Uzaktan Eğitimin Artı ve Eksileri

Bizim Aile

  /   819   /   29 Haziran 2020, Pazartesi

 Yazdır

  

Örgün eğitim, yaygın eğitim, yüz yüze eğitim, ikili eğitim, halk eğitim vs. derken şimdilerde en sık kullandığımız kavram: Uzaktan eğitim. Özellikle son günlerde gerek televizyonlarda gerekse internet ve diğer iletişim araçlarında en çok duyduğumuz söylemlerden biri haline geldi. Nedir bu uzaktan eğitim, ne tür faydaları veya zararları vardır?

En yaygın tanımıyla eğitim; bireyin davranışlarında kendi yaşantıları yoluyla, kasıtlı olarak istendik yönde davranış değişikliği meydana getirme sürecidir. Eğitim sonucunda belli bir davranış değişikliği olmalı ve bu davranış değişikliği de istendik yönde amaca uygun olmalıdır.

Türk Dil Kurumu’nun güncel tanımında ise eğitim ve öğretim şöyle ifade edilmiştir:

Eğitim; çocukların ve gençlerin toplum yaşayışında yerlerini almaları için gerekli bilgi, beceri ve anlayışları elde etmelerine, kişiliklerini geliştirmelerine, okul içinde veya dışında, doğrudan veya dolaylı yardım etme, terbiye.

Öğretim; belli bir amaca göre gereken bilgileri verme işi, tedris, tedrisat, talim.

Bu tanımlara bakıldığında özellikle eğitimin terbiye ile eş anlamlı kullanıldığını görüyoruz. Eğitim; formal (planlı, programlı ve belli bir yerde verilen) ya da informal (plansız, rastgele, herhangi bir yerde kendiliğinden gelişen) olarak yapılabilir. İnsanın doğumundan ölümüne kadar devam eden bir süreci vardır, yani hayat boyudur. Onun için öğretimden daha kapsamlı ve gereklidir. Kişinin hayatı, aldığı öğretimin davranışlarına dönüştürmesi ile şekillenir. Bu bakımdan nerede, ne zaman ve nasıl verilirse verilsin önemli olan, bunun olumlu yönden davranış değişikliği meydana getirmesidir. Yani bilgi ile amelin örtüşmesidir.

Bu tanımlardan sonra asıl konumuz olan uzaktan eğitimi tanımlayıp, insan hayatına olumlu ve olumsuz yönlerini irdeleyelim.

Uzaktan eğitim; zamandan ve mekândan tamamen bağımsız bir şekilde öğrencinin ve öğretmenin okul ve benzeri eğitim-öğretim ortamına gelme zorunluluğu olmaksızın mevcut olan teknoloji aletleri vasıtası ile tamamen sanal ortamda canlı, görüntülü, sesli olarak derslerin işlendiği, katılımcının istediği zaman bunları tekrar izleyebileceği ve görüntüleyebileceği, bir eğitim sistemidir.

Uzaktan eğitimin geçmişi 1700’lü yıllara kadar dayanır. İlk başlarda mektuplar vasıtasıyla, belli alanlarda, isteyen kişilere, bulundukları yerden eğitim verme şeklinde uygulanmıştır. Daha sonraları radyo ve televizyonun yayına başlaması ile sesli ve görüntülü olarak verilmeye başlanmıştır.

Türkiye bu eğitim türü ile 1950’li yıllarda tanıştı. Türkiye’deki gelişim de aynen dünyadaki gibi teknolojik ilerlemeye paralel devam etmiştir. Bugün gelinen noktada ise artık hem yazılı, hem sözlü, hem görüntülü ve hem de karşılıklı etkileşim ile uygulanma seviyesine çıkmıştır. Dünyanın hemen hemen her ülkesinde gerek ülke sınırları içerisinde, gerekse ülkeler arası birçok alanda uzaktan eğitim verilmektedir.

Son zamanlarda eğitimin tamamen uzaktan yapılması ile ilgili senaryolar hazırlandığı söylense de, bu eğitimin birçok faydasının yanında, beraberinde getirdiği bazı sorunlar da yok değildir. Her şeyden önce şunu ifade etmek gerekir ki; bu eğitim, asla yüz yüze eğitimin yerini alamaz. Öğreten ile öğrenenin aynı ortamı paylaştığı, aynı havayı teneffüs ettiği eğitim vazgeçilmezdir. Çünkü öğretmen verdiği eğitimin öğrenci üzerindeki etkisini, davranışa çevrilip çevrilmediğini anlık ve canlı olarak görebilmekte ve takip edebilmektedir. Öğretmenin küçük yaştaki öğrencinin başını okşaması, sırtını sıvazlaması, gözlerinin içine bakıp gülümsemesi bile öğrencide motivasyonu artırır.

