Değerlerle uyumlu bir "örnek şahsiyet" nasıl olmalı

Örnek - Röportajlar

  /   600   /   14 Haziran 2014, Cumartesi

 Yazdır
Gelecek gençlerle şekillenir, geleceği şekillendirecek gençlerin örnek şahsiyetleri, Hz.Yusuf, Hz. Meryem gibi olmalı

  Hayatın en kıymetli çağıdır gençlik. Ya Allah yolunda harcanır, izzet ve şerefli bir duruş kazandırır ya da malayani işlerle ve zillet içinde harcanarak zayi olur. Şüphesiz ki tüm hayatı etkileyen ve şekillendiren ise, “Gençlik Çağı”dır. Ama gençlik için değişmeyen tek şey zamanın sürekli ve daha hızlı aktığıdır. Biz de “Gençlik ve “Çağ” kavramlarını Kocaeli Zamanın Zeynebi Duyarlı Hanımlar Derneği (Zeynep-Der) kurucu Başkanı Sabiha Ateş Alpat ile konuştuk. 

İslam’ın gençlerin omuzunda yükseldiğini vurgulayan Alpat, “Genç, Hazreti Yusuf gibi iffetli olmalıdır ya da Hazreti Meryem gibi “Betül” özelliğini taşımalıdır” diye konuştu.  

İşte Sabiha Ateş Alpat’ın sorularımıza verdiği cevaplar. 

Hocam öncelikle İslam’a göre çağ ve gençlik kavramlarına açıklık getirir misiniz? 

Bismillah. Hamd Âlemlerin Rabbine salat ve selam önderimiz ve örneğimiz Hz. Muhammed (sav)’e olsun... Çağ/zaman/devir anlamlarında bir kelime. Rabbimiz “Vel Asr” diyerek zamanın önemine dikkat çekmiş. Gençlik, ömrün en verimli zamanını ifade eder. Gençlik çağı ise orta yaşlılık devresine girmemiş olan için kullanılır. Gençlik algısını ve gençliği değerlendirme algısını kime göre yapacağız? Modern, çağdaş dedikleri algılarda gençlik; sorumsuz başıboş, gününü gün eden her türlü kötülüğü/çirkefi işlemeyi mazur gören, anne ve babasının yüzlerine gençlik, ergenlik psikolojisi adı altında kapıları çarpabilen, ömrünün en enerjik zamanında faydasız şeylerle meşgul olan birisi olarak algılanmaktadır. Gençlik bu tür ideolojilerde, hayatı anlamlandırmada, ailesine ve topluma karşı sorumluluğun yerine getirilmesinde rolü olmayan bir algıya sahiptir. Şu bir gerçek ki beşeri ideolojiler cafcaflı sözlerle gençliğimizi çaldılar. Gençlik elden gidince de hayatın tamamı etkilendi. Çünkü gençlik, hayatın en verimli çağıydı. Yaşadığımız ülkede imam hatipliler dâhil kiminle konuşursanız konuşun gidişattan dert yandığını görürsünüz. Bu fotoğraf bizim fotoğrafımız değil.  

TEVHİD MÜCADELESİNDE ÖRNEK HZ. İBRAHİM OLMALI 

Tevhid mücadelesinde Hz. İbrahim’in genç yaştaki mücadelesi, Nemrut’a karşı duruşu ve kıyamı En’am Suresi 74. ayette özetle anlatılmıştır. Bu ayette gençlerin bir dava sahibi olmaları gerektiği vurgulanıyor. Toplumun tamamı şirk içerisinde olsa dahi orada İbrahimi davayı yüklenen bir gençtir. Tağut ve tağuti olan her ne varsa karşısında duruş sergileyen bir gençtir İbrahim. İslam’da genç takva sahibidir. Takva, Allah’tan gerektiği gibi korkmaktır.  İslam’da gencin takva sahibi olması gerektiğini Hz. Adem’in iki oğlundan bahsedilirken Habil’den öğreniyoruz. Habil İslam’ın gencini örneklendirirken, Kabil; beşer ideolojilerini sahiplenen bir genci sembolize etmektedir. Genç Hazreti Yusuf gibi iffetli olmalıdır. Ya da Hazreti Meryem gibi “Betül” özelliğini taşımalıdır. İslam’da flört dedikleri kız erkek arkadaşlığı yoktur. Ve yine Ashab-ı Kehf anlatılarak zulme karşı İslam gencinin ne yapması gerektiği örneklendirilmiştir… Kısaca İslam, insanın en verimli olan gençlik çağını heder etmesine engel olup, dikkate alır ve sorumluluk yükler.  

