Otizimli çocuk sahib olmak

Örnek - Halis Bilgi

  /   331   /   16 Ağustos 2014, Cumartesi

Zaman
 Yazdır

“Bu senin sınavın, sen cennetliksin diyorlar ya, ‘Neden sadece benim sınavım, neden toplumun da sınavı değil? Benden başka cennete gitmek isteyen yok mu?

Otizm çocuğun babası; Benden başka cennete gidecek kimse yok mu? diyor

  

İzmirli gazeteci Oğuz Matoğlu, otizmli oğlu Cem ile yaşadıklarını sosyal paylaşım sitesinde paylaştı.

Otizmli bir çocuğun babası olmanın güçlüklerini, insanlar tarafından sürekli dışlanmayı, sorgulanmayı, acınmayı ve kendisinden sonraki süreçte oğlunun bilinmezlerde nasıl bir yolculuk yapacağına dair duygularını anlattı. Otizmli bir çocuğu olduğu için evdeki tartışmalarının evlilik hayatını etkilediğini ve eşiyle ayrılmasına sebep olduğunu aktaran Matoğlu, kendisi gibi milyonlarca ailenin de benzer sıkıntılar içinde olduğunu, bu konuda önce devletin sonra da toplumun bilinçlenmesi gerektiğini kaydetti.

“18 yıldır otizmli bir çocuğun babasıyım. Mücadele ve sabrın zirvelerini yaşıyorum. 18 yaşında delikanlı olan ama hâlâ bakıma ihtiyacı olan bir bebek gibi. Üstelik çok zeki ve asla kandıramayacağınız güçlü bir bebek.” diyen Matoğlu, en büyük sıkıntılarının bürokrasi olduğunu söyledi. Çocuğuyla ilgili yapacağı her iş için yeniden heyet raporu almak zorunda bırakıldıklarını anlatan Matoğlu, daha önceki raporlarında “Yüzde 80 ağır engelli ve çalışamaz” yazdığı halde bu belgelerin istenmesine anlam veremediklerini belirtti. Kendisinin sadece otizmle değil, aynı zamanda toplumla da mücadele etmek zorunda bırakıldığını vurgulayan Matoğlu, şunları kaydetti: “Oğlunu toplum içinde yaşama alıştırmaya çalışan, onu yaşı gereği ihtiyacı olacağı şeyleri düşünüp nasıl yapmak gerektiğine sürekli kafa yoran, evde, sokakta sürekli kollamak ve dışlayanlara rağmen devam etmek zorunda kalan bir baba. Sözde herkes yanınızda ama bir hastanede, bir markette bile sürekli insanların tacizi ve umursamazlıklarıyla uğraşmak, enerjisini buna harcamak zorunda kalan bir baba. Doktora bile otizmin farklılığını anlatmak zorunda kalan bir baba. Oğlunun askerliğini, mezuniyetini, evliliğini, çocuğunu, yani torununu göremeyecek ve ‘Ben öldükten sonra ne yapacak?’ endişesiyle yaşamak zorunda kalan bir baba.”

Tek isteğinin öldükten sonra oğlunun mutlu ve güvende yaşayacağını bilmek olduğunu vurgulayan Oğuz Matoğlu, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bu senin sınavın, sen cennetliksin diyorlar ya, ‘Neden sadece benim sınavım, neden toplumun da sınavı değil? Benden başka cennete gitmek isteyen yok mu?’ diye düşünen bir babayım. Herkesin arkanda olduğu ama gerçekte tek başına olduğun büyük, uzun ve ömür boyu sürecek bir mücadelede sağlığını defalarca kaybettiğin, genç yaşında 70–80 yaşındaki insanların hastalıklarını taşıyan, günde 11 ilaç kullanıp oğlu için savaşmak zorunda kalan bir babayım. Belki de en zor engelli grubu olan ve her bireyin ayrı değerlendirilmesi gereken otizmle yaşamak zorunda kalan bir babayım.”

  

Yorumlar