Aileler bazen çaresiz kalır

Şifa Bahçesi - Bizim Aile

  /   315   /   07 Temmuz 2014, Pazartesi

Al Jazeera Türk
 Yazdır

Selam canım anam ve canım babam. Ben de biliyem sizin gururunuzla oynadım. Ama ben şu an çok pişmanım. Ne olur beni af edi

Evlatları uyuşturucu bataklığına batmış aileler bazen çaresiz kalır, ne yapacağını da bilemez

  

“Selam canım anam ve canım babam. Ben de biliyem sizin gururunuzla oynadım. Ama ben şu an çok pişmanım. Ne olur beni af edin. Ben eğer buradan çıkarsam size layık bir evlat olacam söz veriyem size. Baba ne olur benim görüşüme gelin. Bugün pazartesidi, açık görüştü gözüm sizin yolunuzdaydı ama siz gelmediniz.”

Üzerinde ‘Diyarbakır E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Görülmüştür’ mührü bulunan mektup 18 yaşındaki Bilal Y. tarafından ailesine yazılmış. Mektubun devamında günden güne eridiğini belirten Bilal, cezaevinden kurtulduğu takdirde bir daha kimsenin eşyasında gözünün olmayacağını yazıyor.

Bilal’in hikâyesi

Diyarbakır’ın kenar semtlerinden Şehitlik’te yaşayan taksi şoförü bir baba ve ev hanımı annenin üç çocuğundan biri olan Bilal, bir tekstil atölyesinde ütücü olarak çalışıyordu. Ailesinin ve çevresindekilerin ‘mazbut’ tanımıyla hatırladıkları Bilal sessizliği ve efendiliğiyle dikkat çekiyordu.

Evle işi arasında süren hayatı, bir akşam iş çıkışı arkadaşlarının "parkta takılalım" ısrarıyla altüst oldu. Birkaç arkadaşıyla birlikte evlerine yakın olan Sümer Park’a giden Bilal, kuytu bir köşede tanımadığı başka kişilerle birlikte ilk esrarını sardı.

Sadece arada bir sigara içen Bilal ısrarlara dayanamayarak aldığı bir yudum, orada kalamadı, sonraki günlerde artarak sürdü.

Bonzai de içiyordu

Sümer Park’taki esrar partilerine esrara çok benzeyen ve tehlikeli bir kimyasal olan Bonzai de eklendi zamanla. Esrar kullanıcılarını yanıltan bu kimyasalı Bilal de esrar niyetiyle içti. Semptomları çok ağır olan Bonzai, Bilal’de halüsinasyon ve saldırganlığa yol açtı. Ailesine haber vermeden işinden ayrıldı ve hırsızlığa başladı.

Çünkü o artık potansiyel bir bağımlıydı ve Bonzai için artık para bulmak zorundaydı...

"Önce gözlerinden şüphelendik"

Yangın çıksa itfaiye araçlarının giremeyeceği kadar dar sokaklardan geçerek Bilal’in birkaç ailenin birlikte yaşadıkları evine vardığımızda annesi karşılıyor bizi. Evleri iki göz oda ve hem banyo hem da tuvalet olarak kullanılan küçük bir barakadan ibaret. Anne S.Y. bu hemen göze çarpan yoksulluk, yoksunluğun içinde bir de uyuşturucuya karşı mücadele vermeye çalışıyor.

“Bilal’in ilk gözlerinden şüphelendik. Babası ‘bu işte bir iş var’ deyince ben ‘ütünün buharından kızarmıştır’ dedim. Tekstilde ütücü olarak çalışıyordu. Çünkü insan evladına konduramıyor. Eve geç gelmeye başladı. Sorduğumuzda mesaiye kaldığını söylüyordu. Babası ustasını aramış. Adam da her akşam düzenli olarak 7’de çıktığını söyleyince babası dövdü. Zaten şüphelenmişti alıp hastaneye götürünce tahlillerinden uyuşturucu çıktı. Bunu öğrenince yıkıldık.”

"Ailesine bıçak çeken bir çocuğa dönüştü"

Bilal’deki bu ani değişimin sadece esrarla açıklanamayacağını düşünen anne S.Y. bir süre sonra arkadaşlarının peşine düşmüş. Bonzai’yi ilk o zaman duymuş.

“Arkadaşları esrar sararken içine mozai (Bonzai) koymuşlar. Çocuk bunu içince ağzı köpürmüş ve kusmuş. Eve geldiğinde gözleri kocaman açılmıştı. Ne olduğunu sorduğumda bana, ‘sana ne oğlum’ diyerek küfretmeye başladı.

Mülayim ve temiz bir çocuktan, annesine küfreden, bıçak çeken bir çocuğa dönüşmüştü. Benden para istiyor olmayınca kapıları camları indiriyordu. Sabahlara kadar eve gelmezdi. Sabah uyandığımızda avlunun bir köşesinde sızmış halde bulurduk.”

‘Evladımızı elimizle polise teslim ettik’

Ailesinden para alamayan Bilal arkadaşlarıyla birlikte kapkaç ve hırsızlık yapmaya başlamış. Ailesi bir akşam eve gelen polislerden öğrenmiş durumu.

“Polisler gelip Bilal’i sordu. Eve gelmediğini sabahlara kadar sokaklarda kaldığını söyledik. Babası ne olduğunu sorunca polis eve gelirse karakola getirmemizi söyledi. Kalktık evi aradık. Yatağının altında iki cep telefonu bulunca kollarından tuttuğumuz gibi karakola götürdük. Tutuklanıp cezaevine attılar. Başka çaremiz yoktu, karakola götürmeseydik toprağın altına götürecektik.”

Bilal Y., gasp suçundan hala cezaevinde. Ailesine yazdığı mektuplarda kendisini ziyarete gelmeleri ve cezaevinden çıkarmalarını istese de ailesi ne yapacaklarını şaşırmış durumda. Çünkü çıkarsa yeniden uyuşturucuya bulaşmasından korkuyorlar.

‘Oğlumun yüzünü yaktılar’

H.K da benzer bir durum yaşıyor. 18 yaşındaki oğlu V.K. da uyuşturucu ve hırsızlık suçlarından cezaevinde. H.K. oğlunu uyuşturucuya alıştıranların sonra zorla hırsızlık yaptıklarını anlatıyor.

“Oğlum daha küçüktü, okuluna gidiyordu. Arkadaşları yoldan çıkardılar ve uyuşturucu içirdiler. Öğrendik ki okulu bırakmış. Durumumuz yoktu takip edemedik. Çeteler bunu aldılar hırsızlık yaptırdılar. Bir seferinde itiraz edince sigarayla yüzünü yakıp işkence yapmışlar. Evladım evden çıkmaya bile korkardı. Ama gasp yaptırmışlar, birinin altın zincirini çalmış. Zincirinin parasını denkleştirip kadına verdik ama bıçakla gaspa girdiği için cezaevine attılar.”


  

Yorumlar