Örgün eğitim ile uzaktan eğitim arasında en temel ve basit farklar bile, uzaktan eğitimin kendi başına tamamen yeterli ve verimli olamayacağını gösterir. Birkaç madde şeklinde sıralarsak; 

Eğitim ve öğretim, bireyi hayata hazırlama sürecidir. Buna ilk adımın uzaktan verilecek bir eğitimle atılması, sadece öğretimi sağlayabilir.

Öğrencilerin akranlarıyla aynı ortamı paylaşmaları sosyalleşme ve sosyal ilişki geliştirmeye yardımcı olurken, uzaktan eğitimde herkes kendisinin belirlediği bir alanda olduğundan, akran ilişkilerini geliştirmeye katkısı yok denecek kadar azdır.

Son yıllarda üzerinde çokça durulan; ‘öğrenci merkezli eğitim’ yüz yüze eğitimde, uzaktan eğitime nazaran daha fazla gerçekleştirilebilir. Öğrencinin pasiflikten aktifliğe geçişi daha etkili ve verimlidir.

Uzaktan eğitimde öğrenci genel olarak evde olduğu için evdeki tertip, düzen ve faaliyetleri de eğitime göre ayarlaması gerekecektir. Eğer eğitim canlı ders şeklinde verilmezse öğrenci anlamadığı, kafasına takılan soruları sorma imkânı bulamayacağından, sonraki konularda sıkıntı yaşayacaktır.

Görev ve sorumluluklarının farkında olmayan öğrencinin kontrolü, buna karşı geliştirilecek çözümü sağlamak ve uygulamak uzaktan eğitimde pek mümkün olmayacaktır.

Yine özellikle pratik uygulama isteyen meslek derslerinin öğretilmesinde uzaktan eğitim yetersiz kalacaktır.

Bütün bunlar ve belki daha başka sorunlar şunu gösterir ki; uzaktan eğitim, özellikle temel eğitim denilen ilk ve orta dereceli öğretimler için başlı başına ve sadece uygulanabilecek bir eğitim değildir. Ancak şu anda yaşadığımız salgın hastalık gibi zorunlu hallerde de eğitim ve öğretimi tamamen bırakmaktansa uzaktan eğitim ile bunun devamını sağlamak çok önemlidir.

Bunun yanında uzaktan eğitimin temel eğitime destek olarak ve yüksek eğitim ve öğretimde uygulanmasının birçok avantajları da vardır. Bunları da kısaca özetlersek;

Zamandan, mekândan ve maddiyattan tasarruf sağlar.

Çeşitli sebeplerden dolayı istediği eğitimi alamayan kişiye istediği zamanda, istediği mekânda eğitim alma olanağı verir.

Fırsat eşitliği ile herkesin istediği alanda eğitim alarak kendini geliştirmesine olanak sağlar.

Yalnız bunların istenilen faydayı vermesi için bazı önlemlerin alınması da gerekir:

Öncelikle bu eğitimin canlı olarak verilmesi gerekir ki; öğrenci aktif rol alabilsin. Anlamadığı, tekrardan sormak istediklerini öğretmene anında sorup cevap alabilmesi önemlidir.

Canlı olarak verilecek eğitimde internet kullanılacağı için bunun alt yapısının iyi hazırlanması, fiber hızının eğitimi aksatmayacak kadar hızlı olması çok önemlidir. Özellikle kırsal kesimlerde internet kullanımının rahatlatılması gerekir.

Verilecek derslerin çakışmaması için öğretmenler arasında iyi bir koordinasyonun ve planın yapılması da önemlidir.

Örgün eğitimdeki gibi 35-40 kişilik bir öğrenci grubu ile ders işlenemeyeceği için, öğrencilerin küçük gruplar halinde derse alınması gerekir ki; bu da milyonlarca öğrenci için uygun bir planlamayı gerektirir.

Bir evde farklı kademelerde, farklı dersleri olan kişiler için uygun zaman, uygun mekân ve uygun araç sıkıntısına bir çözüm bulunması lazımdır.

Uygulama dersleri için uygun ortamın ve zamanın ayarlanması gerekir.

Aslında bütün bunlar ve daha fazlası sağlanırsa; bu, iyi bir öğretim olabilir. Bu öğretimin eğitime dönüşmesi ise daha geri planda kalacaktır. Son zamanlarda bir kez daha şuna şahit olduk ki; öğrenmek başka, öğrenilenin hayata geçirilmesi olan eğitim başkadır. Haftalardır herkesin tekrar ettiği; “Evde Kal” cümlesini konuşmaya başlayan bebekten, pir-i fani olan ihtiyara kadar herkes öğrendi. Buna rağmen dışarının hali ortadadır. Bu dünyada en zor bir şey varsa o da insanı eğitmektir.

  

Yorumlar