Kendine güvenen çocuk

Halis Çocuk

  /   253   /   31 Ağustos 2014, Pazar

 Yazdır

Sürekli sorun üreterek mutsuz olan ve ailenin huzurunu ortadan kaldıran hanımlar kendileri ile yüzleşmekten kaçınıyorlar

Özgüven sahibi çocukların yetişmesi bizim elimizde

  

Özgüvenin temeli ailede atılır. Anne baba çocuğun güven duygusunu geliştirebilmek için şunları dikkate almalıdırlar.

1- Anne babalar çocuğun güçlü yanlarını desteklemelidirler.

2- Çocuğa yapabilirsin sana güveniyorum diyebilmelidirler.

3- Çocuk kendini başarısız hissettiğinde hayatın içinde başarısızlığın da olabileceğini belirtmelidirler.

4- Çocuklara olumlu geribildirim vermelidirler.

5- Çocuk olumlu bir davranış sergilendiğinde anne baba bunu kutlamalıdır.

6- Çocuk başkaları tarafından paylaşımcı olarak algılanırsa bir süre sonra kendisini böyle algılayacaktır.

7- Grup faaliyetlerine teşvik edilmelidir.

8- Çocuğu grubun kurallarına teşvik edilmelidir.

Psikolojik Rahatsızlıklar Hızla Artıyor

Ülkemiz 2009_2013 yılları arasında 9 milyon kişi psikolojik destek için doktora başvurdu. Sağlık Bakanlığı psikomatik şikâyetleri nedeniyle doktora başvuran kişi sayısındaki artışı dikkate alarak konuya ilişkin bir istatistik yayınladı. Buna göre 2009-2013 yıları arasında psikolojik sorunları için doktora başvuran kişi sayısı üç kat artarak 3 milyondan 9 milyona çıktı.

Araştırmalara göre 2009 yılında İstanbul’da 262 bin 364 kişi bu psikolojik sıkıntılarla doktora başvurdu. 2013 yılına gelindiğinde ise bu rakam 1 milyon 490 bin 340 çıktı. Yani psikolojik sıkıntılarla İstanbul’da doktora başvuranların sayıları hızla arttı. Fakat araştırmalar psikolojik sorunlar için doktora başvuranların sayılarının artmasına rağmen ilaç kullanımında ciddi bir artış olmadığını gösteriyor.

Şikayet Etmek Eşleri Uzaklaştırıyor

Bazı kadınlar vardır, her şeyden olumsuz bir mana çıkarır ve hayatı kendilerine zehir ederler. Bu memnuniyetsizlik hali zaman içinde hem çocuklarını hem de eşleri rahat etmeye başlar. Araştırmalara göre, sürekli şikayetlenmek ve mutsuz olmak erkeği eşinden uzaklaştırıyor. Fakat kadınlar sorunun farkına varmalarına rağmen mutlu olmayı bir türlü başaramıyorlar. Zira mutluluk hayat algısı ile alakalı bir durum.,

Sürekli sorun üreterek mutsuz olan ve ailenin huzurunu ortadan kaldıran hanımlar kendileri ile yüzleşmekten kaçınıyorlar. Bunun yerine savunmaya geçiyor ve sorunun üzerini örtmeye devam ediyorlar. Bunun nedenini sorduğunuzda alacağınız cevaplar şunlar olacaktır:

Eşim beni anlamıyor

Çok fedakarlık yapıyorum ama kimse beni takdir etmiyor

Ben zaten doğuştan şanssız biriyim, hayatımda her şey kötü gidiyor.

Kadın çözüme odaklanmak yerine mazeret üreterek yakınmaya devam eder. Eşlerine destek verip onların kalkmalarına yardımcı olanlara diyecek sözümüz yok. Ancak erkeklerin ekserisi eşlerine yardımcı olmaktan kaçıyor ve sadece damgalamakla yetiniyorlar. Erkeklerin yakınmaları ise ağırlıklı olarak şöyle oluyor:

Eşim hiçbir zaman halinden memnun olmaz hep şikâyet eder

Evde boş boş oturuyor neden mutsuz olduğunu anlayamıyorum

Çocuklarla ve benimle yeterince ilgilenmiyor

Aslında çok şeye sahip ama kıymetini bilmiyor

Çevremde bu imkânlara sahip olmayan bir çok kişi var ama daha mutlular

Bana yardımcı olmuyor, destek vermiyor

Yüzü hep asık, beni evden soğutuyor

Çocukların eğitimi ile yeterince ilgilenmiyor

Eşler sağlıklı iletişimle birbirlerine yaklaşıp destek vermedikçe bu sorunlar büyüyor ve zaman içinde ipler kopmaya başlıyor. Masumane yapılan şikâyetler pişmanlığa dönüşüyor ve her iki tarafta neden evlendim, onu hiç tanımamışım demeye başlıyorlar. Artık hayat çekilmez oluyor. Kadın şikâyetlerini arttırmaya devam ediyor, erkek ise artık eşini ne duyuyor ne de görüyor. Bu soğuk atmosfer çocukları da etkilemeye başlıyor. Eğer her iki tarafta sorunun farkına varıp, yeni bir başlangıç yapamazlarsa evlilik bitebiliyor. Fakat ne erkek kendinde kusur buluyor ne de kadın. Olan yine çocuklara oluyor.

  

Yorumlar