Frozen isimli animasyon filminden..
Frozen isimli animasyon filminden..

Animasyonların çocuklar üzerindeki etkisi

  /   865   /   03 Mayıs 2014, Cumartesi

İrib
 Yazdır
Günümüzde maalesef şiddet ve isyankarlık ruhu ve hatta büyüklerin yaşamında söz konusu olan cinsel pervasızlık gibi meseleler animasyonlarda yaygınlaşıyor.

  

Aslında çocukların meseleleri irdeleme gücü daha zayıf olduğundan bu tür animasyonlar çocukların geleceğini etkiliyor ve hatta tahrip ediyor. Sağlıklı bir ailede çocukların sağlıklı yetiştirilmesi birinci dereceden önem arz ediyor. 

Bu tür bir ailede ebeveyn doğru yönetimleri ile eğlence ve eğitim araçlarını çocuklarını sunar. Kuşkusuz çocuk aile ortamına ayak bastığı andan itibaren ebeveyn tarafından koruma altına alınır ve anne ve baba, çocuklarının gelişmesi ve ilerlemesi için tüm çabalarını sarf eder. Uzmanlar kitle iletişim araçlarının sağlık ürünlerinin kullanılması ve gözetilmesi, çağımızda çocukların yetiştirilmesinde etkili olduğunu belirtiyor. 

Ancak bu arada bazı uygunsuz ürünler ebeveynleri çocuklarını yetiştirme sürecinde zorluklarla karşı karşıya getiriyor. Bugünkü sohbetimizde Batı'da üretilen bazı animasyonların, cep telefonları ve sert müziklerin başta çocuklar olmak üzere Batı'da aile bireyleri üzerindeki olumsuz etkilerini ele almak istiyoruz. 

Animasyon sinema sektörünün en cazip ürünlerinden biridir, öyle ki bu ürün çocuklar için yapılmasına karşın büyüklerden de büyük ilgi görmektedir. Animasyon eserleri çocukların karakterinin gelişmesinde etkili olabilir. Animasyonlar çocukların ve gençleri psikolojisini etkileyen ürünlerdir. 

Uzmanlar çocukların üç ile beş yaşları arasında sadece izleyici olduğunu ve iyi ve kötüyü ayırt edemediğini ve bu yüzden gördüğü her şeyi bir gerçek olarak algıladığını belirtiyor. İşte bu yüzden animasyon eserleri çocukları derinden etkiliyor ve zamanla onların talim ve terbiye ve kültürel temellerini alt üst ediyor. 

Günümüzde maalesef şiddet ve isyankarlık ruhu ve hatta büyüklerin yaşamında söz konusu olan cinsel pervasızlık gibi meseleler animasyonlarda yaygınlaşıyor. Aslında çocukların meseleleri irdeleme gücü daha zayıf olduğundan bu tür animasyonlar çocukların geleceğini etkiliyor ve hatta tahrip ediyor. 
Yanan filozof Eflatun şöyle diyor: Bizim ilk görevimiz öyküleri yaratanları gözetlemektir. Eğer iyi bir öykü yaptılarsa onları benimsemeli ve eğer kötü ise reddetmeliyiz. Daha sonra da anneleri ve babaları sadece düşünürlerin kabul ettiği iyi öyküleri çocuklarına anlatmaya zorlamalıyız. 

Unutmamak gerekir ki çocuk ruhunun öykü ile yetişmesinin önemi, cismi sporla yetişmesinden çok daha önemlidir. 80'li yıllarda ve hatta 90'lı yılların başına kadar filmlerden başka tüm animasyon eserlerinin TV kanallarında yayınlanması bazı kısıtlamalarla karşı karşıya idi. Bu kısıtlamalar, yaş grubunun belirlenmesi ve olumsuz sözcük ve tabirlerin kullanılmasının yasak olmasıydı. 

Örneğin animasyonlarda gerçek silahlar asla görüntülenmezdi veya hiç bir çocuğun cani tehlikeye düşmezdi. Ancak günümüzde animasyon dünyası eski atmosferden çok uzaklaştığı gözleniyor ve çocukların saflığı ve samimiyetini zedelemeyecek eserler zor bulunuyor. Eğer Harry Poter ve Narina gibi sinema eserleri çocukların dünyasını hurafe, büyü ve sihir gibi durumlarla kirletiyorsa, animasyon dünyası da çocukların ve gelecek kuşakların zihinlerini hedef alıyor. Günümüzde Batı'da film yapımcıları milyonlarca dolar harcayarak animasyon filmleri üretiyor.

 Bu filmlerde sadece çocuklar değil, büyüklerin dünyası da hedef alınıyor. 2009 yılında bilgisayarın özel tekniklerinden yararlanmak sureti ile çeşitli animasyonlar üretildi. Bu süreç 2010 yılında da devam etti ve animasyon filmlerinin arşivlerine yeni yeni eserler eklendi. 

Bu filmlerin karakterleri Batı kültürü ve batılı toplumların değerlerinin propagandasını yapan elçiler ve misyonerler misali bütün dünyaya gönderiliyor ve böylece hedef ülkelerde çocuklardan büyüklere kadar muhatap kitle Batı'nın talim ve terbiye modelleri ile yetiştirilmeye çalışılıyor. 

