Çok şey değişti

Röportajlar

  /   311   /   22 Mayıs 2014, Perşembe

 Yazdır
Özgürlükler arttı, öz güven geldi

  

Gazeteci Yazar Aynur Bayram, basın kartını aldıktan kısa bir süre sonra, Meclis’e gider efendim... Kapıdan geçer ama “banko”dan geçemez!.. Zira kendisine; “Bu kıyafetle” yani “başörtüsü ile” görev yapamayacağı bildirilmiştir. Gel zaman git zaman Aynur Bayram milletvekili olmaya karar verir ve 2011 Genel Seçimlerinde Ankara 2. Bölge’den vekilliğe adım atar… Başörtülü bir bayan olarak meclise girmek için büyük mücadele veren ancak, bazı nedenlerden dolayı vekilliği kazanamayan Aynur Bayram ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı demokratikleşme paketini konuştuk…

İşte o röportaj:

Hızlı bir değişim dönüşüm yaşıyoruz. Atılan adımlar oligarşinin yıkılması için çok önemli. Artık mecliste de başörtülü vekiller olacak. Siz geçen dönem bağımsız ada oldunuz… Ancak örtünüzden dolayı bir takım çevreler tarafından hedefe konuldunuz. Şimdilerde yaşanan bu değişimi nasıl yorumluyorsunuz?

UZUN MÜCADELENİN MEYVESİ

Demokratikleşme paketinin Türkiye adına önemli bir kazanım olduğuna inanıyorum. Değişen dönüşen bir Türkiye’de daha fazla oyalanmamıza gerek yok. Bir dönem hüküm süren yasakçı zihniyetler artık devre dışı bırakılıyor. Bu noktada bizlere düşen daha fazla zaman kaybetmeden, sadece siyasette değil her alanda tüm gücümüzle yasakçı uygulamaları kaldırmalıyız.

Değişim ve dönüşüm yaşanıyor demek günümüzün koşullarına doğru bir yaklaşım olmaz. Bu noktada zaten toplumda beklentiler var. Demokratikleşme paketin de yıllarca STK’ların bu yönde verdiği mücadelenin bir sonucu olduğunu düşünüyorum.

Demokratikleşme paketinin beklentileri karşıladığını düşünüyor musunuz? Bundan sonra atılması gereken adımlar var mı?

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı demokrasi paketinde vekillere başörtüsü özgürlüğünün verildiğini net bir şekilde ifade eden bir madde ile karşılaşmadık. Bu biraz beklentilerdeki kırıklığına yol açsa da sonuçta başörtülü şekilde meclise girmenin serbest olduğunun söylenmesi önemli bir gelişme. Eğer böyle bir özgürlük sağlanıyorsa bunun acilen yasal güvence altına da alınması gerekiyor. Öte yandan yasakların çokça yaşandığı bir ülkeden bu noktaya gelmek elbette çok önemli. Ancak pakette inancın yaşanmasına yönelik bir cezai işlem yapılacağı söyleniyor. Diğer taraftan hâkimler, savcılar, hariç ibaresi karşımıza çıkıyor. Burada bir çelişki olduğu kanaatindeyim. Eğer özgürlük varsa herkes için olsun sınırlama getirmeyelim. Umarım bu sınırda çok zaman geçmeden kaldırılır.

Atılan bu adımın Türkiye için önemli olduğu çok açık, gelecekte bu tip adımların olacağı da hükümet tarafından dile getiriliyor… Bundan sonra nasıl adımlar bekliyorsunuz?

ZAMAN KAYBI OLMAMALI

Demokrasi arayışımızın daha fazla bekletilmemesi gerekiyor. Temel hak ve hürriyetlerin sırası yoktur. Gelişmişliğimizi ya da beklentilerimizi ertelemek bizi mutlu kılmayacak. Bunun idrakine varmış bir toplum var. İsteklerini, taleplerini dile getiren bir toplumsal bilinç oluştu. Zaman kaybı yaşanmadan gerekli demokratikleşme adımlarına devam edilmeli.

Bu değişimden sonra aklınızda yeniden adaylık var mı? Bu yönde herhangi bir girişiminiz olacak mı?

TEMSİL ETMEK VE EDİLMEK HERKESİN HAKKI

Adaylık sürecinde böyle bir mücadele ile yola çıktık. Benim yaşadığım hak mücadelesinde, sarı basın kartım olduğu halde bana mecliste gezemezsin denildi. Meclis iç tüzüğünde yer alan madde halen değiştirilmedi. Bunun haksızlık olduğunu düşünüyorum. Bu sadece bana uygulanmış bir yasakta değil. Benim gibi olan diğer muhabirlerin de hakları söz konusu. Bu çerçevede özellikle bir beklentim var; insanlar nasıl giyinirse giyinsin, kurumlarda engellemelerle karşılaşmamalıdır. Mecliste başı açık olsun olmasın kadının temsili olmalı. Bizi öncelikle başı açık - kapalı, türbanlı - örtülü diye ayırdılar. Sonra istedikleri gibi hareket ettiler… Başı açık ya da kapalı bütün kadınların temsil etme ve dilme hakkı vardır, bu hakka kimse engel olamaz. 

