Ergenlik çağında kimlik arayışları ve sorunlar

Halis Bilgi - Şifa Bahçesi

  /   744   /   07 Mart 2016, Pazartesi

 Yazdır

Ailesi ve arkadaşları tarafından sevilen, değer verilen, yetenekli, başarılı, sorumluluklarını bilen, öz güven duygusu gelişmiş gençler vücut görünüşünü fazla önemsemezler. Uzun boyun kişiyi yüceltmediğini, kısa boyun küçültmediğini; insanların başarılarıyla, bilgileriyle, güzel huylarıyla saygı gördüğünü öğrenmişlerdir.

Çocukluktan ergenliğe geçişte karşılaşılan sorunları nasıl çözeriz

  

Ergenlik çağının en önemli çabası kimlik arayışıdır. Gencin kişilik özelliklerinin farkına varması, bu özelliklerin gerçekleşmesini engelleyen her türlü olumsuz şartlarla mücadeleye girişmesi kimlik arayışı olarak isimlendirilmektedir. Başarılı olduğu sürece öz güveni artar, kendisini değerli hisseder. Başarısızlığa uğradığı veya engellendiği zaman hırçınlaşır, saldırgan davranışlarda bulunur. Gencin yeteneklerini keşfetmesi, başkalarından farklı olduğunu görmesi için ailenin dışına çıkması gerekmektedir. Anne babanın verdikleri ona yetmez. Bu dışarıya yönelişe bağımsızlık isteği diyoruz. Anne baba çoğu zaman gencin bağımsızlık isteğini aileden kopma olarak değerlendirir. Halbuki gencin amacı aileden kopmak değildir. O dış dünyayı, diğer insanları tanımak istemekte, ailenin içinde olduğu kadar toplum içinde de bir yer edinmek istemektedir.

 Çocukluk yıllarında yeterince güven duygusu kazanamayan bir genç, kimlik arayışı sırasında karşılaştığı engelleri gözünde büyütür, aşılamaz olarak görür. Deneme yerine geri çekilmeyi tercih eder. Fiziksel olarak bir insan topluluğunun içinde yaşamaktadır, ama duygusal olarak toplumdan ve aileden kopmuştur. Bir kimlik sahibi olmak ve sorumluluk almak istemez.

Anne babaların gençle olan ilişkilerinde yaptıkları en büyük yanlış onların kendilerine benzemesini, kafalarındaki şablona uymasını istemeleridir. Bunları yaparken bir zamanlar kendilerinin de genç olduğunu unuturlar. Geniş ailelerde büyük anne ve büyük baba da aynı yanlış tutumlarını sürdürür, torunların eğitimine müdahale eder, onları şımartır, anne babayı yönlendirmeye çalışırlar. Anne baba bundan rahatsız olduğu halde büyükleri küstürmemek için seslerini çıkarmazlar.

 Kuşaklar arası çatışma dediğimiz şey, anne babaların çocuklarını kendi zamanlarına ve kendi geleneklerine göre yetiştirmeye çalışmasından kaynaklanmaktadır. Zamanın değişmesi ile birlikte gelenekler de revizyona uğramaktadır. Dedelerimizin, ninelerimizin çocukluğunu yaşadığı elektriğin, telefonun, televizyonun ve bilgisayarın olmadığı o günleri düşünelim. Bir de çocuklarımızın bilgisayarla ders yaptıkları bu günleri düşünelim. Zaman değişiyor derken bunu kastediyoruz. Çocuklarımız anlayış ve bilgi yönünden bizden çok ilerideler. Eğer onları kendi zamanımızın dar kalıpları içine sokmaya çalışırsak, hem onlara haksızlık yapmış, hem de kendi elimizle çatışma alanı açmış oluruz.

Hızlı Vücut Değişimine Tepkiler

Gençler vücutlarında görülen hızlı değişmeye farklı tepkiler gösterirler. Ancak bu tepkilerin çok azı sevinç ifade eder. Bazı gençler ergenlik belirtilerini büyümenin bir kanıtı olarak gördükleri için övünür, kendilerinden birkaç yaş küçüklere caka satar, “Sen daha bebeksin!” derler. Erkekler sakal ve bıyıklarının çıkmasına sevinir, bir an önce gürleşmesi için sık tıraş olurlar. Kızların çoğu göğüslerinin büyümesinden utanır, başkalarının özellikle babalarının gözünden saklamaya çalışırlar.

Ergenliğe geçişte vücut görünüşü aşırı önem kazanmaya başlar. Kimileri boyunu, kimileri kilosunu, kimileri uzun burnunu, kimileri büyük kulaklarını, kimileri de yüzlerindeki sivilceleri takıntı haline getirir. Bu özelliklerinden dolayı ad takılması durumunda kendinden utanmaya varan bir aşağılık duygusuna yol açmakta, gencin kimlik oluşumunu etkilemektedir. Kendisine isim takılan gencin alınganlık göstermesi alaycıların iştahını kabartır, onu kızdırmaktan zevk alırlar. Bazen takılan isim gence öyle uygun düşer ki, kimliğinin bir parçası haline gelir. Yıllar sonra bile kocaman adamlar birbirlerini takma isimleriyle çağırmaktan zevk alırlar.

 Ailesi ve arkadaşları tarafından sevilen, değer verilen, yetenekli, başarılı, sorumluluklarını bilen, öz güven duygusu gelişmiş gençler vücut görünüşünü fazla önemsemezler. Uzun boyun kişiyi yüceltmediğini, kısa boyun küçültmediğini; insanların başarılarıyla, bilgileriyle, güzel huylarıyla saygı gördüğünü öğrenmişlerdir.

Ergen Çocuğun Psikolojisi

 Ön ergenliğin belirtileri ortaya çıkar çıkmaz uyumlu ve dengeli o ilkokul çocuğu gider; yerine tedirgin, kuruntulu, alıngan, küçük şeyleri sorun yapan, geçinmesi zor bir yarı yetişkin gelir. Duyguları hızlı iniş çıkış gösterdiği için neye nasıl davranacağı önceden kestirilemez. Çabuk sevinir, çabuk sinirlenir. Anne babanın uyarılarına birden tepki gösterir. Evdeki kuralları fazla ve sıkıcı bulur. Anne ve babayı acımasızca eleştirir, kabalaşır. “Bana karışamazsınız, ben artık çocuk değilim!” der.

 Savruk, unutkan, umursamaz, dağınık bir kişilik sergiler. Sakarlaşır, sık sık bir şeylere çarpıp devirir. Derslerine eskisi kadar önem vermez, çalışma düzeni bozulur, okul başarısında düşme görülür. Buna karşılık istekleri artar, bencilleşir, kendisine tanınan hakları yetersiz bulur. Gel git hevesleri artmıştır. Gürültülü müzikten hoşlanır. Evde durmak istemez, sıkıldığını söyler. Okuldan dönüş saatlerine aldırmaz. Geceleri dışarı çıkar, arkadaş gruplarıyla buluşur, geç saatlerde eve döner. Fiziksel görünüşünü önemser. Ayna karşısında saçlarına jöle sürer, uzun süre şekil verir. Bir taraftan çabuk büyümek isterken diğer taraftan çocukluktan kurtulamaz.

 

  

Yorumlar