Gıybet Karşısında Mü'mini Korumak

İlim İrfan

  /   843   /   23 Mayıs 2020, Cumartesi

 Yazdır
Birinci hadis-i şerif, münafıkların yaptıkları gıybetlere karşı mü'minlerin takınması gereken durumla ilgili;

  

Bu Ahmed ibn-i Hanbel, Ebû Dâvud, Taberânî,  Abdullah ibn-i Mübarek ve İbn-i Ebid-Dünyâ gibi kaynakların yazdığı bir hadis-i şerif...

 Peygamber (SAV) Efendimiz buyuruyor ki: "Gıybet eden bir münafığa karşı bir mü'mini himaye eden, koruyan, müdafaa eden Müslümana Allah, kıyamet gününde onun vücudunu, etini cehennem ateşinin zararından engelleyen, himâye eden, koruyan bir melek yaratır, vazifelendirir, o da onu korur. Kim bir Müslümana onu kötülemek maksadıyla ayıplayacak, karalayacak bir şeyi, yani yanlış, doğru olmayan bir sıfatı iftira olarak atarsa; Allah onu söylediklerini geri alıncaya, söylediklerinden vazgeçinceye kadar, cehennemin köprüsü üzerinde hapseder, durdurur."

 İnsanlar arasında dargınlıklara sebep olan, düşmanlıklara sebep olan, toplumun huzurunu bozan hastalıklardan birisi de gıybet hastalığıdır. Gıybet; bir Müslümanın, bir insanın olmadığı yerde, onun gıyabında, aleyhine bir şeyler söylemektir. Doğru bile olsa onun aleyhinde konuşmaması lazım gelirken, kusurunu söylemek ve onun hakkında gıybet etmek; bu günahtır, bunu yapmamak lazım! Kimsenin arkasından konuşmamak lazım!.. Söyleyecekse ilk önce gidip ona söylemeli; "Bak kardeşim, senin şöyle bir kusurunu gördüm, mümkünse bunu düzelt! Bu hatalı, şu ayete aykırı, bu hadise aykırı bunu yapma!" demeli, ikisi arasında kalmalı... Onun olmadığı yerde arkasından çekiştirmek çok ayıp, bunu yapmamak lazım!..

Birisi böyle yaptığı zaman, öteki mü'minin hakkında konuşulan mü'mini savunması lazım! Yani o söylenen kusur o arkadaşta olsa bile onu savunması lazım, himâye etmesi lazım, gıybeti engellemesi lazım!..

"Kim böyle bir Müslümanı bir münafığın gıybetine karşı korursa, himâye ederse, Allah da onun cehennem ateşine maruz kalmasından, vücudunun ateşte yanmasından korumak için, ona bir melek görevlendirecek." Demek ki, hepimiz bir kere gıybet etmemeliyiz, dilimize sahip olmalıyız, bir Müslümanın aleyhine konuşmamalıyız.

Demek ki ilk önce böyle kusurları, günahları, iftirayı, yalanı söylememek lazım! İkincisi böyle bir yalan, iftira, böyle bir söz söylenildiği zaman, hemen karalanmak istenen kimseyi korumak lazım ve karalamak isteyen kimseyi de susturmak lazım!.. Bunun maddî, manevi, dünyevî, uhrevî faydaları çok... Toplum bir zarara uğramayacak, kişi de ahirette böyle güzel davranışını, toplumu huzursuzluğa sevk edecek bir şeyi engellemenin mükâfatını alacak.

"Aksine bir Müslümanı karalamak için, gözden düşürmek için bir iftira atarsa; Müslüman bile olsa cennete giremeyecek, cehennemin köprüsü olan sıratta durdurulacak ve o sözünden dönünceye kadar orada hapsedilecek." diye bildiriliyor.

Allah-u Teâlâ mü'minler arasındaki muhabbeti arttırsın... Müslümanlar kardeştir, mü'minler kardeştir, bütün insanlar kardeştir. Müslüman, bütün insanların iyiliğini ister. Hatta mü'min olmayanın bile dalâletten, günahtan, küfürden, inançsızlıktan, şirkten kurtulmasını, doğru yola gelmesini ister de onun için çalışır. Yani bir Müslüman bu kadar iyi niyetlidir, herkese karşı çok iyi niyeti vardır. Onun için, kötülük kaynaklarını kapatması lazım, toplumun birliğini, beraberliğini bozacak her şeyden kaçınması lazım...

Biliyorsunuz şeytan, insanın günahları işlemesi için o günahları zevkli ve tatlı gösterir. Yani seve seve, tatlı tatlı, güle oynaya yapmasını sağlamak için onları süsler, allar, pullar, seve seve yaptırır. Onun için insanlara dedikodu tatlı gelir, kapı eşiğinde veyahut toplantılarda birilerini çekiştirmek yanlıştır. Hâlbuki İslam böyle şeyleri uygun görmüyor. Yani insanın böyle şeylerden zevk alması şeytanın bir oyunudur. Günah olan şey zevkli olsa bile mü'min eline, diline sahip olacak, günah olan şeyi yapmayacak, yanlış işe kaymayacak, kendisini tutacak...

  

Yorumlar