Sevgili Dostum

  /   1177   /   30 Haziran 2014, Pazartesi

 Yazdır

  

 Sevgili dostum, yaradanın selamıyla selamlıyorum seni.

 Senden ayrılırken, sürekli yazışalım sözünü vermiştik.  Aradan yıllar geçti. Yazışmayı bir kenara bıraktık. Hele de iletişim teknolojisi çıkınca yazı geleneği de öldü algısı oluştu. Edebiyatımız da ciddi değişiklikler oldu. Olsun, yine de yazışalım sözünü hatırladım. Uzun süre oldu. Çooook uzun süre oldu. Yine de hatırlatayım. Yazı yazmak bana göre değil bilirsin. Amma; Verilmiş bir sözün arkasında durmanın getirmiş olduğu sorumlulukla yazıyorum. Bilirim, aslında yazımın edebiyatından çok, mektubun içerisinde yer alacak  bilgilere odalanacaksın. Vereceğim her bilginin senin için bir yenilik olabileceğini de tahmin ediyorum. Seni tanıdığım kadarıyla, meraklarındaki noktaları da biliyorum.

Sevgili dostum, güzel kardeşim... Uzun yıllar oldu yüz yüze görüşmeyeli. Çok değiştiğini, çok değiştiğimiz de biliyorum. Hayat, bizleri değiştirdi. Değiştirecekte.

Aslında ben buna değişme değil, olgunlaşma yada yenilenme diyorum. Tekamüle doğru gitme de diyebiliriz. Olgunlaşma dönemi içerisinde edindiğimiz bilgilerin,  bizlere çok şey kattığı da yadsınamaz.

Geçen bu süre içerisinde, bazen geçmişte yaşadıklarımı, bazen de mevcut şartlarda yaşamakta olduğum olayları anlatmaya çalışacağım. Uzun süren ayrılıktan oluşan boşluğu doldururcasına bir çaba içerisinde de olmayacağım. Fakat, uzun süren ayrılıkta yaşadıklarımı hatırlamaya, acı tatlı anılarımı da zaman zaman paylaşma yoluna gideceğim.

Güzel insan, sevgili dostum.

Hatırlarmısın, “Bir misyon sahibi isek bazı hareketlerimizi kontrol etmeliyiz” ifadesini kullanmıştın. Yıllar öncesiydi. Bir çay bahçesinde, ince belli bardakla gelen çayı yudumlarken söylemiştin. “Bak şu insanlara, bu insanlar kendi hayatlarını yaşıyor. Herkes kendi inançları ve kendi düşünceleri doğrultusunda yaşıyor” cümlesini kullanmış, ardından “biz müslümanların, müslüman gençliğin sorumluğu daha fazla. Bunların yaptığı her hareketi yapamayız” demiştin.  Uzun yıllar oldu. Hatırlamaya bilirsin de. Fakat, geçenlerde bir grup genç arkadaşla yolculuk yapıyorduk. Aynı platformlarda olmadığımız amma bir iş çerçevesinde birlikte olduğumuz bu grubun başında bulunan bir arkadaş, gençlere sigara içmemeleri konusunda uyarılarda bulunuyordu. Bu uyarılarını yaparken, “Bizler buraya bir misyonun temsilcileri olarak geldik. Sizin gibi gençlerin sigara içen, hedefsiz ve gayesiz bir gençler olarak algılanmasını istemem” hatırlatması yapıyordu. Aynı platformda yer almayacağımız bu insanların birbirlerine karşı yaptığı hatırlatma ve uyarı seninle birlikte, geleceğe dair planlarımız, umutlarımız ve hayallerimizi konuştuğumuz çay bahçesine götürdü beni. Senin, “Biz misyon sahibi isek bazı hareketlerimizi kontrol etmeliyiz” sözünü hatırladım. Ne güzel bir sözdü.

Aziz kardeşim, sevgili dost.

Küçük bir cümle beni geçmişe götürmüş ve geçmişte yaptığımız ve yapacağımız hareketlerin ne mesajlar verdiğini daha ölçülü hareket etmek durumunda olduğumuz gerçeğini bilmemiz gerektiğini hatırlattı. Birbirimize verdiğimiz  “ yazışalım, haberleşelim” sözünün üzerinden ne kadar uzun bir zaman geçtiğini hatırlattı. Daha doğrusu, beni kendime getirdi.

Bu gerçekler ışığında seni özlediğimi hatırladım. Binlerce kez, uzun süren ayrılıkların geterdiği muhabbetle kucaklıyorum seni. Yazdıklarımın karşılıksız kalmayacağına inanıyorum.

Selam ve duaların en güzeliyle, muhabbetle, sevgiyle kal..  

  

Yorumlar