Eyvah Oğlum Elden Gidiyor!

Popüler Haber

  /   278   /   10 Mayıs 2018, Perşembe

 Yazdır

  

Birçok kadın, gelin gittiği evde kaynanasıyla sorun yaşar. Bazı kaynanalar zordur. Akıllı gelin ona tavır almak yerine onu tanımaya ve hoşlanıp hoşlanmadığı şeyleri öğrenmeye çalışır. Onun gönlünü fethetmeden huzurlu bir aile ortamının oluşamayacağını kestirir ve adımlarını ona göre atar. Kaynanasının buğzunu almaktan son derece sakınır. 

Aklını çalıştırmayan gelin ise hep kaynanasının değişmesini ve kendisini olduğu gibi kabul etmesini bekler. Bilmediği şeyleri öğrenmeye çalışmaz. Evin bayrağını elinde bulunduran kaynanayla bayrak yarışı yapar. En büyük takıntısı kaynanasının yanlışları olur. Kocasıyla olan muhabbetini bile kaynanasıyla olan ilişkilerinin üzerine bina eder. Ona göre kaynana kendisini kızı gibi sevmiyordur ve sevmeyecektir. Kendisini ezmeye çalışıyordur. 

Kaynanasıyla sorun yaşayan kadınlar, maalesef eşleriyle de sorun yaşar. Çünkü kadın kendisinden yaşça daha büyük olan ve oğlu ile evli olduğu kaynanasını hatalarına mahkûm ettiğinde, devamlı gündem yaptığında bu durum kocasını rahatsız eder, etkiler. Erkek annesini affetmesini bilmeyen hanımıyla bir türlü mutlu olamaz. Hiçbir erkek annesinin ne kadar hatası olursa olsun karısı tarafından eleştirilmesine tahammül edemez. 

Peki, kaynana ve gelin arasında orta yol nasıl bulunacak, ilişkiler nasıl dengelenecek? 

İyi bir iletişimde en önemli etken karşıdakini tanımaya çalışmaktır. Eğer gelin kaynanasını tanımaya çalışırsa adımlarını da ona göre atar. Ama tanımaya çalışmaz ise hep yabancı kalır. Sürekli ağlar, sızlar, rastgele söylenmiş bir lafın ardını yıllarca bırakmaz olur. Onun için tanımaya çalışmak ilişkileri kolaylaştırır. 

Belki güleceksiniz veya “olur mu böyle bir şey” diyeceksiniz ama çevrenize bir baktığınızda pek çok kaynana profilinin bulunduğunu göreceksiniz. Bunlardan bir kaçının defterini hep beraber açacağız inşallah. 

Belki bize küsecekler ama bir gün biz de kaynana olacağımızı gözden kaçırmadan ve insafı elden bırakmadan bu defterleri açacağız inşallah. Bakalım hangi profilde bir kaynana olacağız. Acaba gelinlerimiz bizi hangi hatamızdan dolayı yalnızlığa mahkûm edecek? Hangi yanlışımızı oğlumuzun önüne malzeme olarak sunacaklar? Hangi lafımıza alınacaklar? Torunlarımıza “Neneniz bana böyle böyle yaptı” diye nelerimizi destan anlatır gibi anlatacaklar? Bir yerde kaynana konusu açıldığında “Benim kaynanam da iyidir ama şöyle şöyle yanlışları vardır” diyecekler. 

Kedimize hiç yakıştıramadık değil mi? Yanlış yapabileceğimizi, kusurlarımızın gündem olmasını, hatalarımızdan dolayı gelinimiz ve oğlumuzla aramıza mesafe girmesini. Tabi yakıştıramayız. Hele aranıp sorulmayan bir insan olmayı hiç mi hiç kabullenemeyiz. O halde kendimize ve çevremize insaflı olmayı, merhameti, anlayışı telkin etmeliyiz. Ancak bu şekilde ilişkiler düzene girecektir. 

Kaynana çeşitlerine bir bakınca birçok kaynana özelliğinin karşımıza çıktığını söylemiştim. Şimdi bunlardan bir kaçını sıralamaya çalışalım. 

