Sevgi "bağlılık"tır

Örnek - Halis Bilgi - Bizim Aile

  /   895   /   08 Mayıs 2015, Cuma

Zaman
 Yazdır

Fatma Hanım,: “Eşimle çocukların o dönemlerinde ‘az kural çok ikna’ yöntemini uyguladık. Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şerifleri ikna metodu olarak kullandık. Herhangi bir durumda çocuklara bu kaynaklardan deliller gösterdik, bir şeyler anlattık. Onlar da ikna oldular.”

Seviyorsak, ondan bir parça oluruz

  


Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) “Size iki şey bırakıyorum ki, onlara tutunduğunuz müddetçe asla dalâlete düşmezsiniz: Allah’ın kitabı ve Peygamberi’nin sünneti.” buyuruyor. Ahir zamanda bu tavsiyeyi çoğu zaman unutuyoruz ne yazık ki. Fakat sünnetleri hayatının merkezine oturtmuş, Resûlü Ekrem’in şefaati için yaşayanların sayısı da az değil. Haberimizde okuyacağınız, İstanbul’un farklı semtlerinde yaşayan ve birbirlerini tanımayan Aydoğmuş ve Demirci aileleri gibi... ‘Resûlullah bunu nasıl yapardı?’  düşüncesi en sıradan işlerinde dahi akıllarından bir an olsun çıkmıyor onların. Örneğin Fatma Aydoğmuş’un (60) yürürken hafif bir şekilde öne doğru eğilmesi sünnet-i seniyyeden geliyor. Adımlarını uzun ve seri atması, ayaklarını sürümeden, ne hızlı ne yavaş yürümesi de… “Seven sevdiğini daima hatırında tutar; ona itaat eder, sevdiğinin isteğini kendi isteğinin önüne alır. Allah’ı seven, Peygamberine tâbi olur.” sözleri, Efendimiz’in yaşantısını nasıl da içselleştirdiğinin en şık ifadesi. Sünnete riayet etmenin yolu kuşkusuz İki Cihan Serveri’ni bilmekten, tanımaktan geçiyor. Onlar, istikametten şaşmadan daima Allah’ın Habibi’nin hayatını okuyor, çevresindekilere anlatıyor ve yaşantılarına O’nun örnek uygulamalarını mecz ediyorlar.

Çocuklarını, hadis-i şeriflerle ikna ettiler

     Fatma–Muhammed Aydoğmuş çifti, 6 çocuğa ve 7 toruna sahip. Evliliklerinin ilk günü bir karar alır çiftimiz: “Evde senin benim değil, Allah ve Resûlü’nün dediği olacak.” Bugüne kadar da bu kurala riayet ederler. Anlaşmazlığa düştüklerinde o mevzuyu hadis kitaplarında araştırıp, hadise göre hareket ederler. Öte yandan mutlaka sabah ve akşam yemeklerini bir arada yerler. Çocukları dünyaya geldiğinde de bu durum değişmez. Hatta onlar hayatlarına girdikten sonra, ailecek yaptıkları faaliyetlere çay saatlerini de eklerler. Zira Resûlullah Efendimiz’in de (aleyhissalatü vesselam) her akşam yemeğini hanımlarıyla aynı sofrada yiyip şakalar yaptığını, sonrasında ise ailesiyle birlikte tefsir, fıkıh, tarih mevzularında sohbetler ettiğini biliyoruz. Aydoğmuş ailesi o çay saatlerinde hadis mütalaa ediyor. Öte yandan ailede 4 erkek 2 kız olunca ergenlikleri de kolay geçmiyor. Fatma Hanım, bu zorlu dönemi nasıl atlattıklarını şöyle anlatıyor: “Eşimle çocukların o dönemlerinde ‘az kural çok ikna’ yöntemini uyguladık. Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şerifleri ikna metodu olarak kullandık. Herhangi bir durumda çocuklara bu kaynaklardan deliller gösterdik, bir şeyler anlattık. Onlar da ikna oldular.” Bunların yanı sıra Aydoğmuş ailesi, yılda bir kez de olsa memleketlerine gidip akrabalarını, anne-babalarının dostlarını ziyaret ediyor. Tabii çocuklarıyla birlikte. Öyle ki evli çocuklarını da bu ziyarete  dahil ediyorlar. Son olarak Fatma Hanım, eşiyle bir problem yaşadıklarında çözümü sabırda bulduklarını söylüyor.