İslami bir çağın oluşması için gençlere düşen görevler nelerdir? 

İslam’ın ilk dönemlerine bakıyoruz. Mesela en önlerde Hz. Mus’ab’ı görüyoruz. Peygamberimiz bu davayı gençlerin omuzlarında yükseltti diyebiliriz. Mus’ab, bir yıl içerisinde Medine’de tebliğ götürmediği bir aile kalmadı. Hz. Esma bir gençti. Zeyd bin Harise, Talha bin Ubeydullah ve diğerleri. O dönemde birçok gençten bahsetmek mümkün.  

Zeyd bin Harise bir gençti. Bilindiği gibi babası gelip onu bulmuştu. Peygamberimiz ona “İstersen baban ile gidebilirsin” diyerek azat etmiş ama O, “hayır vallahi ben seninle olmayı tercih ederim” diyerek tercihini ilan etmişti. Bütün bu örnekleri göz önüne alırsak; kadın veya erkek herkese çok işler düşmektedir. Tercihler Allah ve Resulü olmalı. İslam’ın herkese ulaşması adına nakliyeci olunmalıdır... 

ÜZGÜNÜM AMA…


Hocam çağımızda yeni neslin ahlaki noktada pek de iyi bir durumda olmadığı kanaati oldukça yaygın. Siz bu konuda neler düşünüyorsunuz? 

Üzgünüm, artık istisnalar o denli istisna oldu ki... Bugün imam hatipler dahil, okul gençliğinin durumundan kimse memnun değil. Geçen gün bir imam hatip lisesi müdürüne “Nasıl” diye sorduğumda “Ahlak bitik” cevabını aldım. Önce her ebeveyn şunu kendinde sorgulamalıdır: “Biz neden böyle olduk? Bu çocuklar bizim fotoğrafımızın yansıması değil midir?” Genç kızlarla konuşuyorum. Flörtü olmayanın kınandığını ifade ediyorlar. Batının ılımlı İslam projesi toplumda maya tutmuş olmalı. Kızlar açısından söyleyecek olursak, başlara örtülmüş küçücük başörtülerinden başka, diğerlerinden neredeyse fark kalmadı. Hayatı algılama, yorumlama,  sosyal hayat, eğlence algısı, her biri ithal algılarla gençlik hayatını sürdürüyor.  

KAVRAMLARIN İÇİNİ BOŞALTTILAR


Peki, Hocam çağ kavramının gençler üzerindeki etkisi nedir? Bu konuda İslami yapıların çalışmalarını yeterli görüyor musunuz? 

Maalesef seküler algılar üzerine bina edilmiş bir sistem ve bu sistemin eğitim kurumları kavramların içini boşalttı. Çağ kavramı denilince yaygın olan algıya göre Batı  (sözüm ona) medeniyeti geliyor. Ve dolayısıyla da Batı’nın ön gördüğü yaşam... Bu nedenle çağdaşlık denilince Kur’anî bir hayat değil de batı yaşantısı anlaşılıyor. “İslamî yapıların çalışmaları yeterli mi?” sorusuna gelince; toplumsal bir çare üretilmediğine göre, bir şeylerin eksik olduğunu söylemek mümkün. Ayrıca anlayışlarımızdaki değişim sebebiyle genç gözüyle bakılarak dinden tavizli faaliyetler yapılabiliyor.  

Masiva`ya (Gayr-ı Teala) gönül vermiş ideolojilerin bu kadar genç toplamasını nasıl karşılıyorsunuz? Müslümanlar bu konuda en çok neyi ihmal ediyorlar? 