Oğluna çok düşkün olan kaynanalar: 

Oğullarına düşkün olanlar gelinleri ile oğullarının mutlu olmasını isterler, fakat oğullarından kopmak istemezler. Evliliğinin ilk yıllarında oğullarına düşkünlükleri had safhadadır. Çünkü evlatları yeni evden ayrılmıştır. Onu az görmek, adeta kaybetmiş olmak gibi gelir. Bu nedenle sık sık gelinleriyle oğullarının gelmesini ve sürekli görüşmeyi isterler. Hatta yeni evli çiftin kendilerinde kalmasını isterler. Hele kaynana oğlunun sevdiği bir yemeği yapmışsa onsuz boğazından geçmez ve oğlunun da sofrada bulunmasını ister. 

Fakat maalesef birçok gelin oğullarına düşkün kaynana modeline “gıcık” olur. Kaynanasının bu durumunu anlamaya çalışmaz. Hâlbuki kaynana oğlundan ayrılığa alışana kadar sık sık bir arada olmak, gidip gelmek onu rahatlatır ve mutlu eder. Bir süre sonra zaten oğlunun evli olduğu ve ayrı bir yuvasının olduğu düşüncesine alışacak ve ilişkiler de normalleşecektir. Bu alışma dönemine kadar gelin, kaynanayı hoş karşılamalıdır. 

Evliliğin ilk dönemlerinde birçok gelin, kaynanasına gitme gelme konusunda kocasıyla sürekli inatlaşır, sorun yapar. Kendisi gitmek istemediği gibi kocasının da gitmemesi için elinden geleni yapar. 

“Şimdiden çok gidersek hep öyle alışırlar, öyle isterler” korkusu oluşur. Uzak durmaya az görüşmeye çalıştıkça kaynana “oğlum elden gidiyor” korkusuyla daha fazla oğlunun üzerine düşmeye ve her şeye müdahale etmeye başlar. Gelin mesafeli durmaya çalıştıkça kaynana daha fazla tutucu olmaya ve gelinin kusurlarıyla uğraşmaya başlar. Bu durum sorunlara kapı aralar. Onun için sık sık gidip gelinmeli ve sorunlara açık kapı bırakılmamalıdır. 

Tabi beraber oturanlar için sorunlar çoğu zaman bu boyutlara gelmez. Kaynana oğlu evden çıkmadığı için onu kaybetme acısını yaşamaz. Gelin de kendisini “bu evin içinde yaşadığıma göre bana ters gelen her şeye tahammül etmek zorundayım” düşüncesiyle kendisini birçok noktada frenler. Ortak paylaşımlar fazla olduğu için insanlar beraber yaşadıklarında biraz daha birbirlerini anlama fırsatı elde ederler. Tabi gelin o evin yabancısıymış gibi davranmayı bıraktığında, uyum sağlamaya çalıştığında tüm farklılıklar birliğe ve beraberliğe dönüşür. 

Kıskanç olan kaynanalar: 

Oğlunu gelininden kıskanan kaynanalar, en çok oğlunun eşine verdiği değeri kıskanır. “Oğlumu kaybediyorum” korkusuna düşerler. Oğlunun kendisinden başka bir kadını sevmesine tahammül edemezler. Oğlunun karısını kendisinden daha fazla sevmesinden endişe ederler. Bu yüzden oğlu ve gelininin çok iyi anlaşmasından, muhabbet etmesinden rahatsız olurlar. Fakat gelinlerinin zannettiği gibi ayrılsınlar da istemezler. 

Hâlbuki kaynanayı bu duruma düşüren pek çok etken olabilir. Genellikle kendisi çok maharetli olduğu halde, çok iyi yemek yaptığı halde, çok çalışkan olduğu halde kocasından yana ilgi görmeyen, ezilen kadınlar kaynana olduklarında; oğullarının, gelinlerine olan ilgisini ve verdiği değeri kıskanırlar. 

Kaynana çok zor koşullarda çocuklarını yetiştirmiştir. Çok fedakârlık yapmıştır. Ama bir türlü kocasına yaranamamıştır. Ama elin kızı hiçbir şey bilmediği halde, kocasına yeterince hizmet etmediği halde kıymetlidir, değerlidir. Bu durum onun içinde bir burukluk oluşturur ve oğlunu kıskandığını kendisi bile kabul etmez. Kendi davranışlarını ölçüp tartamaz. 

