Kadının hakiki yeri Müslümanlıktır

Halis Bilgi

  /   161   /   03 Mayıs 2014, Cumartesi

 Yazdır

  

Bildiğiniz gibi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanıyor. Gerekçesi şöyle: 8 Mart 1857’de ABD’nin New York şehrinde 40 bin dokuma işçisi, daha iyi çalışma şartları elde edebilmek için greve başladı. Grev sırasında çıkan yangında 129 kadın işçi hayatını kaybetti. Batı, onların anısına 8 Mart’ı Dünya Kadınlar Günü olarak kutluyor.

Gün münasebetiyle nice insan konuşuyor. Dikkat edilecek olursa, kadına Batılı değerler açısından yaklaşılıyor. Hatta bu günü vesile ederek İslâm dinine iftira atanlar, içinden çıktığı toplumun insanlarını küçümseyenler bile çıkıyor.

Türkiye halkı, zihnini Batıcılığın işgal etmesini fırsat vermemeli, olayları kendi değerlerimiz açısından bakmayı bilmelidir. Özellikle dinimiz İslâm’ı çok iyi öğrenmeliyiz. Çünkü İslâm kemâle ermiş, tamamlanmış bir dindir. Onda eksiklik ve fazlalık yoktur, tastamamdır.

İslâm Allah yapısıdır. İnsan da Allah’ın yarattığı şerefli bir varlıktır. Eser, Allah’a aittir. İnsanın hayatını tanzim etme şeklini en iyi bilen Rabbimizdir. Tabiî ve yaratılışa uygun olan, insanın İslâm’a göre bir hayat yaşamasıdır. Kadını da “insan” olma özelliği ile yaklaşmak gerekir.

Kadın ve erkeği birbirine rakipmiş gibi göstermek her iki cinse karşı da yapılmış bir zulümdür. Çünkü onlar, birbirinin tamamlayıcısıdır ve Allah bunu bir hikmetle yaratmıştır: “Kaynaşmanız için size kendi cinsinizden eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet peydâ etmesi de onun varlığının delillerindendir.” (Rûm, 21)

Hanımlar Allah’ın Emanetidir

Türkiye’mizde insanlığın ufkunu açan örnek bir dünya lideri yaşadı: Erbakan Hoca. Nezaket ve kibarlığı ile tanınmıştı. Kadınlara karşı da öyleydi. 35 yıl Erbakan Hoca’nın yakın hizmetinde bulunup Özel Kalem Müdür Yardımcılığı’nı yapmış İbrahim Titiz Bey bu konuda şunları söylüyor:

“-Hanımların 'Allah’ın emaneti’ olduğunu söyler, emanete nasıl davranılması gerekiyorsa, o şekilde davranır, bu konuya büyük hassasiyet gösterirdi. Nermin annemize davranışında bunu yakından gördük. Bir bey’i yetiştirmek o kişiyi, bir kadını yetiştirmek bütün toplumu düzeltmek olduğu gerçeğini Hocamızdan öğrendik.” (Millî Gazete, 29. 2. 2012)

Birlikte Hükümet ortaklığı yaptıkları Prof. Dr. Tansu Çiller de Erbakan Hoca’nın nezaket ve kibarlığından övgüyle söz eder.

Erbakan Hoca’nın nezaket ve kibarlığı Türkiye Ev Kadınları Derneği’nin de dikkatini çekmiş olmalı ki, 1967’de ondan bir konferans talep etmişlerdi. Bu konuşmasında İslâm ve Batı’daki kadın anlayışı konusunda şu karşılaştırmayı yapmıştı:

“Batı’daki kadını düşündüğüm zaman, erkek kadar çalışan ve kendinin birtakım haklarında vs. mutlaka eşit tutulacaksın, iddiası altında materyalist bir görüşle, madde olarak görülen bir kadın var. Kendi tabiatına, kendi hususiyetlerine uygun bir muameleye tabi tutulmuyor, kendisine lüzumlu hürmet ve şefkat gösterilmiyor. Bu kadın çalışıyor, bu kadın tam manasıyla tatmin olmuş, esas yerini bulmuş değildir. İslâm âleminde kadını düşündüğüm zaman ise, oradaki kadın muhteremdir, hakikaten cemiyetin temelidir ve temizliğin, terbiyenin örneğidir. Hepiniz ninelerimizin o mis kokulu bohçalarını hatırlarsınız. Kadın, o bohçaları hazırlayan temiz bir insandır.” (Erbakan, Üç Konferans, Fetih Yy., Sh. 67)    

Kadın Kıskaç Altında

Günümüz kadını huzur ve mutluluğa hasret. Belki, erkek de farklı değil ama, konumuz kadın olduğu için bu konu üzerinden düşüncemi ifade ediyorum. Kadın hakkı ve özgürlük diye diye, kadının hak ve özgürlükleri elinden alındı.

Önce, kadını yeterince tanıyamadık. O, zarif ve ince yapılı olup şefkat ve merhamet meziyeti daha yüksektir. Annelik görevini yerine getirerek sıcak bir aile ortamında mutlu olmak kadının yaratılışında var olan bir özellik. Kadının görevleri yapı ve yaratılışına uygun olmalıdır. Eşitlik teraneleriyle narin yapılı bir varlığa kaldıramayacağı görevler yüklemek âdil bir tutum değildir. Süslü ve cilâlı sözlerle kadını vahşî Kapitalizm’in kölesi, sömürü çarkının kurbanı yapmak kadın hak ve özgürlüğü olamaz.

Kadın, gerçek yerini İslâm’da bulmuştur. Asrı Saadet’te annelik, aile kurma, çocuk sahibi olma hakkını ideal anlamda kullanmıştır. İş hayatında ise ilim öğrenme, doktor, hemşire, eğitimcilik, güzel sanatlar gibi dalların kadının yapısına uygun olduğunu düşünüyorum. Meselâ, kadınlarda otorite ve dirâyet gibi meziyetler diğer meziyetlerine göre biraz daha geri plândadır. O yüzden aile reisi erkektir. Peki, istisna teşkil eden kadınlar yok mu? Elbette var. Fakat, istisnalara bakarak genel hüküm verilemez. Fotografın bir karesini değil, tamamını görerek sağlıklı sonuçlara ulaşabilirsiniz.

Kadın konusundaki yazılarıyla tanınan Yazar Sema Maraşlı da “Kadından otorite olmaz” görüşünü seslendirir.

Kadının iffetiyle yaşaması sağlanıp aile kurma hakkının önündeki engeller kaldırılmalı, aile içinde saygın bir hale getirilmelidir. Kadın asıl huzuru sıcak ve samimi aile ortamında elde eder. Kadında olmayan bir yeteneği ondan istemek kadına yapılmış bir iyilik değildir. Çünkü olmayan şey verilmez. Kadının nazik yapısını dikkate almak zorundasınız. Onun tabiî ve fıtrî özelliklerini dikkate almayanlar dengeyi bozar, problemlerin artmasına sebep olurlar.

  

Yorumlar