Aile'de roller değişti

Röportajlar

  /   392   /   20 Mayıs 2014, Salı

 Yazdır
Ailede çocukların rolleri değişti

  PSİKOLOG-PSİKOTERAPİST BANU YAŞAR: Ailede roller değişince çocuklar da zorlandı

 
Neden kızları kız gibi erkekleri erkek gibi yetiştirmeliyiz? Bu kitabın konusuna dair ihtiyaç nasıl doğdu?
src=http://www.yeniasya.com.tr/kpanel/rte/resimler/124_D3.jpgBu kitap kadın ve erkeği kendi yaratılışından uzaklaştırmadan yetiştirmenin mümkün olduğu inancıyla yazıldı. Küçük yaşlardan itibaren fıtratına sadık kalınarak büyütülen çocuklar ruh sağlığı açısından daha avantajlı olmaktadır. Yaratılışındaki özellikler değiştirilerek, deforme edilerek büyütülmeye çalışıldığında durum ne aileyi ne de çocuğu mutlu etmektedir. 
Yetiştirilme tarzı, evliliği ve eşler arasındaki ilişkiyi de olumsuz etkiliyor. Günümüz evliliklerinde roller karıştı. Erkeklerin erkek gibi sorumlu ve şefkatli olmayı, kadınların kadın gibi naif, narin ve nazenin olmayı bırakması birbirini besledi. Kimi roller bazen tek kişinin üzerine kaldı. Hem annelik rolü, hem de babanın rolünü üstlenmek zorunda kalan bir kadın zamanla hırçınlaştı, söylenen ama sonuç alamayan bir duruma düştü. Son yıllarda erkekler birçok alanda rollerinden uzaklaştırıldı. Evde otorite olma, sağlıklı sınırlar koyma rollerini anneye devrettiler. Ruhsal ihtiyaçlarla ilgilenen anne, kural koyan ve bunu takip etmek zorunda olan kişi olunca evdeki gerilim arttı. Çocuklarımızı yetiştirirken onlara yaratılış özelliklerine uygun davranmalıyız. Erkeği erkek gibi, kızı da kız gibi yetiştirmeye çalışmalıyız. Böyle olmadığında ne yazık ki, cinsel kimlik sorunları yaşanabiliyor.
 
Çocukta cinsel kimlik sorunu olduğunu nasıl anlarız?
Çocuklar normal olarak 3-4 yaş civarında erkek ya da kız olduklarını ifade edebilirler.  Ailedekileri, anne babayı kız ve erkek olarak tanımlamaya başlarlar. Çocuk erkek ise babayı ve etrafındaki diğer erkekleri örnek alarak kendi cinsiyetine uygun davranış kalıplarını geliştirir. Kız çocuk ise anneyi ve diğer hemcinslerine bakarak kendi yaratılışına uygun kimlik özelliklerini kazanmaya çalışır. Bu süreç sağlıklı yürümediğinde cinsel kimliğe dair bazı sorunlar yaşanabilir.

Cinsel kimlik bozukluğu olan erkek çocukta yoğun kız olma isteği ile erkek olduğundan dolayı yoğun ve sürekli sıkıntı duyma hali vardır. Nadiren bu çocuklar kendilerinin kız olduğunu da söyleyebilirler. Hareket ve mimiklerinde kız çocuklarına ait ögeler hâkimdir. Arkadaşlarını özellikle kızlardan seçer, kız gruplarına ve oyunlarına karışmaya çalışırlar. Evcilik oyununda anne veya abla rolünü alırlar. Oyuncak olarak top, araba vs. yerine bebekleri seçerler. Diğer erkek çocuklarda olduğu gibi spora ve spor faaliyetlerine ilgileri yok denecek kadar azdır.
Cinsel kimlik bozukluğu olan kız çocukta erkek olma isteği ile kız olduğundan dolayı yoğun ve sürekli sıkıntı duyma hali vardır. Nadiren bu çocuklar kendilerinin erkek olduğunu da söyleyebilirler. Ancak erkek olma isteği yalnızca erkek olmanın sağladığı sosyokültürel üstünlükleri elde etme amaçlı olmamalıdır. Toplumda sağladığı avantajlar nedeniyle bir kısım aileler kız çocuklarının erkek çocuk gibi yetiştirmeye çalışır. Çevrelerinde “erkek fatma” olarak isimlendirilen bu çocuklarda gerçekte erkek olma arzusunun olmaması nedeniyle cinsel kimlik bozukluğundan söz edilmez.
 
Günümüzde baba rolü nasıl bir değişime uğradı?
Eski ve yeni baba rolleri gittikçe farklılaşıyor. Her sistemin kendine özgü artı ve eksileri var. Eskinin sert, duygularını ve sevgisini ifade edemeyen babalarının yerinde şimdilerde çocuğunun oyun arkadaşı olabilen, fakat sağlıklı otoritesini yitirmiş babalar yer alıyor.
Eskiden baba, evde bir köşesi olan, kapıdan girişi öksürmesi ile anlaşılan, bu sesle toparlanılan, korkuyla karışık saygı duyulan, hiddetlenmesinden endişe edilen, aynı zamanda olmaması düşünülmeyen biriydi. Babası olmamak gariplik sayılırdı. Yakın olunmasa da var oluşu güven verirdi. O dönemin babaları çocukla oynamak ya da konuşmak konusunda çok fazla tecrübeye sahip değildi. Babayla oynamak, oturup sohbet etmek gibi alışkanlıkları yoktu. Belki böyle bir ihtiyacın farkında bile değillerdi. Ama evdeki varlıklarını korudular. İstisnalar olsa da o zamana ait baba figürü genel itibariyle böyleydi. 
Günümüzde çocuklar babadan mahrum ve uzak büyüyor. Baba yabancı bir adama dönüşmeye başladı. Daha çok çalışıyor. Babasının ne iş yaptığını bilmeyen, ne ürettiğine dair fikri olmayan çok sayıda çocuk var. Babanın kendisi kadar emeği de yabancılaştı. 
Babasız büyüyen çok fazla çocuk var. Boşanmalar sebebiyle tek ebeveynle yaşayan çocukların sayısı eskiye artış gösteriyor. Tek ebeveynle büyüyen çocuk, diğer ebeveyni daha az görüyor. Hatta bazen tamamen mahrum bile kalabiliyor. Günümüzde erkek çocuklar anneye kaldı. Tüm mesaileri anne ile yaşanıyor. Baba erkek çocuğun dünyasına girememişse, çocuk hayatı feminen bir penceden seyrediyor.
 
