Türkiye, yapay kalp ameliyatlarında dünya üçüncüsü

 

03 Kasım 2014 08:24
Türkiye, yapay kalp ameliyatlarında dünya üçüncüsü




Türkiye, en çok yapay kalp nakli yapan ve destek sistemleri uygulayan ülkeler arasında dünyada üçüncü sırada. Bu sıralamada ilk iki ABD ve Almanya'ya ait


  Türk Kalp ve Damar Cerrahisi Derneği Genel Sekreteri Prof.
Dr. Rüçhan Akar, "Türkiye, en çok yapay kalp nakli yapan ve destek
sistemleri uygulayan ülkeler arasında dünyada üçüncü sırada. Bu sıralamada ilk
iki ABD ve Almanya'ya ait" dedi.

Türk Kalp ve Damar Cerrahisi Derneği tarafından bu yıl
13'üncüsü düzenlenen uluslararası katılımlı kongre, Titanic Deluxe Otel'de
düzenlendi.

 

Yaklaşık 2 bin 145 hekimin yanı sıra alanda görev yapan
diğer sağlık çalışanlarının da yar aldığı kongrede, yurt dışından da dernek
temsilcileri katıldı. Kongre kapsamında, çok sayıda oturum, 28 ayrı başlıkta
121 farklı kurs seansı, 60 ayrı panel ve 2 adet uydu sempozyumu ve bilimsel
programlar yer aldı.

 

Kalp ve damar cerrahisinde son yeniliklerin ele alındığı
kongrede, Türkiye'den 427 ve yurt dışından 52 konuşmacı ve oturum başkanı görev
aldı.

 

Türk Kalp ve Damar Cerrahisi Derneği Genel Sekreteri Prof.
Dr. Rüçhan Akar, basın toplantısında, kalp nakillerinin ancak canlı vericiden
yapılabildiğini belirterek bunun için organ bağışının artırılması gerektiğini
söyledi. Akar, Türkiye'de böbrek ve karaciğer nakil oranlarının yüksek ancak
kalp nakillerinin oldukça az olduğunu belirtti.

 

Akar, hastaların çeşitli cihazlarla desteklenmesi
gerektiğini vurgulayarak yapay kalp destek cihazlarının, son evre kalp yetersizliğindeki
hastada kalbin pompalama görevini üstlenen, ileri teknoloji ürünü cihazlar
olduğunu ifade etti.

 

Yapay kalp destek cihazlarının, hastanın kalp yetersizliği
iyileşene ya da kalp nakli oluncaya kadar hayatta kalması için kısa süreli
kullanılabildiğini anlatan Akar, bunun yanı sıra hastanın kalan hayatı boyunca
kullanabileceği uzun süreli yapay kalp destek sistemlerinin mevcut olduğunu
belirtti.

 

"Dünyada en uzun yaşayan hasta şu an 11.
yılındadır"

 

Yapay kalp destek cihazı ameliyatının, takılan cihazın
türüne göre değişmekle birlikte herhangi bir olağanüstü durum olmadığı sürece
ortalama 3-10 saat sürdüğünü anlatan Akar, hastanın ameliyat sonrasında yoğun
bakımda tedaviye alındığını söyledi.

 

Akar, ameliyat sonrası hastanede kalış süresinin yaklaşık
20-25 gün olduğunu ifade ederek hastaların cihazla yaşadıkları süre boyunca kan
sulandırıcı ilaçlar kullandığını ve düzenli kan testleri yaptırdıklarını
bildirdi.

 

SGK'lı hastaların kalp nakli ve yapay kalp destek cihazları
ameliyatlarının, hazırlık, yoğun bakım ve hastane dönemlerindeki bakım ve
tedavileri paket ödeme sistemi yoluyla SGK tarafından karşılandığının altını
çizen Akar, şunları kaydetti:

 

"En çok yapay kalp nakli yapan ülkeler arasında Türkiye
de yer almaktadır. Tamamen kalbin çıkartılması yüzde 10 civarında bir hastaya
yapılıyor, yüzde 90 hastaya ise destek sistemleri denilen yöntemler
uygulanıyor.

