Geleneksel Tıp ve MS uzmanı Dr.Masume Sarrafan Türkiye'de

Halis Sağlık - Popüler Haber

  /   1059   /   25 Aralık 2018, Salı

 Yazdır
Bursa'da EDEB Kültür Merkezi, İstanbul'da Şelale tesislerinde İran'ın tanınmış Geleneksel Tıp ve MS uzmanı Dr.Masume Sarrafan ve Geleneksel Tıp ve Bilinçli Yaşam Uzmanı Vildan Akbulut ile söyleşi yapıldı.

  

Bursa'da EDEB Kültür Merkezi, İstanbul'da Şelale tesislerinde Geleneksel Tıp ve MS uzmanı Dr.Masume Sarrafan ve Geleneksel Tıp ve Bilinçli Yaşam Uzmanı Vildan Akbulut ile bir söyleşi yapıldı.

Dr.Masume Sarrafa'ın konuşmasınını Geleneksel Tıp ve Bilinçli Yaşam Uzmanı Vildan Akbulut tercüme etti.

Dr. Sarrafan konuşmasında  İnsanların çeşitli mizaçlarda olduğunu ve bu mizaçlar üzerinden insanların özelliklerini ve dolayısıyla bazı hastalıklara yatkınlığını izah etti ve İnsanların  mizaçlarına uygun şekilde beslenmeleri gerektiğini, belirtti. 

Yemeğe tuz ile ve Allah'ın adı ile başlanması gerektiğini söyleyen Sarrafan az ve tek çeşit yenmesi gerektiğini söyledi.

Geleneksel tıp ile nebevi tıbbın birbirini tamamladığını söyleyen Dr. Sarrafan geleneksel tıp modern tıptan tedavi mantığı noktasında ayrıldığı söyledi. Modern tıp hastalıklar üzerinden giderken geleneksel tıp insan bütünü üzerinde yaklaşır dedi. 

Dr. Sarrafann konuşmasında İbni Sina ve İran geleneksel tıbbından da örnekler  verdi.

Haber sitesi İslamianaliz.com da yer alan habere göre: Dr. Sarrafan sunumunun devamında şu bilgileri paylaştı:

-Geleneksel tıp modern tıbba göre çok daha tamamlayıcı ve mükemmeldir. Geleneksel tıp modern tıbbın aksine insana ve hastalıklarına bütünüyle  bakar. Türk halkının bu bilgileri öğrenmesi son derece önemlidir. Türkiye ve İran iklim, doğa ve tabiatla ilgili ortak özelliklere sahip olduğu için insanlar benzer sonuçları ve hastalıkları yaşamaktadır. Örneğin MS hastalığı, psikiyatrik hastalıklar, deri hastalıkları ve kalp hastalıkları iki ülkede de yaygın olarak görülmektedir.

-Bugün ki tıp geçmişteki tıbbın birikimi, üzerine inşa edilmiştir. Tıbbın bilim olarak başlangıcı Hz. İsa dönemine kadar gitmektedir. Tıp bilimi doğu ve batı dünyasındaki pek çok çalışmanın sonucunda bugünkü noktaya ulaşmıştır. Ancak modern tıp bilimi bazı eksikliklere ve yanlışlıklara sahiptir.  Geleneksel tıp özellikle hastalıkların önlenmesi konuşunda modern tıptan çok daha ilerdedir.

-Kuran-ı Kerim’de Allah-u Teâlâ “ biz insanlara yeryüzünde faydalanacakları şeyler yarattık” buyurmaktadır. Geleneksel tıp bu ayeti referans alarak insanların faydasına olan şeyleri tespit etmeye ve uygulamaya çalışır.

-Geleneksel tıp öncelikle kişiyi ve kişinin vücudunu tanımaya çalışır. Sonra da kişilerin var olan sağlığını korumaya çalışır. Tabii ki sağlığını kaybeden kişilerin sağlığına kavuşması için de çalışmalarda bulunur.