Baba çocuk ilişkisi neden önemlidir?
Tüm dünyada ve özellikle ülkemizde eğitim seminerleri ve çocuk eğitimi ile ilgili yayınlar anne odaklı. Tüm sorumluluk anneye bırakılmış durumda. Fakat baba olmak devredilebilen bir görev değildir.  Dinimizde çocuğun manevî eğitimi de dahil olmak üzere tüm eğitim sorumluluğu babaya aittir.  Özgüven, sorumluluk duygusu, aidiyet, akademik başarı ve cinsel kimlik kazanımı gibi bir çok konuda baba kilit rolü oynuyor. Babası ile yakınlığı olan, babasının desteğini ve ilgisini gören çocuklar daha özgüvenli oluyor. Kendine güven konusunda daha az sorun yaşıyor. Yine babasıyla ilişkisi iyi olan çocukların okul başarıları daha yüksek bulunmuştur. Baba çocuğun hayatında ilk otorite figürüdür. Hayatında bundan sonra otoriteyle ilişkisinde belirleyici rol oynayacaktır. Hatta ilk otorite olan baba, Gerçek Otorite olan Allah ile kurulan ilişkide bile etkilidir. İlk otoriteyle kavgası olan kişi, kaderle, kaderin kendisine verdikleriyle de kavgalı ve isyankâr olabilme ihtimaline sahiptir. Baba olmak bu kadar önemlidir aslında. Babalar çocuklarının hayatında daha çok yer almalılar. Baba seven, oyun oynayan, takdir eden, cesaretlendiren, sağlıklı sınırlar koyan ve nerede durulması gerektiğini söyleyen kişidir.
 
Erkek Fatma olmak nereye kadar normaldir? Babasının kızı olmayı abartmak.
Anneyle kızı arasında olması gereken yakınlık sağlanamadığında bazı sorunlar yaşanabilir. Annenin çok eleştirici ve mükemmeliyetçi olduğu durumlarda kız çocuk anneyle sağlıklı bir ilişki kurmakta zorlanır. Devamlı negatif uyarılarda bulunan, başkalarıyla kıyaslamalar yapan bir anneye kendini açmakta isteksiz davranabilir. Anneyle ilk çocukluk yıllarında oluşması gereken yakınlık, arası kapatılmadığı takdirde, ergenlik döneminde ciddî mesafelere yol açabilir. Öfkeli, sürekli nasihat eden, dinlemeyen, olumlu davranışlarını görmeyip, hep eksik yanlarını dile getiren bir anneyle iletişim kurmakta zorlanabilir. Kız çocuğunun anneyle yakın ilişki kurarak, onu modellemesi, örnek alması doğaldır. Anneyle yakınlık kuramayan kız çocukları babaya yönelebilir. Onları hal ve tavırlarından tanıyabilirsiniz. Genellikle maskulen davranışları dikkat çeker. El kol hareketleri daha erkeksidir. Özdeşim kurduğu, benzemeye çalıştığı kişi anne değil, babadır. Baba gibi davranmaya çalışır. Çoğu zaman farkında olmadan erkeksi bir kişilik yapısı geliştirir. Bu sebeple kız çocuğunun sıcak ve samimî bir anne kız ilişkisine ihtiyacı vardır. Anneyle kurulan yakın ilişki fıtrî yapının oluşmasında önemli bir dayanak noktasıdır.
 
 Duygularını ifade etmek efemine bir davranış mıdır?
Erkeğin yetiştirilme tarzında duygularını söylemek desteklenen bir özellik değildir. Erkek korkmaz, erkek ağlamaz şeklinde yetiştirilen erkek çocukları normalde ifade etmeleri gereken duygulardan da mahrum büyürler. Feminen özellikler taşımadan da bir erkek kendi fıtratına uygun bir dille duygularını ifade edebilir. Kafası karışıksa zamana ihtiyacı olduğunu, şimdi kendini çok gergin hissettiğini sakinleştikten sonra incitici olmadan konuşmak istediğini söyleyebilir. Karar alamadığı durumlarda, yaşadığı karmaşanın bazı endişelerinden ve korkularından kaynaklandığını söyleyebilir. Hayatın bazen onu korkuttuğunu ifade edebilir. Ne yapacağını bilemediğinde, zamana ihtiyacı olduğunu ailesine ya da etrafındaki insanlara söyleyebilir. Bu kesinlikle feminen bir tutum değildir. Buradaki fark, sonrasında takınılan tavırla ilgilidir. Bir erkek korkabilir, endişelenebilir, ağlayıp hüzünlenebilir. Acı çekebilir. Fakat duygularıyla sürekli meşgul olmaz. Onlar üzerine devamlı surette odaklanıp, sorumluluklarını devre dışı bırakmaz. Aksamalar olsa da toparlar ve devam eder.
  

Yorumlar