Çekirdek aile yok oluyor

Dünya Ailesi

  /   250   /   25 Haziran 2014, Çarşamba

 Yazdır

Bütünü küçülten, küçüğü ise daha ufak parçalara ayıran küreselleşme, toplumun en temel yapı taşı olan aileyi tehdit ediyor.

Küreselleşme, kültürleri ve gelenekleri yok ediyor, çekirdek aileyi bitiriyor

  

Dünya’yı ‘global bir köy’ haline getiren teknolojik gelişmeler, çekirdek aileyi ise parçalarına ayırdı. Bütünü küçülten, küçüğü ise daha ufak parçalara ayıran küreselleşme, toplumun en temel yapı taşı olan aileyi tehdit ediyor. Ailenin parçalanması ise toplumun parçalanmasının bariz bir işareti olarak değerlendiriliyor.

Ordu Üniversitesi (ODÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Halk Edebiyatı Anabilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Ahmet Dağlı, Türkiye nüfusunun hızla köyden kente doğru kaydığını ve bu süreçte de kültürel ve yerel değerlerin unutulmaya, yok olmaya başladığını belirterek, “Son 50 yılda küreselleşme fırtınası çekirdek aileyi, yerel ve kültürel değerleri bitirdi” dedi.

Köy nüfusunun 1980’den sonra sürekli azaldığını ve köy kültürünün de giderek özelliğini kaybetmeye başladığına dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Ahmet Dağlı, “1980 yılında köy nüfusumuz 25 milyon iken, şehir nüfusumuz 20 milyon idi. Günümüze gelindiğinde Türkiye nüfusunun 17 milyonu köylerde, 57 milyonu şehirlerde yaşamaktadır. Köken olarak yüzde 75 oranla köylüyüz ancak son 35 yıldır büyük oranda küreselleşme fırtınasının etkisindeyiz ve bu fırtına içerisinde bizi biz yapan değerlerimizi de kaybediyoruz. Halbuki kültürel miras ülkelerin ruhudur, hayat kaynağıdır. Kültüründen kopan milletler yönünü çözülmeye, yok oluşa doğru çevirmiş demektir” diye konuştu.

Çekirdek Aile 50 Yılda Bitti

Küreselleşme fırtınasının yeni nesiller ortaya çıkardığı gibi ‘çekirdek aile’ konumunu da değiştirdiğini vurgulayan Dağlı, şöyle devam etti: “Türkiye’de 1950 yılında bir kış gecesi herhangi bir eve bakıldığında anne, baba, dede ve büyük annesi ile birlikte, belki de misafirlerin oturduğu odada, oturmuş büyüklerin sohbetlerini dinleyen çocuklar görünürdü. 1990 yılına aynı eve bakıldığında sadece anne ve babası ile oturmuş, televizyon izleyen çocuklar görünürdü. 2010 yılına bakıldığında ise evin her bireyini evin farklı bir odasında görüyoruz. Anne mutfakta, baba televizyon izlemekte, çocuklar ise kendi odalarında sanal dünya’da. 2020 yılında bu tablo, aynı evde aynı odada bile olsalar, her biri kendi sanal alemlerinde kaybolmuş, birbirlerini görmeyen baba, anne ve çocuk. Bu manzaranın açacağı yaraların ne gibi boyutlara ulaşacağını sosyologlara bırakmalıyız. Ancak çocuklarla iletişim koptuğu bir iletişim tarzının hiçbir ülke, hiçbir toplum için iyi sonuçlar getirmeyeceği açıktır.”

‘Sanal Köyüm’ Projesi Başlatıldı

Köy kültürünün gelecek nesillere ulaştırılması amacıyla ‘sanal köyüm’ adı altında bir proje başlattıklarını da belirten Dağlı, şu bilgileri verdi: “Bu projemiz ile Türkiye genelindeki 35 bini aşkın köyün, birçoğu unutulan ve birçoğu da unutulmaya yüz tutan kültürel değerleri kayıt altına alınıyor. İnternet üzerinden kurgulanan ‘Sanal Köyüm’ platformuyla katılımcılar, ‘dedemin çocukluğuna yolculuk’ sloganıyla 800 soruda kendi köylerinin kültürel değerlerini oluşturacaklar. ‘www.sanalkoyum.com’ internet adresinden ulaşılan platforma üye olan kullanıcılar, buradaki Türkiye haritasında kendi köylerini sisteme kayıt ettikten sonra, sitede yer alan ve 800 sorudan oluşan halkbilim sorularına cevap vererek sisteme bilgi girişi yapabilecek. Editörün onayından geçen bilgiler ilgili köyün kültürel değeri olarak sistemde yer alacak ve kullanıcılara sunulacak. Akıllı telefon uygulaması da bulunan Sanal Köyüm platformuna üye olan kullanıcılar, fotoğraf ve video gibi görsel dosyaları da sistemde paylaşabilecek.”

  

Yorumlar