÜK TEHLİKE

Kalp ve damar hastalıklarının oluşumunda yüzde 80 oranında etkili olan modern risk faktörlerini anlatan Opr. Dr. Bakalım, çocuklarda küçük yaşlardan itibaren oluşturulan sınav kaygısı, sokak oyunlarının terk edilmesi, iş yaşamında sınırların zorlanması, erken menopoz, metropollerdeki hava kirliliği ve egzoz dumanı (karbonmonoksit), kontrol edilemeyen stres, mesleki sorumlulukların erken üstlenilmesi ve yeteneklerin üzerinde sorumluluklar alınması, duygusal çöküntüler, sigara kullanımı gibi modern faktörler de kalp krizlerinin en önemli nedenleri olarak sıraladı. Bu nedenleri modern risk faktörleri olarak gösteren Opr. Dr. Bakalım, bunların en aza indirilmesiyle koroner kalp hastalıklarının yüzde 80 oranında önlenebileceği ve yılda 300 bin ölümün engellenebileceğini kaydetti.

GELENEKSEL FAKTÖRLER UYARISI

Kalp hastalıklarının ve kalp krizlerinin yüzde 20 oranında geleneksel, değiştirilemez faktörler nedeniyle ortaya çıktığını dile getiren Opr. Dr. Bakalım, ailesinde kalp hastalığı ya da kalp krizinden erken yaşta ölüm hikayesi olanlar, yaş ve cinsiyetinse değiştirilemeyen risk faktörleri olduğunu açıkladı. Ancak bunların da yaşam biçimi değişiklikleri ve düzenli kalp kontrolleri ile en aza indirilebileceğini belirten Bakalım, “Kalp ve damar hastalıklarından korunmada yaklaşım tarzı, tek bir risk faktörünün değil, genel riskin düşürülmesine yönelik olmalıdır" dedi.

KALBİN DÖRT DÜŞMANI

Kalbin düşmanı dört önemli faktöre de vurgu yapan Opr. Dr. Bakalım, başta kalp ve damar hastalıklarına yol açarak yaşamı tehdit eden sigara kullanımı, diyabet, obezite ve tansiyonun kontrol altına alınmadığında, gelecekte tüm dünya için önemli bir tehdit oluşturabileceğinin altını çizdi. Opr. Dr. Bakalım, bu tehlikelere yönelik şunları söyledi:

Dünya Sağlık Örgütü'ne göre dünyada sigara kullanımına bağlı yılda 5 milyon ölüm gerçekleştiği, 2030'a kadar da bunun 8 milyona çıkması beklenmektedir. Türkiye, dünyada en çok tütün kullanılan ülkeler içinde 10'uncu sırada. Önümüzdeki 15 yılda dünyada diyabetli sayısının yaklaşık 500 milyona ulaşması beklenmektedir. Sanayi şekerinin yaygın kullanımını ve özellikle hazır gıda üretiminde kullanılan ve çocukluktan itibaren etkili olan glikoz ve mısır şurupları diyabete yatkınlığı ve diyabet oluşumunda belirgin olarak etkilemektedir. Türkiye'de 35 yaş üstü nüfusta, 6.5 milyon diyabet hastası bulunmaktadır. 10 yıl içinde dünya genelinde tansiyon hastası oranının yüzde 30 olacağı ve şu anda 1 milyara yakın olan hasta sayısının gelecek 25 yıl içinde 1.5 milyarı aşacağı bilinmektedir. Türkiye'de de 2007 yılında yapılan bir çalışmada kadınlarda yüzde 59, erkeklerde yüzde 49 oranında hipertansiyon varlığı belirlenmiştir. 65 yaş üzerinde ise yüzde 75 oranında kişi, yüksek tansiyon hastasıdır. Dünyada, yılda yaklaşık 3 milyon kişi obezite nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Aşırı kilolu kişi sayısı son 23 yılda kadınlarda yüzde 36, erkeklerde ise yüzde 75 oranında artmıştır."