Şeytan her insanla uğraşır. Bu durumu fark eden gelin, kaynanası normalleşene kadar onunla arasını iyi yapmaya çalışmalıdır. Bir gün şeytanın aynı vesveseleri kendisine de verebileceğini unutmamalıdır. Onu daha fazla kıskançlığa götürecek davranışlardan sakınmalıdır. Tevazulu davranmalıdır. Tevazu kalpteki hastalıkların ilacıdır. Kalpleri yumuşatır ve ön yargıları tedavi eder. 

Kaynanasının kendisini oğlundan kıskandığını fark eden gelin, onun yanında kocasıyla çok mutlu pozlara girmemeli ve eşiyle fazla muhabbet etmemelidir. Çünkü kaynanasının kıskançlık değerlerini harekete geçirdiğinde en fazla zararı kendisi görecektir. 

Bazı gelinler kaynanasının bu huyunu bildiği halde sırf onun inadına, kocası onu baş üstünde taşıyormuş gibi davranır. Ona verdiği değeri, önemi sık sık dille getirir. Bu durum zarardan başka bir şey getirmez. İnsanların zararlarından korunmak için haset ve kıskançlık duygularını körüklememek lâzımdır. 

Bir kadın “Kocam bana yıllarca ‘annemlere gidince seninle mesafeli olalım. Seninle sert ve emir verir gibi konuşsam da sen bir tepki verme’ diye yalvardı. Fakat ben gurur meselesi yaptım ve kesinlikle kabul etmedim. Onların yanında kocamın bana karşı yoğun bir muhabbetinin olduğu her fırsata dile getirdim. Ama şimdi anlıyorum ki bu davranışımın bana çok zararı olmuş” diye bahsetmişti. 

Bazı gençler evlenene kadar annelerine saygısız ve lakayt davranıyor, annesinin yemeğini beğenmiyor. Fakat evlenince karısına gösterdiği anlayış ve onun her pişirdiği yemeği yemesi annesinin kıskanmasına kapı açabiliyor. Kaynana her ne kadar “Aman karısıyla iyi olsun, yeter” dese de içten içe kıskanabiliyor ve gelinin yanlışlarını oğluyla paylaşıp onun karısına karşı ilgisini azaltmaya çalışabiliyor. 

Gelini kabullenemeyen kaynanalar: 

Oğlunun onun seçtiği kızla evlenmeyip; kendi istediği ile evlendiği kaynanalardır. Kaynana akrabadan ya da komşudan bir kızı gelin adayı olarak beğenmiştir. Fakat oğlu onu dinlememiş ve başka bir kızla evlenmiştir. Kaynana yeni gelin adayını bir türlü kabullenmez. Kızın kendisi ve ailesi hakkında devamlı kusur bulur, gündem yapar. Nişan, düğün aşamalarında sürekli sorun çıkar. Gelinin her hareketi eleştiri konusu olur. 

Bu tip kaynanalarla zıtlaşmak, inatlaşmak geline bir şey kazandırmaz. Tam aksi gelin kendisine karşı yapılan her harekete yanlış tepkiler gösterdikçe; kaynana, oğluna “gördün mü bak benim dediğim kızı almadın, bu da nasıl çıktı” tavırları sergiler. 

Her insanın bir zayıf noktası vardır. Gelin, kaynananın zayıf noktasını bulup oradan yaklaşmalıdır. Kaynananın evinin bir ihtiyacını almak, hediye almak onun gönlünü yumuşatabilir. Hoşlandığı şeyler tespit edilip ona göre davranabilir. 

Gelinlerine karşı mesafeli kaynanalar: 

Böyle kaynanalar kaynana olma konusunda ağır takılırlar. Oğullarına, gelinlerine hiçbir şekilde müdahale etmezler. Onları evlendirerek bütün görevlerini yapmış gibi dururlar. Gelinlerinin, oğullarının sık sık gelip gitmesini isteler ve yollarını gözleseler de bunu dile getirmezler. Müdahaleci bir kaynana görüntüsü vermekten çekindikleri için bu konuda kendilerini fazlaca kasarlar. Onları kendi hallerine bırakmamak, irtibatı kesmemek gerekir. Her kaynana, oğlunun ve gelinin devamlı kendisine gelip gitmesini ve ev işlerine el atmasını bekler. 

