Duanın, ruh ve vücut üzerindeki etkisi açıktır

İlim İrfan

  /   81   /   26 Haziran 2018, Salı

Yeni Asır
 Yazdır

Ruhuna uygun olarak yapılan dualar kabul olur. Kul duasının kabul olup olmadığını bilemez. Çünkü hangi işin daha iyi olduğunu kesin olarak bilen Allah'tır. Kula düşen iyi ve güzel olduğunu düşündüğü şeyleri istemeye devam etmektir.

Dua, kulun Rabbine sığınması, yalvarması, yakarmasıdır

  

Prof.Dr. Himmet KONUR

Alexis Carrel duanın insan üzerindeki etkisini özetle şöyle ifade ediyor: "Devamlı ve içten olduğu takdirde duanın yalnız ruh değil, vücut üzerindeki tesirleri de açık ve parlaktır. Sanki şuurun derinliğinde bir alev yanar. Allah'ın inayetine varan yol ısınır ve aydınlanır. Yavaş yavaş bir iç huzuru, sinir ve ruh işleyişlerinin bir ahengi, fakirliğe, iftiraya, üzüntüye, acıya, hastalığa, ölüme karşı bir dayanıklılık peyda olur." Carrel'in tespitlerine göre dua insan bedeni ve ruhu üzerinde bu kadar etkilidir.

Bu yazıda ben de dua konusu üzerinde durmak istiyorum.

Dua, kulun Rabbine sığınması, yalvarması, yakarmasıdır. Arzu ve isteklerini başkalarına değil Rabbine arz etmesidir. Kendi aczini ve Rabbinin kudretini idrakidir. Gurur ve kibrini kırması, kulluk sınırlarına çekilmesi, alçak günülülükle süslenmesi ve güzelleşmesidir. Başka bir sonuç doğurmasa dahi bu bile duayı dilden düşürmemeye değer. Aczini bilen, gurur ve kibirden uzaklaşan ve tevazu sahibi olan insanın başardığı şey az mıdır?

Dua esnasında neler olur? Kul, dua ederek Rabbiyle irtibata geçer; onunla konuşur. O'na içini döker. İyi, doğru ve güzele olan arzu ve özlemini ifade eder. Zaten kötü ve çirkin şeyler için dua edilmez. Zira bu takdirde dua olmaktan çıkar...

Ruhuna uygun olarak yapılan dualar kabul olur. Kul duasının kabul olup olmadığını bilemez. Çünkü hangi işin daha iyi olduğunu kesin olarak bilen Allah'tır. Kula düşen iyi ve güzel olduğunu düşündüğü şeyleri istemeye devam etmektir.

Hz. Peygamber bunu şöyle ifade ediyor:

"Hiçbir Müslüman yoktur ki bir günah veya yakınlarla ilgiyi kesme isteği dışında bir dua ile Allah'a niyaz etsin de, Allah ona şu üç şeyden birini vermesin: Ya istediğini yerine getirir; yahut onun isteğini ahiret için saklar; yahut da duasının dengi olan bir kötülüğü ondan savar. Dediler ki: O halde çok dua edelim. Buyurdu ki: Allah da çok kabul eder..."

Yüce Allah duaları kabul edeceğini taahhüt etmiş, şöyle buyurmuştur. "(...) Bana dua edin kabul edeyim. Bilin ki bana ibadet etmeyi kibrine yediremeyenler, hor ve hakir olarak cehennemi boylayacaklardır." (Mümin, 40/60).

Kulun kendi yapabileceği şeyleri Allah'tan istemesi abestir. Eli ayağı tutan ve yanı başında su bulunan kimsenin Allah'tan su istemesi nankörlüktür. Zira o nimet ve rızık zaten ona verilmiştir. Burada eksik olan rızık değil, insanın arzu, irade ve çabasıdır.