Birbirlerinin ahlak ve ruh güzelliklerine dikkat ettiler

       Gönül-Özgür Demirci çifti de evliliklerindeki mutluluğu sünnet-i seniyyeyi uygulayarak elde edenlerden. Aslında buna daha evliliğe niyet ettiklerinde başlamışlar. Gönül Hanım ve Özgür Bey, evlilik için görüştüklerinde kriter olarak birbirlerinin kılık kıyafetini, fiziksel özelliklerini değil de ahlak ve ruh güzelliklerini dikkate alır. Yine bu görüşme aşamasında evlilikleri için önceden kararlar verirler. Mesela, evde televizyon bulundurmamak gibi… O zamandan bugüne kadar da evlerine televizyon girmemiş. Demirci ailesinin Reyhan Zeynep, Rabia Ayşe ve Leyla Nur adlarında üç tane kızları bulunuyor. Onların eğitiminde de Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) metodunu uyguluyorlar. Çocukları dünyaya geldikleri andan itibaren onlara Efendimiz’le ilgili hikâyeler okuyorlar. Haliyle sünnetler o safî zihinlerine erken yaşta yer ediyor. Çocuklar, yaşları ilerledikçe ebeveynlerinden sünnetlerin bilimsel yönlerini de öğrenmeye başlıyor. Mesela, yemeğe tuzla başlamanın sağlığa faydalarından bahsediyorlar. Özgür Bey, tam da bu meseleyi anlatırken Rabia Ayşe (6) söze giriyor: “Önce eller yıkanır baba. Daha sonra tuzla başlanır.” Kızlardan söz açılmışken Reyhan Zeynep’in (9) de Herkes O’nu Okuyor yarışmasında ülke çapında dereceye girdiğini öğreniyoruz. Demirci ailesinin evinde bir de pano var. Bu panoda her hafta bir hadis-i şerif yer alıyor. Bizim ziyaretimizde, “Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.” hadisi, hacet namazının önemi nin yazılı olduğu kâğıtlar asılıydı. Dikkatimizi çeken başka bir uygulama ise evde ayda bir kere de istişare yapılması. Ailemiz son 3 yıldır da Peygamber Efendimiz’in doğum gününü kutluyor. Pasta kesip salavat getiriyorlar. Bu, çocuklara o günün değerli olduğunu göstermek adına bir nevi teşvik oluyor.

Aileyle ilgili bazı hadis-i şerifler...

Bir kimse hanımına kin beslemesin. Hanımının bir huyundan hoşlanmamışsa, pekâlâ beğeneceği başka (iyi) huylar vardır.
Ne mutlu İslam’la şereflenip hidayete erene! Ne mutlu kâfi derecede maişeti olup buna kanaat eden kimseye!
Ey insanlar! Kadınların haklarına riayet etmenizi ve bu hususta Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz, kadınları Allah’ın emaneti olarak aldınız ve onların namuslarını ve ismetlerini Allah adına söz vererek helâl edindiniz…
Eşi kendisinden razı olarak ölen mü’min kadın cennete girer.
Hepiniz bir sürünün çobanı gibisiniz. Çoban sürüsünü koruduğu gibi siz de evlerinizde ve emriniz altındakileri cehennemden korumalısınız! Onlara Müslümanlığı öğretmelisiniz. Öğretmezseniz mesul olacaksınız.

  

Yorumlar