Horlamayı tetikleyen faktörler

Halis Bilgi

  /   889   /   15 Ocak 2020, Çarşamba

 Yazdır

  

İnsanoğlunun dünya meşgalesi ile ilişkisini kesip en rahat ettiği durum olan uyku halini zindana çeviren olayların başında horlama sıkıntısı geliyor. Özellikle kilolu erkeklerde görülen bu rahatsızlık sadece hastalığın sahibi erkekleri değil, onlarla aynı yatağı paylaşan hanımlarının da gecelerini çekilmez boyuta getiriyor.

Kulak Burun ve Boğaz Uzmanı Op. Dr. Cem Karas, sayısını fark etmese de horlama ve uyku apnesi rahatsızlığı olan kişilerin bir gecede 300 ile 400 defa uyandığını tedavi edilmediği takdirde bu durumun insan hayatında ciddi bir sıkıntı olduğunu belirtti.

Uykuda görülen solunum bozukluklarının en hafifinin ‘horlama hastalığı’ en ağır şeklinin de ‘tıkayıcı uyku apnesi’ olduğunu belirten Op. Dr. Cem Karas, normal erişkin inanların en az yüzde 10’unda ve çocukların yüzde 12’sinde horlama görüldüğünü kaydetti. 60 yaş üzerinde bu oranın yüzde 40-50 civarına yükseldiğini kaydeden Op. Dr. Karas, “Horlama problemi erişkinde en sık orta yaşlı, şişman erkeklerde görülür ve yaş ilerledikçe görülme sıklığı artar. Uyku sırasında burun ve dilin arkasındaki hava yolunun daralmasıyla ve buradaki küçük dilin veya yutak seviyesindeki yapıların titreşimleriyle ortaya çıkan sese horlama denir. Bademcikler, dilin arkası, yumuşak damak, küçük dil ve boğazı oluşturan kaslardan meydana gelen geniz ve yutak bölgelerindeki hava yolunun herhangi bir patoloji ile daralması çok ender olmayan bir durumdur. Bu bölgede daralma olduğunda özellikle küçük dil ve yumuşak damak uyku esnasında solunum çabasının artmasıyla birlikte titreşmekte ve horlama ortaya çıkmaktadır” dedi.

“Kısa boylu kilolu erkeklerde daha sık görülüyor”

Obstrüktif uyku apne sendromu ya da halk arasında uyku apne sendromu olarak bilinen sıkıntının, uyku sırasında yineleyen üst solunum yolu tıkanmaları ve buna eşlik eden kan oksijen değerinde azalma ile ortaya çıktığını kaydeden Op. Dr. Cem Karas, “Bu rahatsızlık genellikle orta yaşlı ve kilolu erkeklerin hastalığıdır. Her yaşta görülebilirse de, en sık 40-65 yaşları arasında karşımıza çıkar ve 65 yaşından sonra görülme oranı aynı kalır. Erkeklerde 2-3 kat fazla görülür, kadınlarda ise menapozdan sonra artar. Hem halk tarafından, hem de hekimler arasında çok iyi tanınmayan bir sendrom olduğundan tanıda gecikmelere sık rastlanır. Aile bireylerinden birinde uyku apne sendromu varsa diğerlerinde görülme riski artar. Obezite en önemli risk faktörüdür. Kilo arttıkça görülme sıklığının ve ciddiyetinin arttığı ve kilo verilmesi ile azaldığı bilinmektedir. Yüz ve çeneye ait yapısal bozukluklar ve üst solunum yollarındaki darlıklar, obez olmayan kişilerde uyku apne sendromuna neden olabilir” dedi.

“Kaliteli bir uyku, sadece sizin değil eşinizin de hayatını değiştirir”

Bir çok hastalık sadece hastalığın sahibini ilgilendirirken horlama ve uyku apnesinin kişinin yatağını paylaştığı eşinin de gecelerini adeta kabusa çevirdiğini bu nedenle tedavisinin ihmal edilmemesi gerektiğini kaydeden Op. Dr. Cem Karas, “Bu rahatsızlıkta en önemli bulgu, eşinin veya yakınlarının tarif ettiği ve tanıklı apne dediğimiz uykuda nefes durmasıdır. Gece boyunca bazen 300-400 kez tekrarlayan apneler nedeniyle uyku bölündüğü için hasta kalitesiz bir uyku uyur. Aynı zamanda yanındakini de farketmeden uyandırır. Çoğu kez apnelerden sonra uyandığının farkında değildir, bazen de uykudan boğularak uyanma tanımlar. Apneler nedeniyle dokulara yeterli oksijen gidemez. Bunların sonucunda, yorgun uyanma ve gündüz aşırı uykululuk gözlenir. Hasta, uyumaması gereken yerlerde uyuklayarak iş ve özel yaşamında birçok sorunla karşılaşır. Başlangıçta televizyon seyretmek, gazete okumak gibi pasif bir iş yaparken uyuklarken giderek araba kullanırken bile uyuklamaya başlar. Bu nedenle, trafik ve iş kazaları riski 2-3 kat artar” diyerek bu sıkıntıyı yaşayanların tedavilerini de ihmal etmemesini önerdi.

  

Yorumlar