Kişide Ya hep ya hiç varsa evlilikte duygusal temas biter!

  /   187   /   16 Mayıs 2014, Cuma

 Yazdır

  

Başınızın belası ya hep ya hiç takıntınız! Ya öyle olacaksın ya böyle. Ya şöyle yapacaksın ya böyle.

İki ya arasında sıkıştırılmış zorlantılı tercihlerle geçiyor evlilik kimse farkında değil!

Ya hep ya hiç kafalı eşlerin sürdürdüğü evliliklerde, seçim yapmaya zorlanan taraf, zaman içinde kendi olma duygusunu kaybeder.

Kendi olmasa ne olur?

Kendini tanıyamaz ve kendini ifade edemez daha ne olsun!

Uzun zaman hava almadığı için pili içinde erimiş elektronik eşyalar vardır bilir misiniz? Zamanında iyi paralar karşılığında aldığınız o harika aletler, havasızlık ve yanlış kullanım nedeniyle birbirine akar ve kaynaşır. Ortaya çıkan üzücü görüntüye baktığınızda neresi pilmiş neresi elektronik aletin kendisiymiş çözemezsiniz. Böylece kullanılamaz hale geldiğini anlarsınız. Al çöpe at!

Evlilikte yaşanan yanlış kaynaşma, pili içine akmış elektronik eşya tadı verir.

Üstelik eş bu! Önce yanlış davranılıp, ardından kötü kullanım arızaları bahanesiyle atılamaz ki!

Şaka bir yana eşinin kendisi olma duygusunu yok eden evliliklerde duygusal temas azalır. Böylece kişi eşiyle duygusal kaynaşma yaşar. Çiftlerin birbirlerini kayırdığı, kendisinden çok eşini düşündüğü ortamlar hayal olur. Ama bu kaynaşma Aa bak bizimkiler kaynaştı, ne iyi oldu! cinsinden bir kaynaşma değil maalesef.

Bu öyle bir kaynaşma ki kendi olma duygusunu kaybederek kendisini karşısındakinin tepkilerine göre ifade etmeye başlama sürecidir. Hatta kaynaşma değil, karşısındakinin keyfinin içinde erime veya birinin diğerine tahakkümü gibi bir zorluktur.

Bu tür kaynaşmada evli kişilerin kimlik sınırları belirginsizleşir, karşıdan gelecek haksız isteklere direnç azalır. Eşinin istek, beklenti, seçim, tercih ve doğrularına göre yaşamak zorunda kalır. Hatta evli insanlar çoğu kez bu durumu birbirlerine karşılıklı olarak yaşattıkları için, zamanla içsel mutluluk düzeyi azalır. Huzursuzluk başlar, suratlar asılır, kelimeler keskinleşir, suçlamalar devreye girer.

Duygusal açıdan kaynaşarak kişisel yanlarını kaybeden ilişkilerde, kişiler dikkatlerini hep eşlerine yoğunlaştırırlar. Ne dedi, nasıl dedi, yüzü niye asıldı, bana niye gülmedi, o cümleyle ne demek istedi.vs şeklinde.

Aslına bakarsanız tüm kadın ve erkekler eşleri kendisiyle ilgilensin ister ama bu şekilde değil!

Ya hep ya hiç mantığıyla giden kaynaşmaların doğal sonucu, eşlerin zaman içinde birbirini arzulamaması ve bu evlilikte kendilerini güvende hissetmemeleridir.

Sağlıklı ilişkilerde kadın ve erkek, iki ayrı insanken bir olmayı başarır. Sen ve beni koruyarak biz olmayı gerçekleştirir.

Kaynaşma/tahakkümün zıddı ayrışmadır.

Ayrışma, duygusal açıdan karşısındakiyle bütünleşmişken kendi kimliğini ifade etmeyi sürdürebilme yeteneği demektir. Yani birinin diğerini kabul ettiği, kendisi olmasına izin verdiği, ondaki farklılıkları içselleştirebildiği ve bu farklılıklarla zenginleşmeyi başardığı evlilikler.

Sen ve ben korunarak biz olabilen çiftlerin sağlıklı ilişki içinde ayrışabildiklerini görüyoruz. Bu tip evliliklerde kadın istemiyor diye koca eski arkadaşlarını terketmek zorunda kalmaz. Veya kocası istemiyor diye kadın üzerine üç beden büyük gelen giysilerle gezmek mecburiyetinde değildir.

Duygusal açıdan sağlıklı olmayan, sadece kaynaşan ve bir türlü sağlıklı şekilde ayrışmayı gerçekleştirememiş evliliklerde özellikle üç tane belirgin sıkıntı görülür:

1. Eşlerden birisi hep boyun eğmek zorundadır. Çatışmaktan öylesine yorulmuştur ki boyun eğerek kendisini görünmez kılmaya çalışmaktadır. Bu boyun eğiş zaman içinde ciddi sinir krizleri ve patlamalara yol açar.

2. Eşlerden birisi baskı kuruyordur. Eşe baskı kurmak demek onu yok saymaktır. Onu görmemektir! Onu görünmez kılmaktır. Bu görünmez kılış bir süre sonra şiddetli bir görüntülenmeye vesile olacaktır malum!

3. Eşler arasında mesafe oluşur. Bu öyle bir mesafedir ki; evde kadın var erkek var ama ikisinin arasında hiçbir şey yok! Çok korkunç bir yaşam şeklidir... Bilirsiniz değil mi?

Sağlıklı ayrışma düzeyi arttıkça, kadın ve erkeğin benlik duygusu esnekleşir. Keskin ve kırıcı davranışlar azalır. Birinin diğerinin hatasını tölere etme ihtimali yükselir. Evlilikte ortaya çıkan doğal sorunlarla başetme kapasitesi artar.

...

Yazının özeti; kaynaşma ve ayrışma ya hep ya hiç şeklinde yaşanmamalı.

Benim karımsan/kocamsan ya tam benim istediğim gibi davranırsın ya da ben böyle koca/kadın istemiyorum! şeklinde yaşanmaz!

Aslına bakarsanız kaynaşma ve ayrışma dengeli olarak yaşanmalı...

Çünkü öyle konular ve öyle anlar vardır ki mutlu birlikteliklerde, o iki insan sanki birbiri içinde eriyerek kocaman bir bütün olmuştur.

Ve öyle konular ve öyle anlar vardır ki mutlu birlikteliklerde, o iki insan sanki birbirinden bağımsız ama birbiriyle bağlı çok tatlı kararlar alabilmişlerdir. Hem kendileri olabiliyorlardır hem de öteki yarıları gibi farklı...

Sevgiler...

  

Yorumlar