Anne kucağı sıcaklığı

Halis Bilgi

  /   260   /   27 Mayıs 2014, Salı

 Yazdır
Anne sütü ve anne kucağının sıcaklığı, çocuklardaki aile bağlarını güçlü kılıyor

  

Anne sütünün çocuklara olan sayısız faydası artık bilim dünyası tarafından da itiraf ediliyor. Ancak çocukların annelerini emmeleri, çalışan anneler için problem olmaya devam ediyor. Kapitalist değerlerle uyumlu bilgi üreten bilim dünyası bebeklerin 6 ay gibi bir süre annelerini emmelerinin yeterli olacağını söylüyor. Ayrıca çocukların emmesini sadece “biyolojik beslenme” olarak değerlendirip, kısa süreli emzirme saatleriyle ya da anne sütünün bir biberon vasıtasıyla bakıcılar tarafından verilmesiyle konuyu sorun olmaktan çıkarmaya çalışıyor. Halbuki uzmanlar bebeğin annesini emerken sadece biyolojik olarak beslenmediğini, psikolojik ve zihinsel olarak da beslendiğini, hayata hazırlandığını belirtiyorlar.

Konuya ilişkin uzun zamandan beri yapılan araştırmalar, anne sütü alan çocukların bilişsel becerilerinin (özellikle matematik ve okuma) daha iyi olduğunu söylüyordu. Fakat The Journal of Pediatrics’in Mart 2014 sayısında yayınlanan bir araştırma bunun sadece anne sütüyle ilişkili olmadığını, annenin çocuklarını emzirirken ve emzirme sonrasında onlarla daha fazla vakit geçirmelerinin bunda etkili olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle annelerin çocuklarının duygusal tepkilerine cevap vermesi ve onlara kitap okumasının çocukların zihinsel becerilerinin gelişmesinde iki önemli etken olduğu vurgulanıyor. Elbette annelerin bunu yapabilmesi için zaman sorunlarının olmaması gerekiyor.

Brigham Young Üniversitesi’nden Benjamin Gibbs ve Renate Forste yaptıkları araştırmada 7500 annenin çocuklarıyla 5 yaşına kadar olan iletişim ve ilişkilerini incelemişler. Annenin çocukla zaman geçirmesinin önemini vurgulayan araştırmacılar, geçirilen nitelikli zamanın ileriki yaşlarda okul başarısı üzerinde önemli bir etki yaptığını vurguluyorlar. Emzirmeyle birlikte, çocuğu yatırma, yıkama, ona kitap okuma vb. gibi annelik davranışlarının çocukların zihinsel gelişiminde önemli bir rol oynadığını belirtiyorlar.

Tabi ki bunun kısa süreli ve uzun aralıklarla gösterilen bir ilgi olmadığını belirtmek gerekiyor. Günümüzde “kariyer ve çocuk” ikilemi içine sokulan anneler, çocuklarına yeteri kadar zaman ayıramamaktan şikayet ediyor. Türkiye’de yapılan bazı araştırmalarda, küçük çocuğu olan çalışan anneler “Aklım çocuğumda kalıyor, çocuğumla daha fazla vakit geçirmek istiyorum ama çalışmak zorunda kalıyorum” diyor. Örneğin, Prof. Dr. Melike Sayıl’ın yaptığı bir araştırmada yeni çocuğu olan annelerin %41,5’i bebekleri doğduktan sonra 6-9 ay içerisinde bebeklerini bir bakıcıya bırakıp işe dönmek zorunda kaldıklarını belirtmişler. Pungello’nun (2000) yaptığı bir araştırmada ise gebe kadınların %54’ü, mümkün olsa zamanlarının tamamını çocuklarıyla birlikte geçirmek istediklerini ifade etmişler.

Yapılan araştırmalar okul öncesi dönemde annenin çocukla birlikteliğinin kritik bir önem taşıdığını ortaya koymasına rağmen, kadınların ucuz iş gücü olarak görülmesi ve çalışma hayatına mecbur bırakılması anne-bebek birlikteliğine engel oluyor. Bu politikanın “kadının çalışma hakkı” gibi bir söyleme dayandırılması ise, çocuğu görmezden gelen kâr merkezli bir bakış açısından kaynaklanıyor.

- See more at: http://www.islamianaliz.com/haber/kapitalizm-anne-bebek-birlikteligine-engel-oluyor-ozel-haber/3805/...  

Yorumlar