Kurban, Allah’a teslimiyetin bir ifadesidir

Halis Bilgi

  /   452   /   27 Eylül 2015, Pazar

 Yazdır
İslamiyet'te önemli bir yeri olan kurban ibadetinin temel amacı, Allah’a yaklaşmak O’nun rızasını kazanmaktır. Hz. Peygamber’in birçok hadisinde hali vakti yerinde olanların kurban kesmesi emredilmiş veya tavsiye edilmiştir.

  İslâm dinindeki bütün ibadetlerin şekli ve dışa bakan yönleri bulunmakla birlikte insanın iç dünyasına yönelik güçlü anlam boyutları da vardır. Müslüman toplumların ortak kültüründe önemli bir yeri olan ibadetinin temel amacı bir hayvanın kesilmesinden öte Allah'a yaklaşmak, O'nun rızasını kazanmaktır. Kişi bu ibadeti yerine getirmekle Yüce Yaratıcı'nın kendisine lütfettiği nimetlere karşı şükran borcunu yerine getirmenin huzurunu yaşar, insan doğasında mevcut olan aşırı mal ve dünyalık sevgisini frenleyerek, bencillik ve cimrilik duygusunu yenmeye çalışır. 

Kurban, fakirin de varlıklı kullar aracılığıyla Allah'a şükretmesine, dünya nimetinin yeryüzündeki dağılımı konusunda karamsarlık ve düşmanlıktan kendini kurtarmasına ve kendini toplumunun bir üyesi olarak hissetmesine vesile olur.

İLAHİ DİNLERDE KURBAN
İnsanlık tarihi boyunca hemen bütün dinlerde kurban uygulamasının mevcut olduğunu görmekteyiz. Ancak şekil ve amaç yönüyle aralarında farklılıklar bulunmaktadır. Kuran-ı Kerim'de Hz. Âdem'in iki oğlunun Allah'a kurban takdim ettiklerinden söz edilir (el-Mâide 5/27); bir başka âyette de ilâhî dinlerin hepsinde kurban hükmünün konulduğuna işaret edilir (el-Hac 22/34). Kurban, İslam öncesi Arap toplumu tarafından da bilinmekteydi. Fakat uygulama o dönemdeki bâtıl inançlar etrafında şekillenmişti. 

Hz. Peygamber, içinde yaşadığı toplumdaki yanlış anlayış ve uygulamayı düzelterek kurbanı tevhit inancına göre şekillenen bir ibadet olarak yeniden düzenledi. Müminler her kurban kesiminde, Hz. İbrâhim ile oğlu İsmâil'in Cenâb-ı Hakk'ın buyruğuna mutlak itaat konusunda verdikleri, Kuran'da da özetle aktarılan (es-Sâffât 37/102-107) başarılı sınavın hâtırasını tazelemiş ve kendilerinin de benzeri bir itaate hazır olduklarını simgesel davranışla göstermiş olmaktadırlar. 

Kuran'da Hz. Peygamber'e hitaben "Rabbin için namaz kıl, kurban kes" (el-Kevser 108/2) buyrulmuş, ayrıca Hz. Peygamber'in birçok hadisinde hali vakti yerinde olanların kurban kesmesi emredilmiş veya tavsiye edilmiş, hatta "Kim imkânı olduğu halde kurban kesmezse bizim mescidimize yaklaşmasın" (İbn Mâce, "Edâhî", 2) şeklinde bu gereklilik önemle vurgulanmıştır. 

GÖNÜL HOŞNUTLUĞU İLE
Öte yandan kurban kesmeyi Hz. Peygamber hiç terketmemiştir. Peygamber Efendimiz şöyle buyurur: "Âdemoğlunun, Kurban Bayramı'nın birinci günü yaptığı işlerin Allâh'a en sevimli olanı, (kurban) kanı akıtmaktır. Kıyâmet günü o kurban, boynuzları, tırnakları ve kıllarıyla gelir. Kurbanın kanı da, henüz yere düşmeden Allâh'ın rızasına nâil olur ve kabul edilir. O halde, kurbanlarınızı gönül hoşnutluğu ile kesiniz".

Kurban ibadetinde hem maldan hem de candan fedakârlık manası vardır. Bu ibadeti yerine getiren mümin kişinin elde ettiği kazanç ise, kurban edilen hayvanın ihtiyaç sahiplerine dağıtılan kısmıdır. Şu olay, bu gerçeği çok güzel ifade etmektedir: Bir defasında Peygamber Efendimiz bir koyun kesmişti. Âişe annemize kesilen hayvandan geriye ne kaldığını sordu. 

Âişe vâlidemiz: "Sadece bir kürek kemiği kaldı." dedi. Bunun üzerine Efendimiz: "Desene (yâ Âişe), bir kürek kemiği hariç hepsi bize kaldı" buyurdular.   

Yorumlar