Kur’an “Ekserun nas”dan bahseder. İnsanların kahır ekseriyetinin iman etmediğini, korkmadığını vurgular... Aile eğitiminin yeterli olmaması ve birçok noktada ihmal var. Kurumlarımızın kuşatıcı programlarının yetersizliği. Bununla beraber çalışmaların yeterli olmaması da bir sebep olabilir. Yaşadığımız çağın argümanlarını kullanarak kaliteli programların kuşatıcı olması belki çözüm olabilir.  

ARADA İMAN FARKI VAR


Asr-ı Saadet gençliği ile çağımız Müslüman gençliği arasında sizce ne gibi farklılıklar var? Ya da o gençler neyi fazla yapıyorlardı veya sakınıyorlardı ki dünya hayatı için ölümsüzleştiler? 

Aradaki fark iman farkıdır diye düşünüyorum. Çünkü iman, insanı imar eder. Ahirete iman konusu  “Yu’qinun”  sigasıyla gelmiş  “Yu’minun” sıgasıyla gelmemiş. Demek ki, yakinen iman edilmesi gerekiyor. Görüyor gibi, görmüşçesine.  Bahsi geçen şekilde,  yakin iman, insanın dünyasını dizayn eder ve ahiretini kurtuluşa erdirir. Bu iman sebebiyle, cennete olan iştiyakları dünya ve içindekilerinken daha fazlaydı.  

Çağımızda gençlerin mücadele ruhundan yoksun bir İslam yaşadıkları görüşü hâkim. Peki, bu nasıl aşılabilir? 

Evet, kahır ekseriyet açısından ruhsuz bir İslam yaşanmaktadır. Okullar, caddeler, sokaklar bunun kanıtı. Aileleri sağlam temeller üzerine bina etmek öncelikle yapılması gerekendir. El birliği ile yapılacak köklü çalışmalar gerekli. İslam’ın ön gördüğü eğitim alanlarını çoğaltmak gerek. Sistemin okulları yozlaştırıyor, asimile ediyor, eritiyor. Maalesef ılımlı İslam adı altında aslında tavizli bir İslam aşılanıyor.  Büyüklerin dik duruşları önemli diye düşünüyorum. Savrulmaların yaşandığı bir ortamda gençlere rol model olabilecek kişiler ancak ödün vermeyen büyüklerdir. Sahabe devrinde gençlere örnek olan büyüklerin gençler üzerinde etkisini yok sayamayız.  

GENÇ ALLAH’IN YÜKLEDİĞİ SORUMLULUĞU BİLMELİDİR


Hocam, son olarak Müslümanların yeryüzünde söz sahibi olabilmeleri için gençlere ne gibi görevler düşüyor? 

Dünyada her şey geçicidir, gençlik de öyle. Peygamberimiz (sav) kıyamet gününden bahsederken 7 sınıf insanın arşın gölgesinde gölgeleneceğinden haber verir. Bunlardan bir sınıf insan da gençliğini Allah yolunda geçirmiş olandır. Bunun için, “Rabbine kulluk ederek temiz bir hayat içinde serpilip büyüyen genç” ifadesi kullanılmaktadır. Yine bir hadis’i şerifte şöyle buyrulmuştur. “Âdemoğlu, kıyamet günü beş şeyden (hasletten) sorguya çekilmedikçe Rabbinin huzurundan ayrılamayacaktır.  Ömrünü (hayatını) nerede harcadığından, gençliğini (gençlik yıllarındaki güç ve kuvvetini) nerede kaybettiğinden, malını nereden (helâlden mi, yoksa haramdan mı) kazandığından ve nereye (Allah’a itaatte mi, yoksa Allah’a isyanda mı) harcadığından, bildiği ile amel edip etmediğinden (yaşayıp yaşamadığından).”(Tirmizi) 

Tembellik, uyuşukluk, ertelemek gibi zaaflardan uzak durarak,  Allah’ın gence yüklediği sorumlulukları kendinden sonrakilere taşıma noktasında gayretkeş olmalıdır. Beşer ideolojilerinin gençliklerini çalmalarına izin vermemelidirler. Zira Onları yaratan Allah’tır verdiği nimetlerden sorgu vardır. 
Enes Çetim - Medeni Topaloğlu
İLKHA
  

Yorumlar