“Başkaları ne der” düşüncesi hâkim olan kaynanalar: 

Bu kayınvalideler için en önemli şey “el ne der” düşüncesidir. Bütün gayretleri ele güne karşı kusursuz bir görüntü vermektir. Eve misafir geldiğinde gelinin hep hizmet halinde görünmesini isterler. Sürekli başkalarına karşı açık vermeme kaygısındadırlar. Gelinlerinin kendilerine hizmet etmesinden her kaynana gibi onlar da mutlu olurlar ve bununla gurur duyarlar. Sürekli başkalarına karşı gelinini iyi yöneten, ona göz açtırmayan bir kaynana olarak görünmeyi isterler. Onlar için özellikle akrabalarının kendileri hakkındaki izlenimi çok önemlidir. Anlayışlı olmak ve kaynananın taleplerine açık olmak gereklidir. 

Hep takdir edilmeyi, beğenilmeyi isterler. Onları takdir etmek çok mutlu eder. İşini bilen gelin devamlı kaynanasını takdir ederek gönlünü fetheder. 

Feminist kaynanalar: 

Onlara göre erkek milletinin hepsi aynıdır. Onların gözünü açtırmamak lazımdır. Oğulları da olsa gereken tedbiri almak gereklidir. Gelinlerine “Kocanızın ipini elinize alın” derler. Oğullarına karşı gelinlerini şişirirler. Onlara uymak doğru değildir. 

Gelininden çekinen kaynanalar: 

Yeni nesil kaynanaların birçoğu fena halde gelinlerinden korkuyor. “Oğlan zaten bizim oğlan aman gelinle arayı bozmayalım” diye her daim gelinle iyi geçinme çalışıyorlar. Gelinlerin her türlü saygısızlığını görmezden gelip; haklı mazeretler bulmaya çalışıyorlar. Oğlu ve gelini arasındaki tatsızlıklarda da feminist kayınvalideler gibi hep gelinden yana olmaya çalışıyorlar.
Böyle kaynanalar gelinlerini yüzden gözden çıkartıyorlar. Arada saygı diye bir şey kalmıyor. Gelin akıllıca davranıp geleceğine yatırım yapmalı ve kaynanasına saygıyı elden bırakmamalı, onun da beklentilerinin olabileceğini hesaba katmalıdır. 

Ahlakı herkes tarafından kötü olarak bilenen kaynanalar: 

Çevrelerine karşıda huysuz ve geçimsizdirler. Akrabalarına, eşlerine ve kendi evlatlarına da kötü davranırlar. Yapılan iyiliklere bile bir kulp takarlar. Arıza çıkaracak şeyleri mutlaka bulurlar. Bu tiplere kızmak ve sinirlenmek, yaptıklarında mantık aramak insanın ruh sağlığını bozar. Onun için sadece dua etmek ve davranışlarından dolayı küsmemek lazımdır. 

Kaynanaya hizmet etmek, yanlışlarına katlanmak, her ne olursa olsun alâkayı kesmemek ahirete yatırım yapmaktır. Hele kaynana zor bir insan ise bunları yapmanın ecri çok daha fazladır. İslam gibi bir davası olan kadının, kaynanasına kin yapması, yaptığı çalışmaya ters bir durumdur. Allah bile insanı affederken; kulun kulu mahkûm etmesinden daha acı bir durum yoktur. Hepimizin affedilmeye ihtiyacı vardır. 

Her anne hürmete ve saygıya layıktır. Unutmayalım ki eşimizin cenneti onun annesinin ayaklarının altındadır. 

Son olarak şunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Her kaynana bu anlattığımız özelliklerde değildir. Çok anlayışlı, gelinine hayattan aldığı dersleri bir bir aktaran, tecrübeleriyle bir öğretmen gibi gelinini yetiştiren kaynanalar da vardır. Rabbim bizi bu meziyetlerde olanlardan eylesin inşallah. 

Yatırımı şimdiden yapmak dileğiyle Allah’a emanet olunuz. 





  

Yorumlar