Şimdi Kim Dindirecek Öfkeleri?

Bizim Aile

  /   885   /   04 Ağustos 2020, Salı

 Yazdır

“Huzura kavuşmanız için kendi cinsinizden eşler yaratması, aranıza sevgi ve merhamet peyda etmesi O`nun varlığının delillerindendir.” (Rum /21)

  

Şimdi kim susturacak eşleri, kim dindirecek öfkeleri, nefretleri? Kim tamir edecek yerden yere vurulan sevgileri, merhametleri?

Şimdi Kim Dindirecek Öfkeleri?

Bismihi Teâlâ!

Bazı hedeflere ulaşabilmek için yollar çeşitlenir, seçenekler çoğalır. İnsan bu seçeneklerden herhangi biri üzerinden hedefine yönelir. Bazen denediği yol ve yöntemlerde aciz kaldığını görünce farklı olanlarını denemeye kalkar. Olmayınca yeniden, yeniden, ta ki sonuca ulaşana kadar bu böyle devam eder. Tabi insan halen hedefine karşı inancını koruyorsa… Kararlıysa…

TARTIŞMA YOLUNU SEÇMEK

Ancak insan eşiyle ya da çocuklarıyla sorun yaşadığında çoğu zaman sorunu çözmeye yol aramıyor. Aile huzurunu canı gönülden istemesine rağmen, huzura engel olan sorunları çözmeye dair bir yol, bir yöntem belirleyemiyor. Dünyanın en basit meselelerini bile çözmek için belki günlerce kafa yoruyor; ama bu konuda herhangi bir adım atmıyor. Kolaycılığa kaçıyor… Ağzını açıp gözünü yumuyor, tartışma yolunu seçiyor. İşte bu seçenek aileye hiçbir şey kazandırmıyor. Bugün aile içinde yaşanan sorunların şiddete, boşanmaya kadar gitmesinin en büyük sebeplerinden biri de tartışma yolunu seçmektir. Yüce Rabbimiz Hz. Musa`yı Firavun`a gönderirken;

“Firavun`a gidin, çünkü o çok azdı. Ona yumuşak söz söyleyin.” (Taha / 43-44) buyuruyor.

FİRAVUN BİR TAĞUTTU, İLAHLIK TASLAYAN BİR ZALİMDİ, AMA…

Yumuşak söz, insanın içerisindeki birçok asi damarın yumuşamasına, kinlerin ve öfkelerin sönmesine vesile olur. Tabi Firavun bir tağuttu, ilahlık taslayan bir zalimdi. Allah`a olan asiliğine rağmen Hz. Musa`ya, izleyeceği en etkin yol gösteriliyor. Nasihat dilini kullanmak…

Fakat bugün özellikle erkek şiddet dilini tercih ederken, kadın da aynı dille karşılık veriyor. Şiddet dili tartışmayı başlatıyor... Nefretler, kinler kullanılan dil yüzünden besleniyor. Yüce Rabbimiz Hz. Musa`yı Firavuna yolladığında onun Rabbine ettiği dua çok önemlidir:

“Ey Rabbim! Göğsüme genişlik ver, bana işimi kolaylaştır, dilimdeki bağı çöz. Böylelikle sözümü iyi anlasınlar.” (Taha /25-28)

Hz. Musa bir hedefe yönelmiş; hakkı doğru anlatabilme, anlaşılabilme, bunu yaparken sabırlı davranabilme… Bunları başarabilmek için Rabbinden yardım istiyor. Üstelik Firavun gibi birine karşı…

Hz. Musa bu kadar gaddar bir adam için tüm bu hasletlere sahip olmayı isterken; acaba eşler birbirleriyle iyi bir diyalog dili kullanmak adına bu hasletlere sahip olmak için ne kadar dua ediyor? Eşine karşı anlayışlı bir kul olmayı, meramını güzel bir şekilde anlatabilmeyi istiyor mu?

NASİHAT İSE DİNDİRİR, YATIŞTIRIR

Yüce Rabbimiz:

“Size karşı gelmelerinden ve dik kafalılıklarından korktuğunuzda onlara nasihat edin.” (Nisa /21) buyuruyor.

Nasihat etmek bağırıp çağırmanın, hakaret etmenin, azarlamanın, tehdit etmenin zıttı olan bir davranıştır. Nasihatin zıddını yapmak karşı tarafı zıvanadan çıkartır, içinde küllenmiş tüm olumsuz duygu ve düşünceleri harekete geçirir. Nasihat ise dindirir, yatıştırır. Karşı taraf hata üstüne hata yapsa dahi girilecek ilk yol nasihat etmek olmalıdır. Eğer bu kâr etmezse başka yollara girilir. Ama önce bu yola girilmesini Yüce Rabbimiz şart koşmuştur.

