Tesbih çekmenin de bir adabı var

Halis Bilgi

  /   10991   /   27 Ağustos 2014, Çarşamba

Star
 Yazdır

Tesbih adabında cepten çıkarıldığı gibi çekilmeye başlanmaz. Zarifce cepten çıkarılan tesbihin imamesi sol elin avcu içerisinde tutulur ve sağ elle tesbih sıvazlanır.

Günlük hayatta, Türk toplum kültüründe önemli yere sahib tesbih çekmekinin usulüne dikkat

  Bildiğiniz üzere tesbih, ipe dizilmiş nizami 33 tane boncuktan çok ötede bir anlayışın sembolü ve aracıdır.Taşıması, çekmesi, bir başkasına verilmesi, alınması, hediye edilmesi saklanması derin bir görgü ve adab gerektiren bir objedir. Tesbih adabında cepten çıkarıldığı gibi çekilmeye başlanmaz.

Zarifce cepten çıkarılan tesbihin imamesi sol elin avcu içerisinde tutulur ve sağ elle tesbih sıvazlanır.
Sağ elle sıvazlanırken bittiği yerden tutulur sol elle imameye doğru sıvazlanır. Bu tesbihe değer vermenin sevmenin bir göstergesidir. Birkaç kez yinelenir. Sonrasında usulca çekmeye başlanır. Bir başkasına verirken iki el tesbihin altına yastık yapılarak, vermekten öte saygı ile sunulur.
 
Karşı taraf da tesbihi aynı özenle iki eliyle alır ve tesbihi az önce anlattığımız gibi önce bir sever sonra çekmeye başlar.
 
Bir başkasından tesbihini istemenin yolu "hacı iki de biz sallayalım şunu" şeklinde asla değildir.
 
"Biraz da ben dolaşayım" denir. Tesbih esasında çekilmez, ruh ve beden tesbihin üzerinde dolaşır. Bunu hissederek istenir ve hissedene verilir.
 
Tesbihin ustasının üzerindeki emeği helal edilir. Çünkü gerçek anlamda sözünü ettiğimiz tesbih, fabrikasyon, plastik tesbihler değil. Genelde kemane tezgahlarda yapılan ve hammaddesi Afrika’nın zehirli ağaçları olan tesbihler. Dolayısıyla pek çok tesbih ustası bu zehirli ağaçların talaşını solumaktan erken yaşta vefat eder ve yine pek çok tesbih ustası zehirleneceğini bile bile tesbih yapmaya devam eder.
 
Tesbih genelde yılan ağacı, öd ağacı, ateş ağacı, sandal ağacı gibi ağaçlardan yapılsa da en değerli malzemesi kehribar denen çam reçinesinin fosilleşmiş halidir. Bunun dışında en önemli malzemelerden biri de mamut dişidir. 
Kehribar ve mamut dişi genelde Rusya'da bulunan malzemeler olduğundan, Sovyetlerin dağılışının ardından Türkiye'ye bol bol getirtilmiştir. Mamut ve kehribar gibi az bulunan malzemelerin yanı sıra has tesbihler gergedan boynuzu ile kaplumbağa kabuğundan yapılır. Tesbih yapmak için gergedan vurmak ya da kaplumbağa katletmek elbette caiz sayılmaz. 
Ancak gergedan boynuzundan yapılmış bir tesbihin gergedanı, kaplumbağayı ya da mamutu tesbihte yaşattığına inanılır.
Belki de milyonlarca yıl önce ölmüş bir hayvan, Allah ve kul arasında yaşamına devam eder.
 
Sonuçta tesbihe saygı duymanın en büyük gerekçelerini sıralayacak olursak,
 
Allah ve kul arasında bir köprü, uğruna ölen bir usta ve tesbihte varolan bir canlı, tesbihin yalnızca erbabının kullanabileceği ağırlıkta olduğunun göstergesidir

Şimdi siz tesbih çekenlerden sevenlerden misiniz, sallayanlardan mı..
 
Tesbih sevenlere güzel bir tesbih hikayesi :
 
Günün birinde bir derviş, bir kucak dolusu elmayla bayırları aşan bir genç kıza rastlamış. Bozkırın sıcağında yorgunluktan yanakları al al olmuş kızın.
 
“Nereye gidersin? Ne doldurdun kucağına?” diye sormuş derviş.
 
Uzakta ki bir tarlayı işaret etmiş al yanaklı kız. “Sevdiğim çalışıyor orada. Ona elma götürüyorum.”
 
“Kaç tane?” diye soruvermiş birden derviş
 
Kız durmuş ve şaşkın bir halde demiş ki:  “İnsan sevdiğine götürdüğü şeyi sayar mı hiç?”
 
Usulca koparıvermiş elindeki tesbihin ipini derviş…
  

Yorumlar