Duada asıl olan ilk adımı kulun atmasıdır. İlk adımdan kasıt kişinin istediği şeye karşı güçlü bir arzu ve çaba içerisinde olmasıdır. Hadis-i kutsi'de şöyle buyrulur:

"(...) Kulum bana bir karış yaklaşırsa, ben ona bir arşın yaklaşırım. O bana bir arşın yaklaşırsa, ben ona bir kulaç yaklaşırım. O bana yürüyerek gelirse ben ona koşarak varırım." (Müslim, Tevbe, 1).

Bir kimse kendisi için olduğu gibi başkaları için de dua edebilir. Bunun yanında bazı kimselerin duasını almaya çalışmak da önemlidir. "Üç kişi vardır ki Allah onların dualarını reddetmez:

1- İftar edinceye kadar oruçlunun duası,

2- Mazlumun duası,

3- Adaletli devlet başkanının duası." (Tirmizi, Deavat, 48; İbn Mace Dua, II)

Dua etmenin belli bir zamanı ve mekanı yoktur. Her zaman her yerde dua edilebilir. Ancak ayrıcalıklı zaman ve mekanlar da vardır. Secde halindeyken, gece yarıları ve seher vakti, dua etmek için daha elverişli zaman dilimleridir.

Bir hadiste, kulun Allah'a en çok secdedeyken yakın olduğu ve secdede çok dua etmek gerektiği bildirilmiştir. Bir başka hadiste de şöyle denilmiştir: "Rabbiniz her gece, gecenin üçte biri kalınca dünya semasına iner ve der ki: Kim bana dua ediyor; onun duasını kabul edeyim, kim benden istiyor ona vereyim; kim bana istiğfar ediyor onu bağışlayım."

Kabe, Mescid-i Nebevi, Camiler ve İbadete Tahsis edilen mekanlarda yapılan dualar daha makbuldür.

Her şeyden önemlisi duanın samimi duygularla yapılmasıdır. Sesiyle oynayarak, rol yaparak ve gösteriş için yapılan dualar kabul olunmaz.

BİR AYET

"Kullarım sana, beni sorduğunda (söyle onlara): Ben çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm. O halde (kullarım da) benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulalar." (Bakara, 2/186)

BİR HADİS

"Hiçbir Müslüman yoktur ki bir günah veya yakınlarla ilgiyi kesme isteği dışında bir dua ile Allah'a niyaz etsin de, Allah ona şu üç şeyden birini vermesin: Ya istediğini yerine getirir; yahut onun isteğini ahiret için saklar; yahut da duasının dengi olan bir kötülüğü ondan savar. Dediler ki: O halde çok dua edelim. Buyurdu ki: Allah da çok kabul eder..."

Kur'andan DUALAR

"Ey Rabbimiz! Bizi sana boyun eğenlerden kıl, neslimizden de sana itaat eden bir ümmet çıkar, bize ibadet usullerimizi göster, tevbemizi kabul et; zira, tevbeleri çokça kabul eden, çok merhametli olan ancak sensin." (Bakara, 2/128).

"Rabbimiz! Unutursak veya hataya düşersek bizi sorumlu tutma. Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır bir yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği işler de yükleme! Bizi affet! Bizi bağışla! Bize acı! Sen bizim mevlamızsın. Kafirler topluluğuna karşı bize yardım et!" (Bakara, 2/286)

"Günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlığımızı bağışla; ayaklarımızı (yolunda) sabit kıl; inkarcı topluluğa karşı bize yardım et!" (Al-i İmran, 3/146)

"Rabbimiz! Hesap görülecek günde, beni, ana babamı ve inananları bağışla." (İbrahim, 14/41)

PEYGAMBER EFENDİMİZİN BİR DUASI:

- "Allah'ım! Acizlikten, tembellikten, cimrilikten, ihtiyarlayıp ele ayağa düşmekten ve kabir azabından sana sığınırım. Allah'ım! Nefsime takva nasip et ve onu her türlü günahtan temizle; onu en iyi temizleyecek olan sensin. Ona yardım edip eğitecek sadece sensin. Allah'ım! Faydasız ilimden, ürpermeyen gönülden, doymayan nefisten ve kabul olunmayan duadan sana sığınırım." (Müslim, zikir, 73; Nesai, istiaze, 13).

  

Yorumlar