Ergenlik Dönemi ve Kimlik Gelişimi

Halis Bilgi

  /   728   /   18 Şubat 2019, Pazartesi

 Yazdır

Gençler kendilerine uygun seçimler ve denemeler yaptıklarında aileler tarafından bu fırsatlar kaçırılmamalı, övgü ve beğenilerde cimri davranılmamalıdır. Bu hem uygun seçimleri teşvik edecek, hem de güvenlerini arttıracaktır. Uygun olmayan durumlarda ise, kendi fikrinizi söylerken yargılayıcı, aşağılayıcı, ısrarcı üsluplardan kaçınmalı hataları kendisinin görmesi için fırsat tanınması uygun olacaktır.

Kimlik gelişimi ve oluşumu açısından ergenlik döneminin özelliklerini tanıyalım

  

Ergenlik dönemi, bireyin cinsel ve sosyal olgunlaşmasıyla başlayıp, kimlik duygusunu kazanmasıyla sona eren bir dönemdir. Bu dönem birçok fiziksel, duygusal ve sosyal süreci içerisinde barındırır. Temel gelişimsel süreç ise kimlik oluşumudur. Bu süreci ele aldığımızda her gelişim döneminin kendinden önceki dönemlerin etkisiyle oluştuğu ve kendinden sonraki dönemleri de şekillendirdiği görülmektedir. Eğer birey daha önceki gelişim basamaklarını sağlıklı bir şekilde çıktıysa, daha sonraki genç yetişkinlik, yetişkinlik gibi dönemleri de sağlıklı bir şekilde sürdürür. Fakat aksine, birey, daha önceki gelişim süreçlerinde ulaşılması beklenen temel kazanımlardan yoksunsa, ergenlik döneminde sağlıklı bir kimlik oluşturması zorlaşır.

Bu dönem çocuğun bireyleşmeye çalıştığı, hayatın yetişkinlik rolleriyle tanıştığı dönemdir. Ne var ki bu tanışma pek çok ilk deneyim demektir. Bu dönemde bocalamalar, kaçınmalar ve gereksiz öfke nöbetleri gözlemlemek gayet normaldir. Yetişkin rolleriyle karşılaşmanın dışında ergenlikte bedensel ve hormonal değişiklikler de bireyin duygusal ve psikolojik süreçlerini etkilemektedir. Dış görünümün önem kazandığı ergenliğin başlarında, gençlerin ayna karşısında uzun zamanlar geçirdikleri gözlenir. Bedensel değişiklikler çok hızlı olmaktadır. Kendi bedenlerine ilişkin algıları da çok düşük olur. Kendilerini beğenmezler, kendilerinden hoşnut değillerdir. Arkadaş grupları içinde ya da yeni tanışılan grupların içinde kendilerini güvende hissetmeyebilirler. Onay arayışı yüksek derecelerdedir. Tabi bu arayışı perdelemek için çeşitli yollar ve yöntemler peşi sıra denenip bırakılmaktadır. Yetişkinlere ait olarak algılanan eylemlerin deneyimlenmesini bu onay arayışının bir göstergesi olarak değerlendirebiliriz. Sigara içmek, sürekli kavgaya hazır olmak, ters cevaplar vermek, giyim kuşamda denemelerde bulunmak bu tür eylemlerin içinde gösterilebilir.

Diğer bir durum da ergenlikte esnekliğin çok az olmasıdır. Bir ergeni magma tabakası gibi algılayabiliriz. Gençtir, ateşlidir, dürtüseldir. Kendine ve etrafına zarar verme olasılığı yetişkinlerden daha yüksektir. Pek fazla sonunu düşünmez. Ergen birey yaşlandıkça magma tabakası soğumaya ve kabuklaşmaya başlar. Dürtüsellik ve o hızlı akışkanlık yerini sükûnete ve düşünerek harekete geçmeye bırakır. Bu süreç ilerlerken ergen bireyde esnekliğin oluşumunu gözlemleriz.

Olumsuz durumlarla ya da hayatın olağan parçası olan krizlerle karşılaşıldığında ergenlerin dirençlerinin yetişkinlerden düşük olması beklenir. Bu durum ergenlerin baş etme stratejilerinin yeterince gelişmemiş olması ya da bu baş etme stratejilerini kullanan bireylerin yeterince ustalaşmamış olmasından kaynaklanmaktadır.

Şimdi bu kadar fırtınalı, değişken ve tahmin edilemez bir süreçte bulunan çocuklarımız varsa onlara nasıl davranmalıyız sorusu hemen her ebeveynin aklını kurcalamakta. Bazı ebeveynlere göre çocukları buldu da bunuyor, bazısının çocukları hiç gözlerine giremiyor, bazısının çocuğu kusursuz, bazısının çocuğu ona soğuk. İletişim kalitesi düşüyor, sinyal zayıflıyor, irtibat kopup kopup geri geliyor. Ne yapmak lazım nasıl iletişime geçmek lazım ki çocuğumuza bu süreçte bir nebze olsun yardımcı olalım.

