Kudüs ümmetin gafletine ağlıyor

Dünya Ailesi

  /   217   /   23 Aralık 2017, Cumartesi

 Yazdır

  

Kudüs kan ağlıyor. Evet, Kudüs ağlıyor; ama daha çok ümmetin acınası haline ağlıyor. Kudüs'teki durumlar esasında bölük pörçük olmuş İslam ümmetinin halini yansıtan birer aynadır. Neden mi? Çünkü bugün müslümanlar bir olsaydı, tek yürek olsaydı, Kudüs bu halde olur muydu? Bu esarete, bu zulme göz yumulur muydu? Müslüman bir kadının örtüsüne uzanan el dahi bir savaş sebebi iken bugün ne oluyor da Müslüman müslümanın yardımına koşmuyor, derdi ile dertlenmiyor? Sorun büyük: Yaşanıldığı zannedilen İslam, esasında yaşanmıyor. Demek ki İslam hayatlara nüfuz etmiyor. "Biliyorum" denilen şeyler tatbik edilmiyor.

Bu gidişata "dur" demek için acilen çözüm üretmeliyiz. Özellikle biz ebeveynlere çok önemli görevler düşmektedir. Anneler, babalar  aynı zamanda eğiticiler, hocalar; soralım kendimize: İslam'ın değerleri hakkında çocuklarımız ne kadar bilgi sahibiler? Onlara İslam'ı yeteri kadar anlatabiliyor muyuz? Kendimiz İslam'ı yaşayarak onlara örnek olabiliyor muyuz? Özellikle anneler! Ne kadar mübarek ve mukaddes bir görevleri olduğunun farkındalar mı acaba? Öyle bir görev ki, mükafatı ayaklarının altına serilmiş cennet olan. Hiç zaman kaybetmeden bir an önce çocuklarımıza dini değerlerimizi anlatmalı, hayatlarına geçirmeleri için çaba sarf etmeliyiz.

Burada dikkat edilmesi gereken husus şu ki, hayatı bölüp parçalamadan bunu yapmalıyız, yani laiklikiği andırırcasına İslam ayrı dünya işleri ayrı zihniyeti ile yaklaşmamalıyız bu işe. İslam, kitaplara hapsolunmuş, sadece bilgi birikiminden oluşmuş bir din değil. İslam yaşanılabilir, yaşanılması gereken, yaşanılması emredilen bir dindir. Nasıl ki yemek yemeleri için kaşık-çatal, su içmek için bardak, yazı yazmak için kalem tutmasını öğretiriz çocuklarımıza öyle ki İslam'ı öğretmeliyiz onlara hayata tutunmak için. Çocuk yetiştirmede yapılan en büyük hata kuşkusuz dünya ve ahiret işlerini birbirinden ayırıyor olmamız, dünyaya yoğunluk verip ahireti erteliyor olmamızdır. "Çocuk okusun, adam olsun, işi olsun ki sırtı yere gelmesin" anlayışına bir son vermeli, dünyada değil ahirette sırtı yere gelmemesi için uğraşmalı, çocuğu buna teşvik etmeli, İslam'ı ona sevdirmeli, yaşatmalıdır. İslam'ın sütunlarını, değerlerini, neyi helal neyi haram kıldıklarını öğretmekle birlikte İslam ümmetini ilgilendiren gündemin de sıkı takip edilmesi gerekmektedir.

Çocuklarımıza yaşlarına uygun bir dille gündemden bahsetmekten geri durmayalım. Bugün gündemimiz Kudüs ise çekinmeyelim onların yanında zalimlere beddua etmeye, müslüman kardeşlerimize ise el açıp Allah'a yalvarmaya. Bırakalım, çocuk bilsin ümmetin sorununu enine boyuna ki bugün hakkıyla ümmet olabilme, vahdet içerisinde hareket etme hassasiyetini yitirdiğimiz yerde onlar bunun bilincinde olsun, din kardeşinin sorunlarıyla dertlenmesini bilsin. Bugün kaç yavrumuz Kudüs de, Suriye'de, Arakan'da vs. olup bitenleri bilmektedir? Kaç yavrumuz islam davasını omuzlamaya aday? Tabi ya telefondan, sosyal medyaya takılmaktan, yılbaşı kutlamalarından, kariyer hayalı kurmaktan, modaya ayak uydurmaktan, sınavlardan, etütlerden...başlarını kaldıramayan yavrularımız, nerden bilsin Kudüs'ü, Selahaddin-i Eyyubiyi...

 

  

Yorumlar