Baharın gelişiyle sık görülen roza hastalığı bünyeden bünyeye değişiyor
Baharın gelişiyle sık görülen roza hastalığı bünyeden bünyeye değişiyor

Roza hastalığını hakkında ne biliyoruz

Halis Sağlık

  /   1643   /   10 Nisan 2016, Pazar

 Yazdır

Roza (Gül Hastalığı) her yaşta görülebilen, fakat sıklıkla açık tenli kişilerde, 10-35 yaşları arasında rastlanılan döküntülü bir deri hastalığıdır. Döküntü birkaç hafta veya yıl sürebilir. Genellikle hastalık kalıcı bir iz bırakmaz, fakat esmer kişilerde zaman içinde gerileyen kahve renkli lekeler kalabilir. Hastalığın geçiş süresi bünyeden bünyeye değişiklik gösterir.

Bir cilt hastalığı olan “Roza” hangi durumlarda ve kimlerde görülür

  

Bahar mevsimlerinde sık görülen kendi kendini sınırlayarak iyileşen, üzeri ince kepekli, kırmızı döküntülü bir hastalık olan “gül hastalığı” en sık 10-45 yaşları arasında görülmekle birlikte, nadir de olsa yeni doğanlarda ve yaşlılarda da görülebilir. Döküntü birkaç hafta veya yıl sürebilir. Genellikle hastalık kalıcı bir iz bırakmaz, fakat esmer kişilerde zaman içinde gerileyen kahve renkli lekeler kalabilir. Hastalığın geçiş süresi bünyeden bünyeye değişiklik gösterir.

Roza kimi zaman rosa, gül hastalığı veya gülleme gibi isimlerle de anılmaktadır. Roza stres, sıkıntı, menopoz, güneş gibi nedenlerle ortaya çıkan mide rahatsızlıklarıyla da paralellik gösteren bir cilt hastalığıdır. Başlangıcında öncelikle sivilceye benzeyen bir doku çıkar, sonra bu doku döküntü haline dönüşür ve kırmızı bir halka halini alır. İltihaplı ve iltihapsız kırmızı kabartılar ile yüzdeki yanma hissi en belirgin bulguları olmakla birlikte roza hastalığı, reflü ve mide ülseri ile eş zamanlı olarak ortaya çıkabilir. Roza; yüzde sıcaklık hissi, kızarıklık, damar genişlemesi ve iltihabi sivilcelerle kendini belli eden kronik bir cilt hastalığıdır. Kızarıklıklar başlangıçta çıkıp sonra kaybolma gösterir. Hastalık ilerlediğinde ise kalıcı bir görüntüye neden olur. İlk görüldüğü bölge yanakların yan kısımlarıdır. İlerlediğinde vücudun her yerinde görülebilir. Gül hastalığı orta yaşlı ve açık tenli kişilerde sık görülür.

Belirtileri:

İltihaplı sivilceler veya iltihaplı olmayan kırmızı kabartılar Yüzde yanma hissi Yüz bölgesinde, alında, yanak, burun ve göz çevrelerinde kaşıntı, kızarıklık, yanma hissi ve döküntülerdir. Kaşıntıların şiddeti bazen artabilir ve göz çevresinde de zamanzaman ağrılar hissedilir.

Nasıl tedavi edilir

Gül hastalığı herhangi bir kesin tedavisinin olmamasına rağmen, kontrol altına alınabilir. Bir dermatolog tarafından düzenlenecek tedavinin hedefleri durumunu kontrol altına almak ve hastanın cilt görünümünü iyileştirmek olacaktır. Deride bir iyileşmenin görülebilmesi için birkaç hafta veya ay süren tedavi gerekebilir.

Bazen doktorlar, doğrudan etkilenen cilde uygulanan topikal antibiyotikleri reçete edebilir. Daha ciddi durumlardaki hastalar için, doktorlar genellikle oral (ağız yoluyla alınan) antibiyotik reçete edebilirler. Gül hastalığında semptomatik papüller ve püstüller tedaviye çabuk cevap verebilir, ancak kızarıklık veya kızarma ataklarını iyileştirmek daha zordur. Son zamanlarda hastalıktan kaynaklanan kızarıklıkları azaltabilecek ilk topikal jel FDA tarafından onay almıştır.

 Doktorlar gül hastalığındaki göz problemlerini genellikle reçeteli göz ilaçları ile tedavi ederler. Göz kapaklarında enfeksiyon gelişimini önlemek için kapak hijyenine dikkat etmek gerekir. Doktor, sulandırılmış bir bebek şampuanı veya göz kapağı yıkayıcıları ile nazikçe yıkama ve günde birkaç kez ılık (sıcak olmayan) kompres önerebilir.

Alternatif Tıpta, Reishi mantarı, at kestanesi, karahindiba, üzüm çekirdeği, sentella bitkisi roza hastalığında kullanılan bitkilerdir. Bu bitkilerin içinde bulunduğu ürünler piyasada mevcuttur. Bu bitkilerin doktor kontrolünde kullanılması tavsiye edilir.

Hastalık kronik özellik gösterdiğinden erken teşhis edilmelidir. Siz ne yaparsanız yapın, ne kullanırsanız kullanın, hastalık çoğu zaman 2-6 ay sürer Gül hastalığının nedeni bilinmiyor. Genetik faktörler stres parazitler bakteriler hastalığın oluşmasında etken olabileceği düşünülen şüpheli sebeplerdir. Sıcak olmayan ılık banyolar yapılması tavsiye edilir. Döküntüyü arttıracak fiziksel aktivitelerden kaçınılması önerilir.

 

  

Yorumlar