-Geleneksel tıp tıbbı nazari ve tıbbı ameli olarak iki ana bölüme ayrılır. Tıbbı nazari vücudun fiziksel boyutuna bakar. Hastalıkların belirtilerine bakarak önlemler geliştirir.

-Geleneksel tıbbın ameli ve uygulama alanında ise özellikle beslenme düzeni ayarlanmaktadır. Hastanın stresini nasıl kontrol edeceğini öğrenmesi de bu ilk adımın devamında önemlidir. Uygulamalı tıp doğru beslenme alışkanlıklarını yaygınlaştırmaya çalışır.

-Geleneksel tıpta hacamat, damardan kan alma, sülük yöntemi, baskı ile yapılan bir tür masaj gibi tedavi yolları bulunmaktadır. Tabii ki en önemli nokta da beslenme, solunum ve sıvı dengesinin iyi olmasıdır.

-Yediğimiz her çeşit gıda mideden geçtikten sonra karaciğere gider ve karaciğerde 4 çeşit sıvı üretilir.

-Karaciğerin ısısı yüksekse safra sıvısı üretilir. Safra sıvısı safra kesesinde birikir ve kan dolaşımının sağlıklı bir şekilde dolaşımını sağlar. Safra akciğerin en önemli beslenme kaynağıdır.

-Karaciğerin ısısı normal bir dengede olursa demavi ya da kan sıvısını üretir.

-Karaciğerin ısısı düşük olursa balgam/balgami diye bir sıvı üretilir. Balgam sıvısı eklemlerdeki sıvıyı sağlar ve omurga ve beynin nem oranını düzenler.

-Karaciğerin sıcaklığı soğuk ve kuru olursa karaciğer soğda ya da sevdai adlı bir sıvı üretir. Bu da kemikler, tırnak ve saç sağlığını etkiler.

-Karaciğerde üretilen bu dört önemli sıvı dengeli olursa insan sağlıklı olur. Geleneksel tıbbın amacı bu sıvılar arasındaki dengeyi korumaktır. Bu sıvıların bir tanesi ağır basarsa ona göre farklı hastalıklar ortaya çıkar. Hastaların bu konuda bilinçlenmesi son derece önemlidir.

-Geleneksel tıbbın tedavi süreçlerinde kişilerin mizacının tanınması ve hastalıklarının sebebinin teşhisi önemlidir. Hastalıkların teşhis yöntemleri öncelikle mizacı tanıma, nabız dinleme ile idrar ve dışkı tanıma şeklinde yapılır. Beslenme ve mizaç ile birlikte insanların manevi yöntemleri ve olaylara ait bakış açıları son derece önemlidir.

-Geleneksel tıbbın çok çeşitli laboratuvar taramalarına ihtiyacı yoktur. Öncelikle kişilerin mizacı teşhis edilir. İkinci adım olarak ihtiyaç duyulursa birtakım farklı tahliller yapılır.

-Geleneksel tıbbın en önemli özelliklerinden biri de modern tıp gibi semptomlara ve belirtilere göre değil sebeplere göre hastalıkları değerlendirmesidir.

-Geleneksel tıpta insanların yeme içme tarzı son derece önemlidir. Önce beslenme düzeni kişide oturtulmalı sonra birtakım karışımlarla tedavi yapılmalıdır.

-Karaciğerde üretilen her sıvı bir mizaç ile ifade edilir. Karaciğerde üretilen dört sıvı ateş, toprak, hava ve su olarak tanımlanmaktadır. Bu mizaç özeliklerinin bilinmesi ile kişiler kendilerini daha iyi tanıyabilirler ve tedavileri de daha sağlıklı olur.

-Günümüzdeki pek çok hastalığın sebebi yoğun gelecek kaygısı, sürekli stres ve gerilim ortamları, hareketsizlik ve yanlış beslenmedir. Bu durumlardan mümkün olduğunca kaçınmak gerekir. Bu durumlar yaşlanmayı hızlandıran faktörlerdir.

