Manevi anne desteği yazar yaptı

Örnek - Halis Bilgi

  /   2722   /   22 Eylül 2014, Pazartesi

Zaman
 Yazdır

Manevi anne, sizi seven, üzüntünüzle üzülen, sevincinizle sevinen, acınıza ortak olan biyolojik annenizden iki tane olması demek.

Görme engelli kız, manevi destekler sayesinde kitab yazdı

  

Bir hayırseverlik faaliyeti sırasında tanıştığı görme engelli Şule Özçakıcı’ya manevî annelik yapan Yasemin Aydoğan, Şule sayesinde hayata bakışının değiştiğini söylüyor. Engelli kızın kitap çıkarmasına destek olan iki evlat sahibi Yasemin Hanım, Şule’nin öz annesi Emine Hanım ile birlikte dualar ediyor.

Manevi anne, sizi seven, üzüntünüzle üzülen, sevincinizle sevinen, acınıza ortak olan biyolojik annenizden iki tane olması demek. Doğuştan görme engelli Şule Özçakıcı ile ‘manevi annem’ dediği Yasemin Aydoğan arasındaki ilişki de aynen böyle. Birlikte gezip eğleniyorlar, alışverişe gidiyorlar… Ama en önemlisi, birbirleriyle dertleşebiliyorlar. Günün hangi saati olursa olsun Şule, manevi annesini arayıp, üzüntüsünü, sevincini anlatabiliyor. Yüzünü bile göremediği Yasemin Hanım, rüyalarına giriyor Şule’nin. “Canı bir şeylere sıkılmışsa mutlaka rüyamda görüyorum.” diyor. Şule’nin gerçek annesi Emine Hanım’a “Bu sevgi sizi kıskandırıyor mu?” diye sorduğumuzda, “Kıskanmıyorum, tam aksine kızımı böyle seven birinin olması beni mutlu ediyor.” diyor. Manevi annesinin desteğiyle çıkardığı bir de kitabı var genç kızın. Orada Yasemin Hanım’la ilgili ‘Tamamlanış’ isimli bir yazı kaleme almış Şule. Genç kız, manevi annesini şöyle tanımlıyor: “İnanıyorum ki Allah, anneniz kadar koşulsuz sizi sevecek, anneniz gibi güveneceğiniz insanın kalbinizdeki yerini boş bırakıyor tamamlanmak üzere. Ben o parçamın tamamlandığını hissettim.”

19 yaşındaki Şule ile yardımsever Yasemin Aydoğan’ın yolu 3 yıl önce Parıltı Görmeyen Çocuklara Destek Derneği’nde kesişir. 3 çocuklu bir ailenin en büyük kızı olan Şule’nin sıcakkanlılığı, neşesi Aydoğan’ın dikkatini çeker, onunla yakından ilgilenmeye başlar. Sık sık bir araya gelip vakit geçirmeye başlarlar. ‘Manevi kızım’ dediği Şule’deki okuma aşkını fark eden Aydoğan, ona iyi bir eğitim alması için yardımcı olur. Bilgi Üniversitesi Adalet Meslek Yüksekokulu’nu kazanan Şule’nin bu kez yazma yeteneği dikkatini çeker Aydoğan’ın. Şule’yi kitap yazmaya teşvik eder. Görme engelli bir genç kızın, hayatın zorluklarını, hayal kırıklıklarını, umudunu kaleme aldığı yazılar, ‘Yüreğimdeki Saklambaç’ adıyla kitaba dönüşür. Şule Özçakıcı ile buluşup hem kendi hem de kitabının hikâyesini konuştuk. Çevresindeki insanların engellilere duyarsızlığından yakınan Şule, kitabı okuyanların bir nebze olsun kalp gözlerinin açılacağını düşünüyor.

Şule, 6 aylık prematüre bebek olarak dünyaya gelir. 2,5 ay kuvözde mücadele verdikten sonra sıkı sıkıya tutunur hayata. Ne var ki aldığı ışınlar göz damarlarını kurutur ve doğuştan görme engelli olur. Aile içinde zor günler o gün başlar. Şule’nin vazgeçmeye hiç niyeti yoktur. En büyük destekçisi olan ve artık ‘yapışık ikiz gibi hissediyorum’ dediği annesinin desteğiyle eğitim hayatına başlar. Eğitim kalitesi düşük olduğu için engelliler okuluna gitmeyi reddeden Şule’yi normal okullar almak istemez. Anne Emine Hanım, yoğun çabalarla kızının normal okullarda okumasını sağlar.

ONUN SESİNİ DUYUNCA HUZUR BULUYORUM

3 yıl önce bilgisayar, kabartma alfabe ve bastonla yürüme eğitimi verilen Parıltı Görmeyen Çocuklara Destek Derneği’ne gitmeye başladığını anlatıyor Şule. Bir kahvaltıda Yasemin Aydoğan ile tanışmasını ise büyük bir şans olarak görüyor. Şule, Yasemin Hanım’a duyduğu sevginin ölçüsünü, “Onu kelimelere sığdıramıyorum. Sesini duyduğumda huzur duyuyorum.” diye tarif ediyor.

Yasemin Hanım da Şule’yi 3. çocuğu yerine koyduğunu söylüyor. Şule’yle tanışmadan önce engelli ailelerin sıkıntılarının çok farkında olmadığını belirten Aydoğan, “Ben de anneyim, 2 çocuk büyüttüm, ama engelli annelerini görünce gerçek annelik bu dedim.” yorumunu yapıyor. Şule’nin olgunluğundan çok etkilendiğini belirten Yasemin Aydoğan, “19 yaşındaki bir genç kızın pembe hayaller kurduğu dönemde Şule tüm insanlara karşı kendini sorumlu hissediyor. Koca bir ömür yaşamış gibi olgun bir karaktere sahip. Yüreği sevgi dolu. Bunu da yazıyla çok güzel ifade ediyor. O yüzden yazmayı sürdürmesini istiyorum. Bu konuda elimden gelen tüm desteği vermeye hazırım.” yorumunu yapıyor. NT mağazalarında satışa sunulan kitabın, sadece yardım amacıyla alınmasından ziyade okunması en büyük dileği Aydoğan’ın.

Şule’nin kitabını ellerine aldıkları gün çok duygulandıklarını anlatan Aydoğan, “Kitabın çıktığı gün Şule’nin annesiyle telefonda konuştuk. O ağladı, ben ağladım.” diyor.

  

Yorumlar