Bu eserlerde Batı toplumunu çökerten eşcinsellik, giyim kuşam, müzik ve danslar, aile dışı eşlerin ilişkileri, toplumda açık alanlarda cinsel davranışlar ve bunun gibi durumların propagandası yapılıyor ve ahlaki ilke ve değerler renksizleştirilerek aile kurumunun çöküşüne zemin oluşturuluyor. Örneğin oyuncakların öyküsü 3 adlı animasyonda oyuncakların arasında sergilenen romantik ilişkiler hiç bir şekilde çocuklar için uygun bir konu değildir. Bu tür durumlar uzmanların kaygılarını arttırıyor. 

Uzmanlar bu tür kavramların çocukların gözü önünde gündeme getirilmesi erken olduğunu ve bu kitlenin psikolojisini olumsuz etkilediğini vurguluyor. 2010 yılında ekranlarda seyircileri ile buluşan Shrek adlı animasyonun son versiyonunda da büyüklerin dünyasında gündeme gelen eşlerin bir birini sevmemesi gibi konular gündeme gelirken, çocukların erken buluğ çağına gelmelerine sebebiyet veriyor. 

Bir ankette bir çok yetişkin insan filmi seyrettikten sonra eşlerin özel yaşamları ile ilgili durumların bu şekilde açıkça çocuklara anlatılmasını uygun bulmadıklarını belirtti. Her halükarda sinema eserleri ve animasyon çağımızda yeni kuşakların yetiştirilmesinde ve yönlendirilmesini etkili bir araçtır. Aslında aileler de doğrudan bu tür eğlence ve eğitim amaçlı ürünlerin tesiri altında kalır. Bu yüzden talim ve terbiye uzmanlar uygun ve eğitici eserlerin üretilmesi ve ailelerin bu ürünleri doğru biçimde kullanması, olgun bir aile oluşmasında çok etkili ve önemli olduğunu belirtiyor. 

Çağımızın bir başka yaygın kitle iletişim aracı cep telefonudur. Cep telefonu de olumlu olumsuz iki açıdan etkilidir. Dünya bankasının raporuna göre 2000 yılında dünyada bir milyar kişi cep telefonu kullanırken, bu rakamın 2012 yılında tam 6 milyara ulaştığı anlaşılıyor. İletişim dergisi ise yayınladığı bir raporunda yakın gelecekte cep telefonu sayısı dünya nüfusunu aşacağını belirtti. 

Günümüzde cep telefonunun toplumlarda yaygınlaşması ile beraber, bu yeni teknolojinin bir çok meziyeti gözetilirken, olumsuz yönlerini de göz ardı etmemek gerekir. Bilindiği üzere kültürel meselelerde ve kültürel ürünlerde bazen ahlak dışı bir görüntü veya bir film veya mübtezel bir müzik ve hatta uygunsuz bir metin muhatabın ruhunu ve cismini tehlikeli biçimde etkiler ve kişiliğine ciddi derecede zarar verebilir, öyle ki bu zararların bazıları asla telafi edilemez. 

Bazı psikologlar bu tür cinsel tahriklere sürekli maruz kalan insanların solunum sisteminde sıkıntı, kalp atışlarının şiddetlenmesi, fikri ve ruhi yorgunluk, huzursuzluk, iştahsızlık ve uykusuzluk gibi hastalıklara yakalandığını belirtiyor. Amerikalı yazar ve akademisyen Dan Schiller şöyle diyor: Geçenlerde Appele Dijitan firması çeşitli şekillerde iletişim kurma yeteneğine kavuştu. Şimdi cep telefonu sayesinde türlü müzikler kullanıcılara sunuluyor ve en kolay imkanlar en ucuz fiyatlarla piyasaya sürülüyor, öyle ki her türlü müzik herkesin eli altında bulunuyor.

İşte bu yüzden dünyanın her yerinde gençler boş zamanlarını sürekli aşırı heyecan yaratan uygunsuz müziklerle dolduruyor. Aşırı heyecana sebebiyet veren mübtezel müziklerin bir tesiri, insanda akıl ve ahlaklı heba etmesidir. Batılı müzik hocası Theodor Adorno'ya göre yeni müzik türleri insanların davranışı çocuksu hale getiriyor ve onları düşünme dünyasından uzaklaştırıyor. 

Bundan başka günümüzde müzik sanatı ticari firmaların tekelinde bulunuyor. Batılı yazar Leon Rosseleson da her şeyin üretim biçimi, tüketim tarzını da belirlediğini belirtiyor. Rosseleson'a göre günümüz dünyasında müzik sektörü kapitalist düzenin ideolojisini taşıyor. 

Kuşkusuz Batı'da aile içinde önemli işlevlerin renksizleşmesinin bir sebebi aşırı heyecan yaratan müzikler ve bu tür müziklerin cep telefonu gibi kitle iletişim araçları ile yaygınlaşmasıdır.
  

Yorumlar