ERKEK,EMPATİ YAPMALIDIR

Erkek, hanımının hatalarına karşı ona nasihat etmeli, onu da dinlemeli, anlatacaklarına kulak kabartmalı, hem de küçümsemeden. Ona haklılık payı vermeye, meseleye onun tarafından da bakmaya çalışarak değerlendirmeli; empati yapmalıdır. Kendi talepleriyle, eşinin talepleri arasında orta yolu bulmaya çalışmalıdır. Hanımının kendisini aşan taleplerini dilini sürçmeden düzgün bir şekilde ifade etmelidir. Kadın ise taleplerde aşırıya gitmemeli; kocasını anlamaya, onun tarafından da bakmaya çalışmalıdır. Bu yol kullanıldığında ortada sorun diye bir şey belki de kalmayacaktır. Sorunlu aileleri dinlediğimizde sorunun içerisinden onlarca sorun türediğini görüyoruz. Çünkü ağızdan çıkan sözler frenlenmeyince karşılıklı yeni ithamlar, yeni tanımlamalar, yeni suçlamalar ortaya çıkıyor.

ŞİMDİ KİM SUSTURACAK EŞLERİ, KİM DİNDİRECEK ÖFKELERİ, NEFRETLERİ?

Eşler birbirlerine karşı “Demek öyle hııı, ben böyle böyleymişim!” diyerek kafa sallıyor. Münakaşa ettikçe yapılan fedakârlıklar, iyilikler bir çırpıda siliniyor, onurlar kırılıyor. Oysa kelimeler ağızdan rastgele çıkıyor, ama kalbi en derin yerinden yaralıyor. Hâlbuki o sözleri egolar söyletiyor. Egoların söylettiği sözler sevgi ve merhameti azaltıyor. Şimdi kim susturacak eşleri, kim dindirecek öfkeleri, nefretleri? Kim tamir edecek yerden yere vurulan sevgileri, merhametleri?

Ya aklı başında aile büyükleri gelip dinleyecek, eşlerin arasını bulacak, ya da hır-gürle çocukların önünde birbirlerini yiyerek ömür geçirecekler -Allah muhafaza-.

ÇOCUKLAR TEHDİT ALTINDA!

Anne-babası devamlı kavga eden çocuklarda genellikle güvensizlik, korku, mutsuzluk gibi duygular gelişiyor. Hayata pek olumlu yönden bakamıyorlar. Gözlerinde sürekli olumsuz taraf büyüyor. Bağımlılıkların ardına çabuk takılabiliyorlar. Anneyle baba devamlı birbirleriyle uğraştığından çocuklar genelde unutulmuş, arada kalmış ve sevgiye yoksun kalmış oluyorlar. Zararlı bağımlılıklara, genelde bu şartlar altında olan çocuklar yakalanıyor. İlgi, sevgi, konuşma, anlayış açlığı bağımlılıklarla giderilmeye çalışılıyor.

SORUN YAŞAYAN EŞLERİN İKİSİ DE HUZURU İSTİYOR FAKAT FEDAKÂRLIK YAPMAYI İSTEMİYORLAR

Anne-babası anlaşamayan çocuklar gerek dışarıdaki insanlarla ve gerekse de evin içindekilerle doğru bir diyalog kurmayı öğrenemiyorlar. Çünkü anne-babayı model alıyorlar. Nerde hırçın, saldırgan, ağzından çıkanı kulağı duymayan çocuk varsa aile içindeki diyalogun şeklini yansıtıyor. Evlenince de aynısını kopyalıyor. Sorun yaşayan eşlerin ikisi de huzuru istiyor. Fakat bu konuda herhangi bir fedakârlık yapmayı istemiyor, bunu karşı taraftan bekliyor. Hâlbuki insanın eşi onun için huzur kaynağı olarak yaratılmıştır. Yüce Rabbimiz;

“Huzura kavuşmanız için kendi cinsinizden eşler yaratması, aranıza sevgi ve merhamet peyda etmesi O`nun varlığının delillerindendir.” (Rum /21) buyuruyor.

İNSAN EVLENDİĞİ ZAMAN EŞİYLE TAMAM OLUR!

İnsanoğlu yarımdır, eksiktir. Evlendiği zaman eşiyle tamam olur. Eşler ancak sevgi ve şefkatleriyle birbirlerinin ruhlarını sarıp kuşatır. Böylece insanın yalnızlık hissi biter. Yüce Rabbimiz insanın bünyesine, karşı cinse karşı bir meyil verilmiştir ki; kadın ve erkek yuva kursun, manevi anlamda birbirine bir ömür kenetlensin ve insan yavrusu bu kuşatıcılığın içerisinde büyüsün. İnsanlık nesli devam etsin.

SORUNLARI ÇÖZMEDE KAYNAK: “SEVGİ VE ŞEFKAT”

Eşler arasında huzurun devamlı olabilmesi için birbirlerine karşı sevgi ve merhametle muamele etmeleri şarttır. Kendilerini sıcaktan, soğuktan korudukları gibi sevgi ve şefkatlerini de tüm olumsuz şartlarda koruma altına almalıdırlar. Çünkü sevgi ve şefkat, sorunları çözmede kaynak olacaktır. Sevgi damar damar evlilik ağacını besleyecek, büyütecektir. O ağacın meyveleri olan çocuklar hayatta daha tutarlı, daha kişilikli ve onurlu bir yaşama sahip olabileceklerdir.

  

Yorumlar