İslam'da aile

Bizim Aile

  /   465   /   16 Mayıs 2014, Cuma

 Yazdır
İslam'da ailenin önemi yadsınmaz

  

18 Nisan Cuma akşamı Aile Akademisi’nin düzenlediği seminerde konu İslam’da Aile idi. Sunumunu Prof. Dr. Burhaneddin Can’ın yaptığı seminer yaklaşık 200 kişilik bir katılımcı tarafından takip edildi.

Aile Akademisi Yönetim Kurulu’ndan Yasin Kuruçay, yaptığı takdiminde hem akademik alanda hem de İslami ve sosyal ilimlerde pek çok eser vermiş olan, bir çok sivil toplum çalışmasında öncü rol üstlenen ve halen kurucusu olduğu SEKAM (Sosyal ve Kültürel Araştırmalar Merkezi)’da çalışmalarına devam eden Prof. Dr. Burhaneddin Can’ı takdim etti.

Takdiminin ardından kürsüye gelen Burhaneddin Can, öncelikle biz kimiz sorusu üzerinde durdu. Bu soru etrafında şekillenen sunumun girişinde Can, İslam ailesinin hangi temel değerler üzerine inşa edildiğinin ve bu değerleri oluşturan yaratılışımızdaki kökenler üzerinde durdu.

Türkiye çapında SEKAM tarafından yapılan önemli bir çalışmanın verileri eşliğinde, öğrenim düzeyi, zenginlik ve kentleşme arttıkça toplumsal değerlerde çözülmenin ve duyarsızlaşmanın arttığına değinen Can, bunlardaki artışın aile değerlerindeki çözülmeyi de beraberinde getirdiğinin altını çizdi. Aile yapımızı tehdit eden iç ve dış unsurlardan bahseden Can, Bu dış tehditlerden ilkinin ve en önemlisinin Siyonizm olduğunun altını çizdi. Siyonizmin aileyi tehdit eden tüm faaliyetlerin geri planındaki planlayıcı güç olduğuna değinen Can, bu gücü, sırasıyla küresel güçlerin, büyük medya baronlarının, internet ve sosyal medyanın, eğitim sisteminin takip ettiğini vurguladı.

Aile değerlerinin çözülmesinin bir sonucu olarak, boşanma, zina, sadakatsizlik, eşcinsellik, evlilik dışı çocuk edinme, tek ebeveynli çocuklar, evlilikten kaçınma gibi toplumsal sorunların doğduğunu vurgulayan Burhaneddin Can, çözü olarak İslam’ın aile modelini sundu.

Aile yapısı ve değerlerinin İslam’ın ve Müslümanların yumuşak gücü olduğuna değinen Can, aile değerlerimize sahip çıkarak hem kendimizi bu kötülüklerden ve toplumsal sorunlardan koruyabilir hem de dünyanın diğer toplumlarına bir rol-model olabiliriz dedi. Dünya halklarının yaşadıkları bu toplumsal sorunların çözümünün de ancak İslam’ın aile yapısı ve değerleri olabileceğinin altını çizdi.

İnsan’ın yapısında var olan iyi ile kötünün savaşımı şeklinde mücadeleye değinen Burhaneddin Can, “biz savaşın hiç bitmediğinin farkında olmalıyız. Barış dönemleri geçicidir. Yeni savaşlar için bir hazırlık dönemidir. Eğer şeytan varsa, ki elbette ki vardır. O halde insanın sürekli onu saptırmaya çalışan bir düşmanı vardır. Bu düşmanın farkında olmalı ve ona karşı dikkatli olmalıyız” dedi.

İslam’da aile kurmanın ilk ve en önemli amacının da şeytanın bu tuzaklarından korunmak, birbirlerinin eksiklerini tamamlayan kadın ve erkeğin şeytanın saptırmalarından korunması olduğunu ifade eden Can, aile kurmanın öncelikle Allah’ın emri ve peygamberin sünneti olduğunun altını çizdi. Yeni kurulacak tüm evliliklerde öncelikle evliliğin bu yönünün evlenecek kişilere iyi anlatılmasının ailelerin kalıcılığının sağlanmasına da yol açacağını ifade etti. Ailenin bunun yanı sıra iç huzur ve mutluluğa, sevgi ve muhabbete, bütünleşme ve olgunlaşmaya, güven ve dayanışmaya ve neslin devamını sağlamaya da katkı sağladığının üzerinde duruldu.

Konuşması esnasında Aile Akademisi Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mücahit Gültekin ve Aile Akademisi Yönetim Kururlu Üyesi Uzman Psikolog Meryem Şahin tarafından yapılan Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Politikası Uygulayan Ülkelerde Kadın araştırmasına da atıflarda bulunan Can, kadın ve erkeğin birbirlerine rakipler değil, ancak birbirlerini tamamlayan parçalar olduğunun üzerinde durdu. Bu noktada kadın ve erkek fıtratlarının (yaratılışlarının) üzerinde duran Can, kadın ve erkeğin birbirlerini tamamlamak için yaratılmış olduklarını vurguladı. Her bir cinsin birbirinden üstün ya da aşağı olmaktan ziyade farklı ve birbirini tamamlayan olduğuna değinen Can, bu noktada batının öngördüğü eşitliğin ancak ailenin çözülme sürecini arttıracağını, fıtrat temelli bir bütünleşmenin ise sorunları çözeceğini belirtti.

Aile kültürümüzdeki üç nesil olmaya kurani dayanaklarla deliller getiren Can, dede ve ninelerin yok sayıldığı bir aile kültürüne sahip olmadığımızı, şehircilik politikalarını bile değiştirerek anne, baba çocuklar, dede, nine ve torunların bir arada olabileceği zeminler yaratılması gerektiğinin üzerinde durdu. Bugün çocuklarını kreşlere emanet eden anne, babaların yarın bakımevlerinden kurtulamayacağının altını çizen Can, kapitalizm ve bireyciliğin aile yapımızı bozduğunu vurguladı.

Mutlu bir ailenin kurulması için Allah Korkusu ve Ahiret sorumluluğunun kazandırılması gereken ilk bilinç olduğuna değinen Can, bununla birlikte aileyi bir arada tutan değerleri, sevgi, saygı, sabır, sadakat, süreklilik, sükunet, susmak, sır tutmak gibi değerler olarak ifade etti.

Peygamber efendimizin kızı Hz. Fatıma’ya gelin olurken yaptığı tavsiyeyi dile getiren Can, “efendimiz kızına Sen ona yer ol ki, o sana gök olsun; sen ona hizmetçi ol ki, o sana köle olsun diyerek, kadın tarafından başlatılan ancak erkek tarafından katlanarak devam ettirilen karşılıklı fedakarlığın altını çizmiştir” dedi.

Sağlıklı bir aile için annelerin çalışma sürelerinin de kısaltılması gerektiğini ifade eden Can, kendilerinin kadınlar için yarım gün çalışma modelini dile getirdi.

Konuşmasının sonunda umut olduğu müddetçe neyi kaybetmiş olursak olalım geri alabileceğimizi ifade eden Can, umudun da her daim yaşayacağını bugünkü yozlaşmanın muhakkak aşılabileceğinin altını çizdi.

Katılımcıların memnuniyetlerini ve istifadelerini dile getirdikleri seminer yaklaşık olarak bir buçuk saat sürdü. 

  

Yorumlar