Kamuda başörtüsü serbestliğinin sağlandığı hükümet yetkileri tarafından açıklandı, sırada ne var, hangi adım atılmalı?

ÖZGÜRLÜKLER KİŞİLERİN İNİSİYATİFİNE BIRAKILMAMALI

Demokratikleşme adımları atılıyor atılmaya da devam edilmeli, bu noktada yapılması gereken diğer önemli bir adım da bu adımların yasal güvence altına alınarak kişilerin inisiyatifinden çıkarılmasıdır. İnsanlar artık kişi ve kurumların inisiyatifine bırakılmadan üniversitelerde eğitim almak istiyor, üzerlerinde oluşturulan bu korkunun kaldırılması bekleniyor. Başörtülü öğrenciler dersin hocaları tarafından halen tehdide maruz kalıyor, hoca tarafından ‘bu ders benim dersime de böyle giremezsin’ şeklinde çağa dışı bir yaklaşım oluyor. Bunları engellemenin en iyi yolu yasal güvencedir.

Sizce yıllarca başörtüsü yasağını dayatanların asıl amacı neydi? Sizlerin mecliste olmaması kimlerin işine yaradı?

Türkiye’de siyaset maalesef inanç, etnik kimlikler ve kişiler üzerinden yapılıyor. Bu siyasetin hem tarafsızlığını hem de çözüm üreten kurum olmasını engelliyor. Eğer ayrımlar siyasette başlarsa bu toplumun tamamına yayılır bu da tehlikeye yol açar. Öte yandan kimse elindeki sermayeyi yitirmek istemiyor. Elindekini kolay bırakmıyor. Kazandığı koltuğunu kaybetmek istemiyor. Bu durumda yenileşme ve değişimin önü kapanıyor, bu demokratik bir ülkeye yakışmıyor.

Demokratikleşme paketinde atılan bir diğer adım da Andımızın kaldırılması oldu… Siz bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

FAŞİST UYGULAMA KALDIRILDI

Andımız, faşist Almanya dönemini hatırlatan çağa dışı bir uygulama olduğunu düşünüyorum. Çocuklarımız sabahın erken saatinde hizaya diziliyor ve zorla dayatılıyor. Herkes Türk olacak diye bir şey söz konusu mu? Türkiye tek ırkın ülkesi mi? B u ülke hepimizin neden dayatmalarla karşı karşıya bırakılıyoruz. Anlamak gerçekten güç. Bu noktada uygulamanın kaldırılması çok olumlu oldu.

Tarihimize baktığımız zaman günümüz Türkiye’sinin Osmanlı Devleti’nin mirası olduğuna inanıyoruz. Tarihimizi incelediğimiz zaman Osmanlı’da anadil konuşmanın serbest olduğunu görüyoruz. Ancak Birinci Dünya Savaşından sonra başlayan akımlar nedeniyle diğer ırkların ötekileştirildiğine şahit oluyoruz. Bu hiçbir özgürlük kavramı ile örtüşmez. Hiçbir insan ben şu şekilde doğayım diye seçemiyor. İnsanın seçemediğini insanın ötekileştirmesi ne acı bir durum.

Siz başörtülü bir bayan olarak Ankara 2. Bölgeden aday oldunuz… Siz bu adaylığa iten nedenler neydi? Hangi sorunlara çare bulmak istiyordunuz?

BAĞIMSIZ ADAY OLMAK KOLAY DEĞİL

Türkiye’de bağımsız aday olmak o kadar kolay bir iş değil. Eğer aday olmak istiyorsanız bir müsteşar maşını gözden çıkarmanız gerekiyor. Bu da her insan için kolay değil. Bu bedeli ödüyorsunuz sonra diğer sıkıntılar ortaya çıkıyor. Örneğin oy pusulasındaki yeriniz karınca kadar gösteriliyor. Bu durumda kazanma olasılığınız düşüyor. Oy pusulalarındaki bir diğer eksikte engellilere yönelik oy pusularında bir düzenleme yapılmamasıdır. Özellikle görme engelliler oy kullanırken bir akrabası ile gitmek zorunda kalıyor. Kişinin vicdanı ve özgür iradesi arka plana atılıyor. Rey kendi özgür iradesini kullanarak oyunu vermeli, başka türlüsü 21. yy Türkiye’sine yakışmıyor. Bu noktada birçok vatandaş mağdur oluyor. Özgürlüklerin önünü açmak, kimsenin inancı, ırkı; giyimi, dış görünümü ile mağdur olmayacağı bir ülke olsun diye çalıştım, çalışmaya devam edeceğim.

  

Yorumlar