Can Simidi; TEVBE

Bilge Kadın

  /   826   /   08 Ekim 2020, Perşembe

 Yazdır

  

"Birkaç kelime ile dil ederken istiğfar,

 Gönül gafilse, nefis binbir dehlize dalar !"

İslam; Nefsî ve kalbî zaaflarımıza rağmen bizi bağrına basan bir anne  şefkatidir. Hergün yüzlerce defa günah, hata ve kötülüklerle karşı karşıya kalmaktayız. Kalplerimizin nurunu söndürüp cehaletin paslı lambasıyla önümüzü aydınlatmaya çalıştığımız nefsaniyet çukuru ve şu  karanlık dünya okyanusunda çırpınan bizler için bir can simidi mahiyetindedir, Tevbe- i istiğfar...

Bu konuda Şehit Seyyid Kutub'un şu cümleleri gözlerimizden perdelenmekte; "Tevbe- i istiğfardan sarf-ı nazar etmeyenlerin Allah ile akdettikleri bir malumat anları var. Geliyor tevbe kapısına, vuruyorlar kapıyı. Fakat o da ne ! İzin vermeden doluyorlar içeriye. Reddedileceklerini, kovulacaklarını mı sandınız? Yanıldınız  işte. Rahmet ve  mağfiretin engin ummanıyla karşılaşıyorlar, yıkanıyorlar ve tertemiz oluyorlar." ( F. Kur' an cilt: 3 )

Günahlarımızın çirkinliğine, kusurlarımızın büyüklüğüne aldırış etmeden Yaratıcı ve Terbiye edicimiz (c.c) bizi kabul edip bizden şunu istemektedir. Kalbin Allah`ı unutup taşlanmaması, O' nun zikriyle atması ve tevbenin devamlılığını...

Allah Resulü'nün ( s.a.v ) "Hata edenlerin en hayırlısı tevbe edenlerdir" sözü günahkar kalbin ümitle atması için söylediği teselli verici muazzam bir sözdür. 

Aynı zamanda 'Ey iman edenler! Allah'a Nasuh bir tevbe  ile tevbe  ediniz.' ( Tahrim : 8 ) ayeti celilesiyle tevbenin kabul şartı belirlenmektedir. Tevbe- i Nasuh'un tanımını Allah Resulü  ( s.a.v ) “Kulun yapmış olduğu günaha öyle nedamet etmesi Allah' a öyle özrünü arzetmesidir ki o günaha bir daha  dönmemesidir.” diye  yapmaktadır.

Ayrıca  Allah Resulü' nün  ( s.a.v ) günde yetmiş defa tevbe- istiğfar ettiğini göz önünde bulundurarak şunları da ekleyelim. Yapılmasına sebep olan şeyi sebep olmadan yapmak sebepleri ortadan kaldırdığı gibi tevbe etmek için günah işlemek şart değildir. Tevbe günah işlemeden yapılmalıdır ki günah işlemeye engel olsun.

Tevbenin  zamanlaması hakkında, Allah Resulü' nün ( s.a.v ) "Ölüm gelmeden evvel tevbe ediniz."  yine  "Allah, günahkar kulunun tevbesini canı boğazına gelmeden kabul eder.'' Hadisi şeriflerini hatırlamaktayız. Bir terzi bu hadisi salihlerden birine sorar. Bu zatın salih adamdan aldığı cevap müthiş bir ders niteliğindedir. Salih adam der ki; ' Senin mesleğin terziliktir. Terzilikte en kolay şey makası tutup kumaşı kesmektir. Otuz senedir bu işi yapıyorsun. Ey terzi ! Bir müddet zahmet çekip ve otuz sene kolaylıkla yaptığın bir işi can gırtlağa geldiği zaman yapamazsan, ömründe hiç yapmadığın tevbeyi o an nasıl yapabilirsin. Bugün gücün yerindeyken tevbe eyle. Yoksa son nefeste istiğfar nasip olmayabilir.' der. Dua ile..

  

Yorumlar