 

Türkiye, en çok yapay kalp nakli yapan ve destek sistemleri
uygulayan ülkeler arasında dünyada üçüncü sırada. Bu sıralamada ilk iki ABD ve
Almanya'ya ait. Türkiye'de senede yaklaşık 200 destek sistemi ve 60-80 yapay
kalp nakli yapılıyor, Avrupa'da ve ABD'de çok daha fazla sayıda yapılıyor.

 

İki yıl önce SGK tarafından geri ödeme onaylandı. Bakanlığın
desteği çok oldu. Geçmişte kalp nakli beklerken ölen hasta sayısı çoktu. O
nedenle, geri ödeme onaylandıktan sonra gelinen sayı, iki sene içerisinde
yaklaşık 400 hastaya yapay kalp ve destek sistemi takıldı. Bu uygulamalar,
Türkiye genelinde 12 merkezde gerçekleştirildi."

 

Yapay kalp ile hastaların günlük hayatlarını devam
ettirebildiğini, spor yapabildiğine dikkati çeken Akar, "Diğer organları
da bu arada iyileşmektedir. Daha sağlıklı olarak kalp nakli adayı olmaktadır.
Dünyada en uzun yaşayan hasta şu an 11. yılındadır" dedi.

 

"Türkiye'de yılda 75 bin açık kalp ameliyatı
yapılıyor"

 

Türk Kalp ve Damar Cerrahisi Derneği ve Kongre Başkanı Prof.
Dr. Ali Gürbüz de kalp ve damar hastalıklarının hem sağlık hem de yaşam konforu
üstünde çok önemli bir yere sahip olduğunu belirterek kalp ve damar
hastalıklarının kronik hastalıkların başında geldiğini ifade etti.

 

Türkiye'de kalp ve damar cerrahisinin dünya ölçeğinde en üst
standartlarda yapıldığını vurgulayan Gürbüz, şu anda 42 Sağlık Bakanlığı, 52
üniversite, 164 özel hastane olmak üzere toplam 260 kalp merkezinde yıllık 75
bin açık kalp ameliyatı yapıldığını söyledi.

 

Gürbüz, günümüzde çocuk kalp ameliyatları ve kalp yetmezliği
ameliyatlarının, kalp nakillerinin ve yapay kalp cihazlarının başarıyla
gerçekleştirildiğinin altını çizdi.

 

Geri ödeme politikalarına eleştiri

 

Türk Kalp ve Damar Cerrahisi Derneği Başkan Yardımcısı Prof.
Dr. Anıl Apaydın da vücudun en önemli atardamarının aort olduğunu belirterek
halk arasında balonlaşma olarak bilinen anevrizma ile damarda çatlamanın
damarın yırtılıp kanamaya neden olabildiğini bildirdi. Apaydın, "Her iki
hastalık da tedavi edilmezse hayati tehlikeye yol açar" uyarısında
bulundu.

 

Apaydın, damarda yırtılmanın acil bir durum olduğuna dikkati
çekerek bu hastalıkların açık cerrahi ya da kapalı girişimsel yöntemlerle
tedavi edildiğini belirtti. Atardamar cerrahisinin ve diğer girişimlerin yüksek
düzeyde tıbbi bakım, deneyim ve teknoloji gerektirdiğini dile getiren Apaydın,
yöntemlerin pahalı olduğunu ifade etti. Apaydın, "Yıl içinde dahi sürekli
değişen geri ödeme politikaları nedeniyle bu yöntemin uygulanması dönem dönem
sekteye uğramaktadır. Uygulamaların kesintisiz ve yeterli düzeyde
uygulanabilmesi için malzeme geri ödemesi başta olmak üzere tutarlı bir
yaklaşım gereklidir" değerlendirmesinde bulundu.

 

Türk Kalp ve Damar Cerrahisi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi
Prof. Dr. Kürşat Bozkurt ise damar sertliğinin görülme sıklığının artış
gösterdiğini, bunda sigara kullanımının önemli bir etken olduğunu vurguladı.  



Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.