Korona Sürecinde Tefekkür ve Tevekkül

İlim İrfan

  /   889   /   04 Mayıs 2020, Pazartesi

 Yazdır

  

Daha önce yaşamadığımız, bilmediğimiz ve anlamakta zorlandığımız bir süreç içindeyiz. Aklımıza cevabını bilemediğimiz sorular geliyor. Ne oldu dünyaya? Yeni bir hayat düzenine mi geçtik? Bundan sonra her şey eskisi gibi olacak mı? Salgından korunma önlemleri, yeni ve kalıcı takıntılarımız mı olacak? Sosyal yaşamımızı da yeni takıntı ve kaygılarımıza göre mi belirleyeceğiz?

Alınan karantina önlemleri ile alıştığımız ve şükretmeyi akıl edemediğimiz birçok nimet elimizden alınmış gibi hissediyoruz. Oysa ki her şeyin her zaman aynı şekilde devam edeceğini sanıyorduk. Şükredilmeyen nimetlerin elimizden alınabileceğini unutmuştuk. Elimizden alınan nimetlerin değerini fark ettiğimiz bu süreçte, elimizde kalan nimetler için de nankörlük etmeye devam ediyoruz. Şükürde eksikliğimiz sadece sahip olduklarımıza yeterince şükretmemekle sınırlı değil. Daha kötü neler olabilirdi de olmadı diye de düşünüp şükretmiyoruz.

“Hani Rabbiniz, ‘Eğer şükrederseniz size (nimetimi) daha çok vereceğim, nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım pek şiddetlidir!’ diye bildirmişti.”

(İbrahim Suresi, 7)

Boş zamandan ve evde kalmaktan sıkıldık. Biraz kendimize dönüp, ailemize ve evimize vakit ayırmamızın zamanı gelmemiş miydi? Gerçekte evde ve ev halkıyla birlikte olmayı unutmuştuk. İhmal ettiğimiz aile ilişkilerimizle yüzleştik. Hayatımızın merkezi fazlasıyla ev dışına, başkalarına ve kalabalıklara taşınmıştı.

Virüsten etkilenmeyen makam, millet, coğrafya olmadığını ve Allah’tan başka sığınılacak bir yer olmadığını bütün dünya ile birlikte gördük.

Bütün dünyayı etkileyen bir virüsle Rabbim bize ne fark ettirmek istedi?

Karantina sürecinin üç aylara denk düşmesi nasıl bir tevafuk oldu?

Görünmeyen bir virüsten korkup sakındığımız kadar, Allah’tan korkup, ona sığındık mı?

Yaşamımızı virüsten korunmak için düzenlediğimiz kadar Allah’ın bildirdiği kurallara göre düzenledik mi?

Bu virüs salgını bizlere aczimizi, küçüklüğümüzü ve güçsüzlüğümüzü anlamamız için bir fırsat oldu mu?

Her şerde bir hayır olduğu gibi bu süreçte de hayırlar olabileceğini düşündük mü?

“Size zor geldiği halde savaş üzerinize farz kılındı. Hakkınızda hayırlı olduğu halde bir şeyden hoşlanmamış olabilirsiniz. Sizin için kötü olduğu halde bir şeyden hoşlanmış da olabilirsiniz. Yalnız Allah bilir, siz ise bilemezsiniz. “

(Bakara Suresi, 216)

Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdular:

“Mü`min kişinin durumu ne kadar şaşırtıcıdır! Zira her işi onun için bir hayırdır. Bu durum, sadece mü`mine hastır, başkasına değil: Ona memnun olacağı birşey gelse şükreder, bu ise hayırdır; bir zarar gelse sabreder, bu da hayırdır”.

Ravi : Süheyb İbnu Sinan R.Anh- (Hadis No : 10, Kütübü Sitte)

Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:

“Mü`min kişiye bir ağrı, bir yorgunluk, bir hastalık, bir üzüntü hatta ufak tasa isabet edecek olsa, Allah onun sebebiyle mü`minin günahından bir kısmını mağrifet buyurur.”