Ebeveynlerin çocukların ergenlik sürecine girdiğinin farkına varması ve bu süreci tanımaya ve anlamaya çalışması lazım. ‘E biz de genç olduk, o yollardan geçtik’ düşüncesi çoğu zaman ebeveynlerin işine yaramadığı gibi ergenin geçirdiği sürecin anlaşılmasında anneyi babayı 50 kilometre öteye atmakta ve çocuğa yaklaşayım derken daha da uzağa düşürmektedir. Çocuğunuz için erişilebilir olun. Her duyduğunuza öfkeli ya da dürtüsel bir şekilde davranmayın ve tepki vermeyin.

 Ailelerin çocuklarını objektif değerlendirmeye gayret göstererek hoş olan özelliklerini vurgulamaları, hissettikleri olumsuz duyguları anladıklarını içtenlikle belirtmeleri, bu dönemin geçici olduğunu söylemeleri bir ölçüde onları rahatlatacaktır. Eğer olumsuzluklar sizlerin de dikkatini çekiyorsa, bu konuda yapılabilecekler hakkında uygun çözüm yolları önererek destek sağlamak güven duygusunu olumlu yönde etkileyecektir. Örnek olarak annenin kızı ile kuaföre giderek değişik saç kesimleri ya da modelleri denemesi, vücudunun şekline uygun giysiler ve renklerin seçilmesi gibi ufak şeyler kendine olan güvenini tazeleyecektir.

Tabii arkadaşlıkların hızla artmış olması ve onlara verilen önem de güven duygusunu çok etkiler. Onlardan alınan geri bildirimler, övgüler ya da eleştirilere ailelerin söylediklerinden daha fazla değer verilir.

Gençler kendilerine uygun seçimler ve denemeler yaptıklarında aileler tarafından bu fırsatlar kaçırılmamalı, övgü ve beğenilerde cimri davranılmamalıdır. Bu hem uygun seçimleri teşvik edecek, hem de güvenlerini arttıracaktır. Uygun olmayan durumlarda ise, kendi fikrinizi söylerken yargılayıcı, aşağılayıcı, ısrarcı üsluplardan kaçınmalı hataları kendisinin görmesi için fırsat tanınması uygun olacaktır. Ergenliğin ortalarına doğru beden gelişimi tamamlanmış olur. Eğer genç birey yaşının gelişimsel normlarına ulaşamamışsa, sosyal çevreden olumlu tepkiler alamıyorsa, kendi bedenine yönelik algıları düşük olacaktır. Eksiklikleri giderebilmek için yalnız olmadığı duygusunu verebilmek, hep yanında olduğunuzu göstermek gencin daha iyi hissetmesini sağlayacaktır. Bu dönemde bedensel gelişme ile birlikte, bilişsel gelişmede tamamlandığından genç birey artık sadece fiziksel görünümü ile değil fikirleri, yetenekleri, becerileri ile de ilgi çekmeyi deneyecektir. Toplumda bu yönleri ile de kabul görmesi güven duygusunu olumlu etkiler.

Ebeveynlerin dikkat etmesi gereken önemli konulardan biri de çocuklarını iyi gözlemleyerek boş ve abartılı önerilerden kaçınmak, daha gerçekçi yorum ve yönlendirmeler yaparak aralarındaki güven duygusunu pekiştirmektir. Gençlerin özellikle karşı cinsten alacakları beğeni ve onay ergenlik döneminde sihirli bir etki yaratır. Gençlik çağı hem bağımsızlığın kazanıldığı, hem de topluma karışıldığı bir dönem olduğu için spor, müzik dans, tiyatro, resim gibi alanlarda kendini gösterebilmek, içinde biriken enerjinin boşalmasına yardımcı olacağı gibi farklı sosyal çevrelerde var olabilmesini kolaylaştıracaktır. Ergenliğin son dönemi kimlik gelişimi açısından önemlidir. Gencin geleceğe güvenle bakabilmesi ve bu anlamda kendini kabul ettirebilmesi için uygun mesleği seçmesi de gerekir. Bu dönemlerde gel geç heveslere de çok sık rastlanır. Bu da aile ve genç arasında gerginliğe yol açabilir. Moda olan ya da iyi gelir getirecek meslek seçimlerinden çok ilgi alanlarına ve yeteneklerine uygun seçimler için yollar açılmalı, hedefler belirlenmelidir.

Kısaca iyi bir dinleyici olmak, kendini ifade ederken küçümsememek, iyi yönlerini vurgulamak gençlerin kendilerine güven duyan bir yetişkin olarak hayata başlamalarını kolaylaştıracaktır. Kesinlikle iletişiminizde gerçekçi olun. Korkunuz varsa paylaşmaktan çekinmeyin. Çocuğunuzun bu süreçlerini yetişkin olarak siz de yaşayacaksınız. Onun problemleri zaman içinde çözdüğünü, krizlerle başa çıkabildiğini gözlemlemek size de keyif verecek. Bu süreçte kuracağınız etkili iletişim sinyali kuvvetlendirecek ve çocuğunuzla bağınızı sağlamlaştıracaktır.

  

Yorumlar