Anne yüreği karşısında dağlar erir

Röportajlar

  /   392   /   09 Haziran 2014, Pazartesi

 Yazdır
Diyarbakır'lı annelerin başlattıkları eylem bir duyarlılığın göstergesi

  

Çözüm sürecinin toplumun önemli bir kesimince desteklendiği malum. Ne var ki, süreci kesintiye uğratmak konusunda bazı girişimler de olmuyor değil. Bunlardan birisi çocukların örgüt tarafından dağa kaçırılması. Fakat beklenmedik bir biçimde, sürecin ortaya çıkardığı bir özgüven ile bazı aileler çocuklarını geri alabilmek için sivil bir eyleme giriştiler. AK Parti'nin akademisyen vekillerinden Doç. Dr. Zeynep Karahan Uslu ile Çözüm Süreci'ni, annelerin sivil eylemini konuştuk.

Geçen hafta Çözüm Süreci Çalıştayı kapsamında Diyarbakır'daydınız. Bölgeyi tanıyan bir kadın milletvekili olarak Güneydoğu'da kadın olmanın dününü ve bugününü nasıl değerlendirirsiniz?

Kürt sorununun merkez üssü diyebileceğimiz coğrafyada, yani Doğu ve Güneydoğu'da kadınlar Türkiye'nin geri kalan kısmındaki acılardan çok daha fazlasını yaşadı. Bu acılarla birlikte terörize edilmiş ortamın yarattığı bastırılmışlık da söz konusuydu. Çözüm Süreciyle birlikte bu bastırılmışlık duygusunun yerini giderek barış talebinin daha yüksek sesle dile getirilebildiği bir toplumsal atmosfere bırakmakta olduğunu görüyoruz.

DİYARBAKIRLI ANALAR 'YETER ARTIK ' DİYOR

Çocukları kaçırılan annelerin eylemi nasıl okunmalı?

Bir toplumsal zemin olarak bundan on sene önce de bu eylemi gerçekleştirmenin nedeni olabilecek acılar fazlasıyla vardı. Şunu unutmamak gerekir ki, toplumun da belli bir kimyası var. Belli şartların bir araya gelmesi durumunda bir tepkime ortaya çıkar. Toplumsal tepkime de barış ortamının kalıcı olabileceğine dair umutların gelişmesiyle birlikte ortaya çıktı. Acının dili, evrensel bir dil ve bu anneler de o evrensel dili konuşarak geldiler 'Yeter artık' ve 'Edibese' diyorlar.

Çocukları dağa kaçırılan annelerin Diyarbakır Belediyesi önünde eylem yapmaları nasıl bir mesaj içeriyor?

Eylem yapan anneler silahlı unsurlara değil de siyaset yapan kurumlara bir mesaj veriyor.'Gör ve artık sen de sürece müdahil ol. Bu işin bir parçası ol, katkı sun' diyor. AK Parti ise milletin siyasetten bu beklentisini çok daha uzun süre önce gördü ve büyük bir siyasi risk yüklenerek inisiyatif aldı. Şu an ortada ciddiyetle ve cesaretle sürdürülen bir iktidar iradesi var.

Çözüm Süreci'nin garantörü kim?

Bu sürecin garantörü AK Parti ve elbette millettir. Bu işin sahibi millettir. Süreci bu noktaya getiren, Başbakanımızın liderliği ile milletimizin buluşmasıdır.

Çocukları kaçırılan anneleri ziyaret edenlerdensiniz. Neler hissettiniz?

Çocukları için eylem yapan anneleri ziyaret ettik. Vicdan taşıyan hiç kimse olamaz ki, o annelerle görüştükten sonra yüreği titremesin. Daha bugün Urfa'dan bir aile aradı ve Diyarbakır'a gidecekle- rini söyledi. 'Evladımı istiyorum' demek en mâsum taleptir. Ben başarılı olacaklarına inanıyorum. Bu iradenin karşısında kimse duramaz.

HDP yöneticilerinin açıklamalarını nasıl karşılıyorsunuz bu tartışmalı beyanları?

18 yaşından küçük bir çocuk için 'Kendi iradesiyle gitti' denilmesi asla kabul edilemez. HDP yetkililerinin, sanki pikniğe gitmişler gibi 'Çocuğun dağa çıktı' demesinin doğru olmadığını düşünüyorum. Bazı sözleri akıl ve vicdan süzgecinden geçirerek sarfetmek gerek.

Artık muhatap siyaset

Çözüm Süreci'nin sosyolojik yansıması nasıl bir siyasal ortam oluşturdu?

Artık toplum, siyaset kurumlarını muhatap almak istiyor. Başka muhataplık ilişkilerini görmek istemeyen bir Güneydoğu resmi var. Bu yeni bir durum. Anneler vefatların yaşanmadığı bir toplumsal iklimde evlatlarının yaşam hakkını talep etme gücünü ve cesaretini artık rahatlıkla sergileyebiliyor. Bu sebeple süreci kuvvetli bir sahipleniş ve Başbakanımız'ın tavrını destekleme var.

BÖLGE HALKI 17 ARALIK'I SATIN ALMADI

Kürtlerin Gezi'ye destek vermemesini de bu bağlamda ele alabilir miyiz?

Evet. Bölge halkı, tecrübe imbiğinden damıtılmış bir politik bakışa sahip. Bölgede halk, Gezi olaylarını da, 17 Aralık'ı da satın almadı.

Başbakan'a en yüksek oy Güneydoğu'dan

Güneydoğu'da Başbakan Erdoğan'a yönelik yoğun bir teveccüh var. Yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bu teveccüh sandığa nasıl yansır sizce?

Başbakanımız uygun görür ve aday olurlarsa, birinci turda kendilerinin cumhurbaşkanı olarak seçileceği kanaatindeyim. Ve böyle bir adaylık söz konusu olursa görülecektir ki, Sayın Başbakanımız'ın en yüksek oy aldığı bölgelerden birisi, Güneydoğu Anadolu Bölgesi olacaktır.

GEZİ HAKK'IN RAHMETİNE KAVUŞTU

Gezi olaylarına Güneydoğu'dan pek bir destek olmadı...

Gezi ruhu Güneydoğu'ya gelmedi. Çünkü bölge insanı, Gezi ruhunu değil, barışı ve refahı istiyor. Doğu ve Güneydoğu da artı değer üreten yerler olmak istiyor. Nitekim, üzerinden bir yıl geçtikten sonra görüyoruz ki, Gezi ruhu Hakk'ın rahmetine kavuşmuştur. Çünkü, nefrette ortaklaşılan bir hareketten ruh çıkmaz.

Amaç süreci baltalamak

Erdoğan'ın siyasi hayatı boyunca giriştiği en önemli hamlelerden birisi Çözüm Süreci ve halkın büyük kesiminde destek alıyor. Fakat bir yandan da bir başka kesim ihanet derecesine varan suçlamalarda bulunuyor. Bu karşıtlığın amacı nedir?

Bundan rahatsız olan yapılar elbette var. Bu yapılar üzerinden işletilen karartmacı ve propagandist bir damar da var. Özellikle Cumhurbaşkanlığı seçimleri üzerinden birilerinin umudu, Çözüm Süreci'ni baltalayarak bölge üzerinden tüm Türkiye'yi kaplayacak bir gerginlik ortamını yaygınlaştırmaktır. Dillerin susturulduğu, kimliklerin bastırıldığı bir ortamdan devletin bütün kurumlarının dirayetle sahiplendiği bir çözüme gelinmesi, elbette Türkiye üzerine plan yapanların arzu etmediği bir durum.

  

Yorumlar