Otistik çocuklar, tek dille büyümeli

Halis Çocuk

  /   353   /   08 Mart 2018, Perşembe

 Yazdır
Birçok otistik teşhisi konulan çocuk, çevresiyle iletişim sorunu yaşıyor. Otistik çocukların evde ve eğitim hayatında farklı dillerle karşılaşması, hastalığı daha da tetikliyor. Bu problemle en çok gurbette yaşayan aileler karşılaşıyor. Uzmanlar, tek dil ve erken başlanan özel eğitimle tedavinin hızlanacağını belirtiyor.

  

New Jersey`de yaşayan Hatice Korkmaz, ilk bebeğini kucağına aldığında annelik duygusunun heyecanını yaşıyordu. Oğluna Cevdet ismini verdiler. Küçük Cevdet, sağlıklı bir bebekti. Üç yaşına geldiğinde yaşıtları konuşuyordu ama Cevdet hiçbir kelime söyleyemiyordu. Annesi nesneleri, kelimeleri öğretmeye çalışıyordu fakat Cevdet onu dinlemiyor, başka şeylerle oynuyordu. Hatice Hanım, oğlunun işitme problemi olduğunu düşünerek hastaneye götürdü. Muayeneden sonra doktorun söylediklerine inanamadı. Oğlu otistikti ama ileri düzeyde değildi. Doktorun söylediğine göre hiç konuşamama sebebi, çift dille büyümesiydi. Çünkü evde Türkçe ve İngilizce konuşuluyordu.

Birçok çocuk Cevdet`le aynı kaderi paylaşıyor. Doğuştan algı problemi olan çocuklar, evde ve dışarıda farklı dillerin konuşulması yüzünden hiç konuşamayabiliyor. Otizmin, sosyal gelişim ve dil gelişim bozukluğu temelli bir rahatsızlık olduğunu söyleyen Algı Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi Sorumlu Müdürü Selim Parlak, otizmli çocukla iletişim kurulup özel eğitimin verilmesi gereken yaşta iki dil kullanılmasının yanlış olduğunu belirtiyor. Merkeze bu problemle başvuran aileler olduğunu aktaran Parlak, “Azerbaycan`dan 9 yaşında bir ilkokul öğrencisi geldi. Öğrenme zorluğu, içe kapanıklık ve takıntılı davranışlar sebebiyle bize yönlendirilmiş. Test ve değerlendirme sürecinde gördük ki çocuk Rusça bir okula gidiyor ve eğitim öğretimini Rusça yapıyor. Ama evde Azerice konuşuluyor. Öğrenme zorluğu ya da asperger sınırlarında dolaşan bu öğrencinin dil konusunda ikilem yaşaması ona ulaşılmasında sorun yaşatır. Bu bağlamda bu öğrenci, hayatında iki dilli bir iletişime kapanık olur. Ya okulunu evde konuşulan dilde bir yere taşımak gerekir ya da evde okuldaki gibi Rusça konuşmak gerekir.” diyor. Bir başka Ermeni kökenli bir ailenin de kendi aralarında Ermenice, dışarıda Türkçe konuştuğunu dile getiren Parlak, ailenin ikiz çocuklarından birinde 3 yaşında otizm belirtileri ortaya çıktığını anlatıyor. Bu durumdan sonra ailenin çocuğun yaşam sürdüğü her alanda tek dil kullanması gerektiğini kaydeden Selim Parlak, “Çünkü bu durum, otizmle ilgili durumunu tetikler. Bu aile de sadece Türkçe konuşmaya başladı ve özel eğitim süreci daha başarılı ilerledi. Bu öğrencim şu anda 13 yaşında ve iyi düzeyde bir otizmli.” ifadelerini kullanıyor.

Otizmlilerin anadili, yaşadığı ülkedeki yaygın dildir

Ergin Güngör (Otizm Platformu Dönem Koordinatörü): Otizmli çocuklar için kullandığınız dil, yalın ve net olmalıdır. Zira otizmli çocuklar, imaları, konuşurken ses tonunda meydana gelen farklılıkları ve duygu durumlarını algılayamayabilirler. Bu nedenle otizmli çocuğun özel eğitim sürecinde kullanılacak dilde imalardan kaçınmalı, dil gelişimine uygun sözcükler seçilmeli, evde ve eğitim sürecinde en azından iletişimi yeterli seviyeye gelene kadar aynı dil kullanılmalı. İdeal olanı önce anadilin aktif olarak kullanılması ancak otizm tanısı konulmuş bir birey için anadil kesinlikle yaşadığı ülkede yaygın konuşulan dildir. Çünkü otizmli bireyin hayatın her aşamasını görerek ve deneyimlerle öğreniyor olması zorunludur. Bu da yaygın dili anlayabiliyor olmasını gerektirir. Otizm tanılı bireyin yaşadığı ortamda, toplumsal hayatta konuşulan bir dile hakim olarak o dilde kendini ifade edebilmesi, yaşadığı topluma uyum sürecini de kolaylaştırır. Erken yaşta başlanan eğitimin kalitesi için aynı dil evde de anadil olarak konuşulmalı. İkinci bir dilin öğretimine başlanmadan önce otizmli çocuğun kullandığı dilde pratikleşmiş ve aktif olarak kullanıyor olması önemli. Aksi halde çocuk ikinci dili anlayamaz ve her iki dili de işlevsiz olarak kullanabilir. Zira çocuk iyice içe kapanabilir ve dış dünyadan uzaklaşabilir. Sorun otizmli bireyin farklı bir ülkede dünyaya gelmesi ya da farklı bir dilde eğitim alması değil, duruma uygun süreç izlenmemesidir. Türkiye`de doğan ve yeterince eğitim alamayan çocuklar da aynı sorunla karşı karşıya. Hafif düzeyde otizmli doğan çocuklar uygun koşullarla neredeyse tamamen sıyrılabilecekken, yoğun ve doğru eğitim süreci izlenemediği için yetişkinliklerinde daha ağır otizmli oluyor

 

  

Yorumlar