Oruç mucizesi

Bizim Aile

  /   858   /   25 Nisan 2020, Cumartesi

 Yazdır

  

Bir mübarek Ramazan ayına daha kavuştuk çok şükür. İnşallah hayırlar getirir, güzel ve iyi gelişmelere vesile olur.

Aslında yılın en uzun ve en sıcak günlerinde oruca başladık. Diğer şehirlerimizi tam bilmiyorum ama İstanbul’da havalar serin ve son derece oruca müsait.

Ramazan gerçekten ibadet, huzur, mutluluk, kardeşlik, dayanışma ayı olduğu kadar sağlık ayıdır da. Tabii hakkıyla orucumuzu tuttuysak, yeme ve içmede aşırıya kaçmadıysak bunu her bakımdan hissedebiliriz.

Bu ayda hakkını vererek oruç tutanlardan fazla kilosu olan zayıflar, kötü alışkanlıkları olup da gayret edenler bundan kurtulur. Bedenimiz adeta yenilenir, toksik maddelerden arınır. Bu yüzden Ramazanda aşırı yemekten kaçınmamız, bilhassa sahuru hafif yapmamız gerekiyor.

Elbette Ramazanda orucu Rabbimizin rızasını kazanmak için tutarız. Ancak tuttuğumuz oruç sağlığımıza da pek çok faydalar sağlar.

Bu mucizevî ibadet üzerinde araştırma yapan bilim ve tıp insanları her geçen gün orucun yeni faydalarını keşfediyor; sağlığımıza, toplum hayatına ve alışkanlıklarımız üzerine olan müspet etkileri karşısında hayranlıklarını gizleyemiyorlar.

Aslında bedenimiz iki öğün yeme üzerine ayarlanmıştır. Atalarımız ve kadim bilgeler hep bunu yapmış, bunu söylemişlerdir. Ancak modern dünya nedense bunu üç öğüne çıkarmıştır. Böylelikle daha çok yer olduk ve obezite, şeker hastalığı gibi beslenme rahatsızlıkları çok artış gösterdi. Kilolarımızdan, bedenlerimizden, sağlığımızdan memnun değiliz.

İşte oruç, kendimizle ve insani yönlerimizle yeniden bağlantıya geçmemizi sağlayacaktır. Yalnızca kilo vermenin değil, uzun ve sağlıklı bir hayat sürmenin de yollarından biridir.

Oruç tutan:

*Sık sık rasgele yemekten kendini alıkoyar. Üstelik bunu zorlanarak değil Rabbimizin emrine uymanın hazzı ile yapar.

*Aç kaldığı sürece sıkıntı duymaz. İşin ilginci bedensel gücü de azalmaz.

*Açlığın konsantrasyonunu bozmadığını, aksine zihnini ve duyularını keskinleştirdiğini görür. Oruç ile beyin korunur.

*Bağışıklık sistemimizi güçlendirir, hücrelerimizi yeniler.

 

*Az yiyen ve kalori kısıtlamasına gidenlerde kalp hastalığı, kanser, felç, diyabet ve Alzheimer gibi rahatsızlıklar daha seyrektir. Bunun için kan şekerini yükselten unlu ve şekerli gıdalardan, fast food ve işlenmiş yiyeceklerden uzak durmak gerekir.

*Oruç tutan Ramazan dışında da az ve kısıtlı yemeye alışır, fazla yemekten kaçınır. Bunu yaşam şekli haline getirdiğinde ise sağlıklı beslenmiş demektir.

Gerçekten Peygamber Efendimizin buyurduğu gibi, “Oruç tutan sıhhat bulur.”

TOPLU İFTARLAR YOK

Geçen yıl Ramazanın neredeyse tüm iftarlarını davetlerde yaptım. Aslında dostlarla görüşüp beraber iftarı açmak, selâmlaşmak ve kısa da olsa sohbetler yapmak çok da güzel oluyordu.

Ancak madalyonun bir de diğer yönü vardı. Maalesef bu iftarlar mütevazı ve Ramazana uygun olmuyor, tam bir mükellef ziyafeti andırıyordu. Yok yoktu adeta.

Meselâ birinde bayağı üzülmüştüm. Şöyle ki Boğaz kıyısında pahalı bir lokantada iftara çağrılmıştım. Bizzat iftarı veren dostum telefonda arayınca kıramadım. Önce geniş bir iftariyelik tabağı geldi. İçinde çeşitli yiyecekler vardı. İnanın onunla doyduğumu hissettim. Bedenim artık yemememi söylüyordu. Daha sonra nefis bir et yemeği ve iç pilav, patates püresi derken tatlılar. Tabii yanında salata ve değişik içecekler. Kısacası ziyafette bir kuş sütü eksikti.

Misafirler gelen yiyeceklerden bir miktar alıyor, kalanı tabaklarda bırakıyorlardı. Tabii merak ettim, herhalde kalanlar düzgünce toplanır ve ihtiyacı olan yoksullara verilir diye. Ancak iki görevli geldi, birinin elinde büyük poşet vardı, diğeri bütün kalanları ona boşaltıyordu. Yani güzelim yiyecekler belli ki çöpe gidecekti.

O zaman verilen bu nimetlere biz Müslümanlar olarak saygı göstermez ve kıymetini bilmezsek Rabbim elimizden alır diye düşünmüş ve üzülmüştüm.

Bu yıl toplu iftarların yasaklanması aklıma o iftarları getirdi. İşte şimdi isteseniz de ne düzenleyebilirsiniz ne de gidebilirsiniz.

Biz verilen nimetlerin şükrünü eda edemezsek elimizden gider ve bizi daha zor, daha sıkıntılı günler bekler. Bunu bilelim.

Prof. Dr  Sefa Saygılı

  

Yorumlar