Ego'nun Özgüven'e Terfisi

Popüler Haber

  /   345   /   12 Nisan 2018, Perşembe

 Yazdır

  

  Ego, ben, benlik anlamına gelir. Aslına inersek, kişinin 'ben sizden üstünüm' , 'basit biri değilim', ' ben en iyisiyim' vb. cümleler ile kendini sahte bir benlik ile özdeşleştirmesidir. Ego bir zorunluluktur. Zira gerçek olan sahtesi aracılığı ile anlaşılır. Daha çocukluk evresinde yerini almaya ve oluşmaya başlayan ego, anne sevgisi, ilgisi ve takdiri aracılığı ile değerli, önemli ve iyi biri olduğunu çocuğa hissettirir. Ve böylelikle bir merkez doğar. Bu merkez gün geçtikçe büyür. Birey kendini ego ile bulmuş olduğunu zannederek gün geçtikçe kendini anlamaya ve anlamlandırmaya çalışır. Ego insan yapımıdır. Sahtedir. Her zaman beslenmeye ihtiyaç duyar. Daima çevreden alınan takdir ve ilgi ile büyür, gelişir. Ego ile yani sahte kimlik ile zamanla öz benlik kaybolur. Ve artık birey,  insanların var ettiği kadar vardır. Öz benlikten sıyrılarak sahte kimlik ile vermiş olduğu  mücadele yavaş yavaş iç dünyasında trajedi ve kaosa doğru yol alırken, asıl benliğindeki güzellikleri de bir bir kaybeder. İnsan dürtüleri ile gelişen ego, bir zaman sonra (haşa) İlah boyutu alır. Ego emreder, kişi emirlere itaat etmek için kıvranır. Ancak emir büyük yerdendir(!)  ve bu emirlerle hem kendine, hem de çevresine zarar verir. Ego kişiye kendini kaybettirir. Egonun vermiş olduğu güç ile  kendini aradıkça  daha çok kaybolur. İç dünyanın kavgası ve kaosunun üzerini örten birey, ego elbisesi ile güçlü, çekici ve ilgi odağı olduğunu düşünür. Ama bir çaresizliği vardır, tatminsizliği... 

Öylece tortulaşıp kalır. Bu tam anlamıyla kabızlıktır.

Düşünsel kabızlık, üretimsel kabızlık...

Dar gelir beden, yetersiz kalır beyin. Zira ego aracılığı ile birey artık toplum kontrolündedir. Toplumun kazandırmış olduğu bu yapay kimlik, aslında plastik bir çiçek gibidir. Ölüdür. Çicek gibi gözükür, çiçek değildir ! 

Toplumun yansıması bir kişilik ile var olmaya ve mutlu olmaya çalışan birey, bir zaman sonra kişilik inşasındaki çatlağı fark eder. Kendi içine doğru bir yolculuğa çıkar. Ruhuna, öz benliğine yakınlaşmaya çalışır. Bir süre sadece kendini izler. Kendine yakınlaşmanın belki de en güzel yanı, ciddi eğitim ve eğitimcilerle ego dengelenebilmesidir. (Dengeli) ego yaşamımızda gerekli olduğuna göre, kendimizi tanıma yolculuğunda nasıl bir egoya sahip olduğumuzu tespit edebilmemiz, bizlere yepyeni ufuklar açacaktır. İnsanoğluna iki merkez verilmiştir. Biri varoluşun vermiş olduğu gerçek öz benlik. Diğeri toplum tarafından oluşturulmuş merkez; egodur. Yani sahte olandır. Birey öz benliğe, ruha yakınlaştıkça her şey değişir. Yerine oturur. Artık kaos hali yerini  kozmosa yani düzene bırakır. 

Günümüzde artık bir süs, ziynet, olmazsa olmaz halini almış ego, İslam, ahlak ve vicdan eleğinden geçirilerek özgüven ile toplum denen mekanizmaya yararlı bir parça olmak için kullanılmalı. Egoyu başkalarında değil, kendi içinde arayarak özgüvene ulaşmış kişi, kalıplaşmış özgür olamayan yönlerini dengelemeyi öğrenmiştir. Cehaletle artan egoyu, tecrübe ile artan özgüvene çevirerek toplum hizmetine sunma gayreti ile birey, kendi ruhuna kavuşmuş, toplumun bir yansıması olan sahte kimliğinden (ego) kurtulmanın vermiş olduğu pozitif  enerji ile bağlılığı kaybederek  zihinsel sağlığına kavuşur. İçerideki şişik ego, özgüven ile dövülüp, yontulup bütün tozlar ve eğrilikler gidince ideal dengeye kavuşur . Ayrıca iyi bir kişilik sergilemekte bahsedilen özgüvenin tevazu ile harmanlanması gerekir ki, riya ve kibir bakterileri dengeyi yine bozmasın. Mütevazı oluyorum diye de miskin takınılmamalı, Allah'ın verdiği hediyeleri başı dik dile getirerek sahiplenilmeli. 'Halk ne  der' den çok, 'Hakk (c.c) ne der'  diyerek var olan bütün yargıları, davranışları Allah'u Teala'ya atfederek kuvveti, başarıyı O'ndan beklemeli. Yaradılışta verilen bütün duyguların gelişimi insan elindedir. İfratı, tefriti zarar,  orta yol her zaman ideal olandır. Bizlerde var olan 'egonun, özgüvene terfisi' ile onu bir cevhere çevirerek faydalanmalı ve faydalandırmalıyız. Ve çevrilen özgüveni de evvela Allah'a güven olarak taçlandırmalı, bu nimetin şükrünü de böyle eda etmeliyiz. 

 

  

Yorumlar