Başarı'nın da bir yolu var

Halis Bilgi

  /   253   /   09 Haziran 2014, Pazartesi

 Yazdır
Çocuklarda başarı ve başarıya giden yolun nasıl olması gerektiğini bilmek gerekir

  

Anne babalar başarıyı sadece notla ilişkilendirip, çocuğu rekabete sürüklüyor, çocuğum yüksek not alsın iyi bir okul kazansın yeter diye düşünüyorlar. Ebeveynler çocuğa yegâne sorumluluğun ders çalışmak ve başarmaktır diyor ve onu tek bir hedefe yönlendiriyorlar.

Oysa çocuğun hayatında var olan tek şey iş ve başarı değildir.

Bunun yanında kendine aile fertlerine ve topluma karış sorumlulukları da vardır.

Çocuklara başarının sadece yüksek not almak olmadığını ifade etmek zorundayız. Bunun yanında çocuklarımıza hayatın her yönüyle ilgili hedefler koymalı ve hayatı bir bütün olarak ele almalıyız.

Yani bütün rollerini yerine getirecek şekilde sorumluluk vermeliyiz.

Çocuğa Sorumluluk Bilinci Kazandırın

Çocuk ihtiyaçlarını karşılayacak duruma geldiğinde küçük sorumluluklar verin. Mesela üç yaşında bir çocuk oyuncaklarını toplayabilir, yemeğini yiyebilir, çoraplarını giyebilir, dişlerini fırçalayabilir… Anne sorumluluklarını yerine getirdiğinde çocuğu takdir etmelidir.

İkinci çocuğun bakımı konusunda çocuğa sorumluluk verebilirsiniz.

Mesela kardeşinle oynayabilirsin, kardeşine yardımcı ol deyip kardeşler arasın ilişkileri geliştirebilirsiniz.Çocuk okula başladığında ödevlerini yapması için teşvik etmeli ve bunun bir sorumluluk olduğunu vurgulamalısınız. Çocuğa yaşına ve gelişim sürecine uygun sorumluluklar verilmelidir. Çocuk ihtiyaçlarını karşılayacak durumda olduğu halde, anne suyunu getirir, ödevlerini yapar, oyuncaklarını toplarsa çocukta sorumluluk duygusu gelişmeyecektir.Çocuğa eşyalarını düzenli kullanmayı, çöpleri çöp kutusuna atmayı, insanları rahatsız edecek davranışlardan uzak durmayı anne öğretmelidir.

Çocuğunuzla ne kadar konuşuyorsunuz?

Çocuğunuz okuldan geldiğinde, sadece derslerine odaklanmayın, okulda neler yaptığını gününün nasıl geçtiğini sorun.En az bir saat vakit ayırın ve bunu rutin hale getirin.Çocuğun sözünü kesmeyin, yargılamayın anlamaya çalışın.Sorunlarını açması noktasında yardımcı olun ve empati yapın.

Her Çocuk Kendine Özgüdür

Her çocuğun kendine has özellikleri vardır. Aile bu konuda taraf tutmamalı ve kendi isteklerini çocuğa yansıtmadan gerçekçi değerlendirmeler yapmalıdırlar. Anne baba çocuğu uzantıları olarak görüp ağır sorumluluk yüklememelidirler.Çocuklar her şeyi kolay yoldan elde ediyor ve bedel ödemeyi bilmiyorlar. Çünkü anne baba ihtiyaç olmayan şeyleri de çocuğa veriyor ve bu konuda aşırı israfa kaçıyorlar. Özellikle çalışan anneler çocuklarıyla yeterince vakit harcamadıklarını düşünerek onların istediği her şeyi alıyor ve bu yoksunluğu telafi edebileceklerine inanıyorlar. Anne babalar çocuklarına verebilecekleri en değerli şeyin, sevgi ilgi ve şefkat olduğunu unutuyorlar. Unutmayalım alınan hiçbir şey sevginin yerini tutmaz.

Kitaplarla Dostluk

Çocuklarımıza küçük yaşlarda okuma alışkanlığı kazandırabiliyor muyuz? Kütüphanemize önem veriyor muyuz? Ya da neler okuyoruz? Hayat okumakla başlar okumakla biter. İnsanoğlu hayatının her evresinde kitaba önem vermiş ve bu konuda büyük ilerlemeler kaydetmiştir. Kitaplar bilginin taşıyıcılığını yaparlar. O yüzden hiçbir zaman eskimez vakit geçtikçe gençleşirler. Evrende aklını kullanan ve büyük potansiyel sahibi olan yegane varlık insandır.

Doğal olarak onun en sadık dostu kitaplardır. Kitapsız ev çorak bir toprak gibidir. Bizler çocuklarımızı erken yaşlarda kütüphane oluşturmalı ve kitap sevgisi vermeliyiz.

Benim Kütüphanem

Henüz beşinci sınıfa gidiyorum. Fakat kitaplarla çok küçük yaşlarda dost oldum… İki yıl önce babam bana bir kütüphane aldı ve “Bak kızım, bu kütüphane senin. Sana verdiğim harçlıkla haftada bir kitap alıp onu zenginleştirmeni ve kitaplarla kaynaşmanı tavsiye ediyorum. Kitaplar seni hayatının sonuna kadar besleyecektir” dedi. Her çocuk gibi ben de babamı çok seviyorum ve onun örnek bir baba olduğuna inanıyorum. Bana yaptığı bu iyilik karşısında çok duygulandım ve elini öptüm. O günden sonra kitaplarla daha yakın dostluk kurdum. Haftada bir kitap alıyor, okuyor ve kütüphaneme yerleştiriyordum.. Artık kitaplarla aramızda çok samimi bir dostluk gelişmişti. Odama girdiğimde kendimi farklı buluyor ve çok mutlu oluyordum. Her gece yatmadan önce kütüphaneme uğruyor ve kitaplara iyi geceler diyordum. Annem duymuyorlar diyordu ama ben onları canlı birer insan gibi görüyordum.

  

Yorumlar