Ravi : Ebu Hüreyre ve Ebu Said R.Anhüma- (Hadis No : 4692, Kütübü Sitte)

Karantina süreci, dünya hayatı imtihanın sorularından biri olabilir mi?

Her can ölümü tadacaktır. Denemek için sizi kötü ve iyi durumlarla imtihan ederiz. Sonunda bize geleceksiniz.

(Enbiya Suresi, 35)

Bugünlerde ne yaptığımızın, zamanımızı nereye harcadığımızın ve nasıl değiştiğimizin cevapları bizi memnun ediyor mu? Hesabını vereceğimiz nimetlerden biri de “boş vakit” olduğuna göre her zaman olduğu gibi bu süreçte de boş vaktimizde ne yaptığımız çok  önemli.

Resulullah (sav) buyurdular ki:

“İki (büyük) nimet vardır, insanların çoğu onlar hususunda aldanmıştır: Sıhhat ve boş vakit.“

Ravi : ibnu Abbas R.Anh- (Hadis No : 5983, Kütübü Sitte)

Nasıl bakarsak öyle görürüz. Nasıl görürsek öyle algılarız. Nasıl algılarsak öyle yaşarız. Nasıl algılarsak da yakınımızdakilere de öyle de algılatırız. Bu süreci nasıl algılayıp, yaşadığımız da yakınımızdakilere sirayet eder. Tedbir ve tevekkül ile, sıkıntıların da  Allah’a yönelmeye bir vesile olabileceğini fark edelim.İnanç ve tevekkül her durumda insanın işini kolaylaştırır.

De ki: “Allah bize ne yazmışsa başımıza ancak o gelir, O bizim mevlâmızdır.” Müminler yalnız Allah’a güvenip dayansınlar.

(Tevbe Suresi, 51)

Allah sana bir zarar verecek olursa, onu O’ndan başka giderecek yoktur. O senin hakkında bir iyilik dilerse onun lütfunu engelleyebilecek de yoktur. Bunu kullarından dilediğine nasip eder. Bağışlayan ve esirgeyen O’dur.

(Yunus Suresi, 107)

Resulullah (sav) buyurdular ki:

“Kul, hayrıyla, şerriyle kadere inanmadıkça, kendine (hayır ve şerden) isabet edecek şeyi atlatamayacağını, (hayır ve şerden) kaçacak olan şeyi de yakalamayacağını bilmedikce iman etmiş olmaz.”

Ravi : Cabir R. Anh- (Hadis No : 4829, Kütübü Sitte)

İçinde bulunduğumuz süreci doğru anlayarak, hem kendimiz hem de başkalarının sağlıklarını korumak zorundayız. Evimizde, yakınlarımızla birlikte olabilmeyi, kendi kendimize yetmeyi, her konuda ifrat ve tefritten uzak olabilmeyi öğrenmek ve uygulamak durumundayız.

Ayrıca bu süreçte gördük ki katıldığımız veya yaptığımız birçok şey için fiziksel olarak bir araya gelmemiz de gerekmiyormuş. Evimizden de eğitim, sohbet ve çalışmalara katılabiliyormuşuz. Bundan sonra da birçok çalışmayı aynı şekilde yürütebileceğimizi gördük.

Asra yemin ederim ki, insan gerçekten ziyandadır. Ancak iman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler başkadır.

(Asr Suresi, 1-3)

Bir adam Resulullah (sav)`a gelerek:

“Hayvanımı bağlayarak mı yoksa serbest bırakarak mı Allah`a tevekkül edeyim?” diye sormuştu.

Ona: “Bağla ve tevekkül et!” buyurdu.

Ravi : Enes R.Anh- (Hadis No : 5977, Kütübü Sitte)

Allah, yaşadığımız bu karantinalı günlerin içinden hayırlısı ile çıkıp, yaşamımıza daha iyi bir yön vermemizi nasip etsin ve bu günlerde sahip olduğumuz nimetleri de aratmasın. Hepimizi niyeti hayırlı, inancı sağlam, bakışı olumlu ve tedbirini alarak tevekkül edebilenlerden eylesin.

Dr. Hatice Şenel, Eğitimci, Yazar

  

Yorumlar