Çocuk yurtlarında şiddet

Şifa Bahçesi - Halis Çocuk

  /   404   /   30 Nisan 2015, Perşembe

Zaman
 Yazdır

Eğitimin başından itibaren sosyal alanda çalışanlar olmalı bu kurumlarda. Devlet korumasında olan çocuklara bu uzmanlar hizmet vermeli. Bu adımı öteleyince bugün yaşadığımız acılar giderek artaca

Yurtta kalan çocukların mağduriyeti artıyor

  

Devlet korumasındaki çocuklara yönelik şiddet ve istismar haberleri, artık daha sık duyuluyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın yurt ve rehabilitasyon merkezlerinde taşeron firmalardan hizmet alması, sebepler arasında sıralanıyor. Çocukların, uzman personeller yerine, eğitimi yetersiz taşeron elemanlarla vakit geçirdiği belirtiliyor.

Son dönemde Sincan Erkek Yetiştirme Yurdu’nda uygulanan Şiddetle ilgili görüntüler, devlet yurtlarında kalan çocuklara yönelik şiddetin gündeme taşınmasına vesile oldu. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü, yurtların, yuvaların ehil ellerde olmadığını, sosyal alanda eğitim almış uzman yetersizliğinin üst seviyede olduğunu söyledi. Sosyal uzman, pedagog, psikologların yerine bakanlığa bağlı kurumlarda taşeron firmaların elemanlarının bulunduğunu dile getiren Güllü, yurtlar için yeniden yapılanmanın şart olduğuna vurgu yaptı. Yeniden yapılanma çerçevesinde ilk yapılması gerekenin taşeron firmalarla çalışmaya son verilmesi olduğunu aktaran Güllü, “Eğitimin başından itibaren sosyal alanda çalışanlar olmalı bu kurumlarda. Devlet korumasında olan çocuklara bu uzmanlar hizmet vermeli. Bu adımı öteleyince bugün yaşadığımız acılar giderek artacak.” dedi.

VAKALAR HER GÜN ARTIYOR

Devlet korumasındaki çocukların iyi hizmet almamasının sonuçlarının; şiddet, taciz, tecavüz, istismar olaylarının tırmanması şeklinde görüleceğini belirten Güllü, “Çünkü bu tür suçların faillerinin geçmişine bakıldığında, geçmişte bu konulardan mağdur olduklarını görürsünüz. Bu da bugünün mağdurlarının yarının failleri olabileceği tezini güçlendiriyor. Bu suçların ana nedenlerini bulmak zor değil bu anlamda.” dedi. Canan Güllü, devlete bağlı kurumlarda bu tür vakaların her geçen gün arttığına işaret etti.

Geçtiğimiz günlerde bir rehabilitasyon merkezinde yaşanan ve çalışanın hastaların elini kelepçelemesi, yatağa bağlaması şeklinde gelişen olayı örnek veren Güllü, şöyle konuştu: “Orada çalışan bu eylemi savunuyor. Elinin kelepçelenmesinin gerekli olduğunu söylüyor. Dışardan alınan elemanın herhangi bir eğitimi olmadığının en önemli kanıtı bu. Türkiye’nin sınıfta kaldığı bir konudur bu.”

Almanya’da ve Fransa’da yurt ve bakımevi modelini incelediğini de sözlerine ekleyen Güllü, “Buralarda hizmet veren herkesin sosyal uzman olduğunu gördüm. Türkiye’de devletin sorumluluğu halka pirinç, makarna dağıtmak olarak algılanıyor hâlâ. Ama sosyal devlet işi bilimsel verilerle yapılır.” şeklinde konuştu.

ALO 183 YARDIM ÇIĞLIKLARINA YETİŞEMİYOR

Öte yandan şiddet ve istismar mağdurları için açılan Alo 183 Danışma Hattı’na 2014’te 12 bin 554 ihmal, istismar, şiddet çağrısı geldi. Bu çağrılardan 5 bin 688’inin çocuk, 5 bin 118’inin kadın, bin 28’inin engelli ve 720’sinin yaşlıya ait olduğu tespit edildi. Yardım çığlıklarının her geçen yıl arttığını kaydeden Meclis Kadınlara Dönük Şiddetin Sebeplerini Araştırma Komisyonu, sadece kadınlara dönük şiddetle ilgili yeni bir iletişim hattının kurulması gerektiğini belirtiyor. Acil telefon yardım hattını arayan şiddet mağdurlarının maruz kaldıkları şiddet türlerine göre dağılımına bakıldığında ise 4 bin 754 fiziksel istismar ilk sırada yer aldı. Bunu 3 bin 404 fiziksel ihmal, bin 745 adet duygusal ihmal, 779 cinsel istismar, 533 ekonomik istismar, 464 erken yaşta evlendirilme, 55 suça sürüklenme, 49 örgün eğitimine devam ettirmeme çağrıları takip etti.

  

Yorumlar