KALBİNİZ SİZDEN YAŞLI OLABİLİR

Türkiye'de kalp yaşının takvim yaşından ortalama 10 yıl daha yaşlı olduğu gerçeği olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Nuri Cömert ise, kişinin kalp yaşını hesaplamasının ve buna bağlı olarak yaşam standartı değişikliğinin önemini anlattı. Kalbi yaşlandıran en önemli faktörlerin sigara, düzensiz beslenme, aşırı kilo, stres, yüksek tansiyon ve şeker değerleri olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Cömert, "35 yaşındaki bir kadın eğer sigara içiyor, tansiyon ve kolesterolü yüksek ve ailesinde kalp hastalığı öyküsü var ise kalp yaşı 47 olarak hesaplanır. Yani kalbi ondan 12 yıl daha yaşlıdır. Kişi sigarayı bırakır, kan basıncı ve kolesterolünü kontrol altına alırsa kalp yaşını düşürerek kalp hastalığı riskini azaltabilir. Çocukluk çağında obezite ve şeker hastalığı mevcutsa kalp yaşınız 10-15 yıl ileri gidebilir. Sigara stres birlikteliği kalp yaşınızı takvim yaşınızdan 10- 15 yıl ileri götürebilir" dedi.

ÖLÜM ORANI KADIN VE ERKEKLERDE EŞİT

Kalp yaşıyla takvim yaşının birlikte gitmesi için tedaviler uygulanabildiğini ve bunların sadece ilaç değil çocukluktan itibaren sağlıklı yaşam koşulları şeklinde olduğunu anlatan Uzm. Dr. Cömert, "Toplumun tamamının anlayabileceği kalp hastalığı stratejileri üretilmelidir. Bataklık oluşmadan, bataklığın kökünü kurutmak temel mantık olmalıdır" dedi. Ölüm oranlarının kadın ve erkeklerde eşit olduğunu da söyleyen Uzm. Dr. Cömert, "Kalp hastalığı erkek egemen bir hastalık olarak lanse edilmesine rağmen menopoz öncesi dönemlerde kadınlarda daha az, menopoz sonrası dönemlerde kadınlarla erkekler arasında hastalığın sıklığı aynıdır. Hatta kadınlarda daha tehlikeli seyrettiği ortaya konulmuştur. Meme kanseri her 8 kadından birinin ölümüne sebep olabilirken, kalp hastalıkları her 3 kadından birinin ölümüne sebep oluyor. Menopoza geç girme kalp sağlığı açısından faydalı" dedi.

ÖĞRETMENİN ÖLÜMÜNDE STRES ETKİSİ

Yalova Valisi Selim Cebiroğlu'nun azarlaması sonrası kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden öğretmen Halil Serkan Öz'ün ölüm nedeninde yaşadığı stresin etkisi de sorulan Uz. Dr. Nuri Cömert, şöyle konuştu:
"Damarlarında normal hiçbir şey yok. Yoğun stres, sigara ya da başka risk faktörleri varsa ani tıkanma varsa kalp krizi geçirebiliyor. Dolayısıyla bu kişinin özgeçmişinde risk faktörleri varsa eğer ani stres bu olayı tetikleyebilir. Her üç kalp krizinden biri damarlarda hiçbir şey yokken, yoğun stres ve sigara sonucu ortaya çıkıyor. Dolayısıyla artık kalp krizinde sigara ve stres, şeker hastalığıyla birlikte üst sıralara yükseliyor. En önemli vurgulayacağımız konu sigara, stres, şeker hastalığı ve ailede 40 yaşından önce kalp hastalığı olup olmaması. Dolayısıyla net bilgi verebilmek için kişinin risk faktörlerine bakmak lazım. Tetiklemiş olabilir mi sorusunu da evet yoğun bir stres yaşamışsa, bu stresin vücutta yaşanma derecesi çok yüksekse bundan bahsedilebilir. Tetiklemiş olabilir."

  

Yorumlar