Beslenme Serüveni 2

Halis Bilgi

  /   980   /   11 Temmuz 2020, Cumartesi

 Yazdır

İnsanoğlu, besin ürünlerine rahat ulaştıkça, bunu sadece gıda olarak değil aynı zamanda, bir keyif veren ürün, bir itibar, bir statü, bir hakimeyet aracına da dönüştürmüş. Gıda ürünleri, beslenmek amacının dışında farklı alanlarda kullanılmaya başlanmış. İnsanlar zaman içinde geçirdiği tecrübeyle, birbirine karşı üstünlüğünü, toplumların birbirine karşı savaşmasına sebep olmuş, ülkelerin birbirlerine karşı gümrük duvarı oluşturmasını da öğrenmiş.

  

Beslenme insan  hayatı için önemli bir eylem.  Beslenme süreci diyebileceğimiz, beslenmede  nelere dikkat edilmesi gerekiyor, neler yapması gerekiyor sorusu da önemli bir konu insan için. Yer yüzündeki nimetleri İnsan’ın hizmetine sunan Yaradan, nimetlerin tamamını aynı ölçüde yararlı , aynı etki yapan özelliklerde  yaratmamıştır. Yeryüzündeki bütün nimetlerin, beslenme amaçlı bakılması da doğru değildir. Bizim zararlı gördüğümüz bazı varlıkların dolaylı olarak insanlığa hizmet  ettiğini görebiliriz.

Beslenme süreci diye belirlediğimiz, temin etme, hazırlama ve yeme süreci, insanlık tarihi kadar  uzun bir serüveni oluşturuyor.

Hatta konuyu biraz daha ileri, biraz daha başlangıç  noktasına doğru götürdüğümüzde, Hz.Adem ve Hz Havva’nın cennetten  çıkmasına neden olanın da “yasak üründen” yenmesi, “yasak ürüne yaklaşılması” olarak yorumlamak ta mümkün. Yani, İnsanoğlu’nun dünyaya gelişine yol açan “yemek” eylemi olduğuna dair yorumlar da var. Bizim yeme hikayemiz dünyaya geliş öncesine dayanıyor kısaca.

Beslenme konusunda Cennet’te başlayan  seçicilik dünya’da da devam ediyor. Yasaklı yiyecekler ile serbest olan yiyecekler ayrımı her daim olmuş  insanlık tarihinde.

Ve dünyaya gelindiğinde ise önce av hayvanlarıyla başlayan serivün ve ardından  toprak ürünleriyle devam eden bir süreç var. Bu tersine de olabilir. Ama, elde bulunan  mağara resimlerinden anladığımız kadarıyla yiyecekler, av hayvanlarından oluşuyordu ilk dönemler. İlk dönem insanları, yiyeceklerini temin için av hayvanlarını  kullanırken, barındıkları yerlerin mağralar olduğu, av malzemelerinin de taşlar olduğunu anlıyoruz.

Geçen süreç içinde her dönemde yeni imkanlar oluşturan insanoğlu, besinlerine çeşitlilik katmıştır. Av hayvanlarının çeşitliğini arttırmış, toprak ürünlerini kullanmayı ve yemeği de öğrenmiştir. İnsanoğlu’nun çeşitliği arttırdığı yiyeceklerde seçicilik de olmaya başlamıştır. Bu seçicilik bazen ilahi emirlerle olmuş bazen sahip olduğu imkanlarla olmaya başlamıştır.

Sahib olduğu imkanları mağaradaki yaşamın ovaya taşınması olarak da görmek mümkün. Zira, mağaradaki yaşam ovaya taşınınca toprak ürünleri, tarım ürünleriyle daha fazla  tanış olmaya başlamıştır. Et yiyeceklerinin yanı süre netabat da insanoğlu’nun yiyecekler  listesine girmiştir.

İnsanoğlu’nun dünyadaki yerleşik yaşamı devam ettikçe, yiyecek listesindeki sayılar da artamaya başlamış, geçen süre içinde nelerin yenilmesi gerektiği, nelerin yenilmemesi gerektiğini, nelerin zararlı nelerin yararlı olduğunu da tecrübe etmeye başlamıştır. 

Ve tabi ki, yiyeceklerle tanışma tecrübeyle olduğu kadar kendisine verilen ilimle de olmaya, bilgiyi de kullanmaya başlamıştır. Öğrendikçe, ve imkanlarını arttırdıkça  yiyecekleri sadece karnını doyurmak amaçlı değil keyif verici bir araca dönüştürmüştür. Beslenme aynı zamanda bir keyif aracı, bir statü aracı şekline bürünmüştür.

Yiyeceklerdeki çeşitlilik, sadece gıda olarak değil aynı zamanda keyif ve stütü aracına dönüşmesiyle, yukarıda da değindiğimiz gibi  seçilik da devreye girinci yasakların insanoğlunun hayatına daha renkli girdiğini görmekteyiz. Bu yasaklar bazen ilahi dinlerin emirleri, bazen bulunduğu topluluk tarafından bazen de insanoğlu’nun kendi kişisel tercih yada sağlık durumuna bağlı olarak şekillenmiştir.

Ve tabi ki, yiyeceklerdeki çeşitlilik aynı zamanda yiyeceklerde yapılan işlemlerde de arttırmıştır. Yani, ilk önceleri taşlarla etler  parçalanıp yenirken, ateşin bulunması ve etin pişirilmesi, taşların daha kullanılır hale getirilmesi, demirin bulunması, demirlerden yararlanarak et yada bitkilerin  daha küçük parçalara bölünmesi yiyeceklerin tek ve sade değilde bir dizi meteryaller, baharatlar yada işlemden geçirilerek  yapılan yemeklerin de  çeşitliğini arttırmıştır. Ulaşım imkanlarının artış göstermesi ürünlerin bir yerden bir yere taşınmasını da kolaylaştırmıştır.

İnsanoğlu, besin ürünlerine rahat ulaştıkça, bunu sadece gıda olarak değil aynı zamanda,  bir keyif veren ürün, bir itibar, bir statü,  bir hakimeyet aracına da dönüştürmüş.  Gıda ürünleri, beslenmek amacının dışında farklı alanlarda  kullanılmaya başlanmış. İnsanlar zaman içinde geçirdiği tecrübeyle, birbirine karşı üstünlüğünü, toplumların birbirine karşı savaşmasına sebep olmuş, ülkelerin birbirlerine karşı gümrük duvarı oluşturmasını da öğrenmiş.

İnsanoğlu’nun rahat elde ettiği besin/gıda ürünlerine karşı kısıtlamalar, sınırlamalar, yasaklar konusu da dikkate alınması gereken bir konu. Gelecek yazımızda da kısıtlamalar, sınırlamalar ve yasaklar konusuna temas etmeye çalışacağız.

  

Yorumlar