-MS hastalıkları da son yıllarda belirgin bir şekilde artmaktadır. Küçük belirtilerle başlayan MS hastalığı, sonradan ilerleyebilmekte ve ani, sıra dışı olumsuz sonuçlara neden olmaktadır. Organlar arasındaki dengeyi bozan bu hastalığın giderilmesinde geleneksel tıbbın çok ciddi katkıları olmuştur. Geleneksel tıp bu konuda önemli çalışmalar yapmaktadır.

-Anne adayları kabız olmamaya dikkat etmeli, hafif sporlar yapmalı ve uzun süre duşta kalmamalıdır. Ani ve ağır hareketlerden kaçınmalı, ilk iki ay ve son ay cinsel ilişkiden uzak durmaya çalışmalı, aşırı üzüntü ve aşırı sevinç yaşamamaya da dikkat etmeliler.

-Ayrıca hem anne adayları hem de tüm insanlar koruyucu ve katkı maddeli gıdalardan uzak durmalıdır. Elma ve ayva çocukların zihin sağlığı üzerinde olumlu etkilere sahiptir. Badem, incir ve kayısı da hem anne adayları hem de çocuklar için oldukça faydalıdır. Sıcak aroma terapileri de anne ve bebek sağlığına son derece faydalıdır.

İnsan sağlığı için 6 Altın Kural son derece önemlidir.

1- Soluduğumuz hava temiz olmalıdır ve doğru nefes alınmalıdır.

2- Yeme içme dengesi sağlıklı olmalıdır. Herkes mizaçına ve ihtiyacına göre su içmelidir. Herkes için ortak bir yeme ve sıvı alma dengesi yoktur. Doğru beslenme hastalıkları % 70 iyileştirir. Kahvaltı ve akşam yemeği erken zamanlarda yapılmalıdır.

3- Hareketsizlik mutlaka yenilmelidir. Hareket etmek önemlidir. İbn-i Sina sporu çok önemser. Vücudun ihtiyaç duyduğu enerji ve ısı en güzel spor ile gerçekleşir.

4- Uyku dengesi korunmalıdır. Her insan vücudunun ihtiyacı kadar uyku almalıdır. Fazla uyku da zararlıdır, ciddi hastalıklara sebep olur. Hastalıkların iyileşmesini uzatır.

5-Vücuttan atık maddelerin atılması önemlidir. (idrar, burun akıntıları, ter, dışkı, kulak, meni akıntısı, adet akıntıları). Vücut bunları sağlıklı bir şekilde atamazsa sağlık bozulur.

6-Kişinin ruhsal durumu sağlıklı, maneviyatı huzurlu olmalıdır. Geleneksel tıp kişinin ruhsal durumunu ve maneviyatını önemser. Mutluluk vücudun ısınmasına neden olur. Vücuttaki sıvıların dengeli olması için kişinin doğru manevi beslenme kaynaklarına sahip olması önemlidir. Bu bağlamda ibadet, tefekkür, şükür, zikir ve Kur-an okumak önemlidir.

Dr. Sarrafan son olarak İbn-i Sina’nın üç tavsiyesini uygulayan kişilerin hastalıkla uğraşmayacağını ifade etti: “Az yiyin, az konuşun ve ölçülü uyuyun.”

MASUME SARRAFAN KİMDİR?

Modern tıp doktoru olarak eğitimini tamamlayan Masume Sarrafan İran’da Hacamat Araştırmaları merkezinde geleneksel tıp ve MS hastalıkları ile ilgili çalışmaları yürütmektedir. Ruh ve sinir hastalıkları, cilt ve zührevi hastalıkları uzmanı da olan Dr. Sarrafan başta İran olmak üzere pek çok ülkede geleneksel tıp merkezli araştırma ve tedavi ile ilgili çalışmalar yapmaktadır.

 Seminer Bursa ve İstanbul'da da ki katılımcıların sorularının cevaplandırılmasıyla sona erdi.

  

Yorumlar